Isine bagli bir kadindi on birinci.
Hos, olmasin da ne yapsin?
Bir zalimin yaninda gündelikçi;
Adi Luksandra
Gece odama gelir,
Sabaha kadar kalir.
Konyak içer, sarhos olur,
Sabahi da, isbasi yapardi safakla....
Gelelim sonuncuya.
Ona baglandigim kadar
Hiçbirine baglanmadim.
Sade kadin degil, insan.
Ne kibarlik budalasi,
Ne malda, mülkte gözü var.
Esit olsak, der,
Hür olsak, der.
Insanlari sevmesini de bilir,
Yasamayi sevdigi kadar.
Allah aşkına ey bedenim , kaç defa birlikte gezdik. Kim katettiğimiz mesafeleri hesaplayabilir? Gökyüzünün ve yeryüzünün nimetlerinden neler neler yedi? Ne nefesler alıp verdin! Sadece nefeslerini toplayabilirler , onlardan nice deprem ve fırtınalar yaratırdım. Fakat ey bedenim , biz fırtına ve depremler yaratmak için yaratılmadık , bilakis meltemler, serin rüzgarlar ve hayatlar yaratmak için yaratıldık . İşte ben vaziyetimi yazıyorum . Seni kime vasiyet edeyim?
Güveye! Güveye! Güveye!
Affet , ama af dileme!
......................
Ey kalp, ey kalp!
........................
Ey kalp, ey kalp, ey kalp!
.....
Ey yaratıcısının yaratılandaki nabzı!
Ey ezelleri ve edebleri toplayan!
Ey hüzünlerin ve sevinçlerin gemisi!
Ey ışık ve karanlıkların kaynağı!
Ey gam ve kederin yuvası!
Ey âhların, vahların yatağı!
Ey hayatın beşiği ve ölümün kabri!
Ey şevkin boğazlandığı yer ve ve ümidin mihrabı!
Ey vehimlerin deposu ve düşlerin sahnesi!
Ey şüphenin kılıfı ve keskinliğin zırhı!
Ey saatlerin , yılların, asırların zili!
Ey körlerin ve görenlerin rehberi!
Ey dünün kulağı , bugünün gözü,yarının basireti !
Ey barışın yumurta bıraktığı ve harbin de bırakılan bu yumurtaya sinesini açtığı yuva!
Ey rahmet kabı ve intikamı mancınığı!
Ey sevinç anında sınırlanamayan feza ve darlık anında iğne deliği !
Ey kâğıdı kan, hokkası kan, harkşeri kan olan kitap!
Ey ilahın testisi ve şeytanın çöplüğü!
Ey melodisi çoşkun olan gitar!
Ey donmayan aç , ey kanmayan susuz!