6/10
·60 syf.··
2026 8. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 00:58
Merhaba kitap dostlarım Bugün sayfalarda kaybolurken altını çizdiğim satırlarla, Selcen Gezgin Leyl adlı deneme kitabını masaya yatırıyoruz. Kitap, adeta ruhun derinliklerine çekilen bir gece sığınağı gibi. Selcen Gezgin kaleminden bir araya getirilmiş zarif çiçekler gibi, farklı yoğunluktaki duyguların bir araya gelişini anlatıyor. İsmini gecenin asaletinden alan Leyl hayatın içinden süzülen denemeleriyle sessiz bir liman arayanlara hitap ediyor Selcen Gezgin kelimelerle öyle bir atmosfer kurmuş kii mutlaka kütüphanede bulunmalı keyifli okumalar dilerim " Bu kelimeler, kağıda dökülene kadar sahibinindir, döküdükten sonra artık okuyanın olur.." "Ve bazen, hatırlamak, unutmanın bile dayanamayacağı kadar ağırdı." Leyl Selcen Gezgin
İnsan ve Duygular
LeylSelcen Gezgin · 40 KİTAP Yayınevi · 20261 okunma
Ne Harika Bir Anlatı!
7/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 175. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:36
Kemal Tahir’in Esir Şehrin İnsanları romanına başlamadan önce bunun bir üçlemenin ilk kitabı olduğunu bilmiyordum ve kitabın ilk birkaç bölümünü bitirdiğimde hemen diğer iki kitabı da sipariş ettim. Kitabı bitirdiğimde ise aslında yazarın yalnızca işgal altındaki bir şehri değil, o şehrin içinde sıkışıp kalmış insanları da anlattığını fark ettim ve iyi ki gecikmeden diğer iki kitabı da sipariş etmişim diye düşündüm. Romanın en başarılı taraflarından biri, Kurtuluş Mücadelesi dönemini sadece cephede verilen bir savaş olarak ele almaması. Kemal Tahir, işgal altındaki İstanbul’da yaşayan insanların düşüncelerini, korkularını, çıkar çatışmalarını ve değişen şartlar karşısında aldıkları tavırları anlatıyor. Çünkü o dönemde mücadele sadece cephede değil; insanların kendi vicdanlarında, alışkanlıklarında ve seçimlerinde de yaşanıyordu. Romanın merkezindeki Kamil Bey’in yolculuğu bence klasik anlamda bir kahramanlaşma hikayesi değil, bir uyanış hikayesi. Paşa çocuğu olarak yetişmiş, iyi eğitim almış, sanatla ilgilenen ve belirli bir konfor içinde yaşamış bir insanın; zamanla içinde bulunduğu toplumu, dönemi ve kendi sorumluluklarını fark edişini okuyoruz. Bu değişimin en başarılı yanı ise aceleye getirilmemesi. Kamil Bey bir anda başka bir insana dönüşmüyor; önce görüyor, sonra anlamaya başlıyor ve en sonunda nerede durması gerektiğine karar veriyor. Aslında romanın ismi de burada daha anlamlı hale geliyor. İstanbul sadece askeri olarak işgal edilmiş bir şehir değildir; bazı insanlar da alışkanlıklarının, eski düzenlerinin, yetiştirildikleri çevrenin ve kaybetmek istemedikleri hayatlarının içinde esirdir. Burada vatan esir düşmüşken, kendi konforunu düşünen hiç kimsenin -fiziken esir olmasa bile- özgür olamayacağı, okuyucuya tane tane anlatılıyor diyebilirim. Kamil Bey’in
Edebiyat
Esir Şehrin İnsanlarıKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 202613,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Albaya Mektup Yok (Gabriel Garcia Marquez)
Puan vermedi·80 syf.··
2026 9. kitabı
YAZAR: GABRIEL GARCIA MARQUEZ YAYIN: CAN YAYINLARI ÇEVİRİ: HANDAN SARAÇ 1982 Yılı Nobel Edebiyat Ödülünü almış bir yazarın umut, bekleyiş, yoksulluk, yalnızlık, onur temalarını işleyen uzun bir öykü kitabı. Ülkesi uğruna savaşarak hizmet vermiş yaşlı Albay, yaptığı hizmetlerin karşılığını alamamış, emekliye ayrılmış bir askerdir. Sıkıntılı, zorlu yaşlılık dönemi geçirmektedir. Özellikle ekim ayında artan bağırsak hastalığı ve yüksek ateş şikâyetleri, sağlık problemleri ile uğraşmaktadır. Karısı ise astım hastasıdır ve sürekli nöbet geçirmektedir. Oğulları yasadışı bildiri dağıtırken polis tarafından vurularak öldürülmüştür. O açlık, yoksulluk içinde oğullarını hatırası olarak beslemeye çalıştıkları, kendilerinden önce ona yiyecek olsun diye mısır buldukları horoz, aynı zamanda bir umudun sembolüdür. Horozu görmeye gelen öğrenciler, horoz dövüşü için para biriktirenler… Karısı ise oğlunun ölüm sebebi olarak horozu, horoz dövüşlerini görmektedir. Kasaba hem ekonomik hem de toplumsal olarak baskı altındadır. Sıkıyönetim ve geceleri belli bir saatten sonra sokağa çıkma yasağı vardır. Cenazenin geçtiği yol bile sıkıyönetim kurallarına göre değiştirilebilmektedir. Albay, bu zorlu kasaba yaşamında hak ettiği emekli aylığını almayı on beş yıldır beklemektedir, her cuma günü postaneye giderek mektup yolu gözlemektedir. On dokuz yıl önce meclis yasayı çıkardığı zaman, hakkını kanıtlaması sekiz yılını almıştır. Sonra listelere alınabilmek için bir altı yıl daha harcamıştır. Kitap biter, Albay’ın beklediği mektup hâlâ gelmez… Aslında beklediği sadece maaş değildir, aynı zamanda devlet tarafından hatırlanmak ve emeğinin karşılığını görmektir. Parasal sıkıntılarının çözümü için ise horozun dövüşü kazanmasına, horozun getireceği kazançtan yüzde yirmi pay almalarına bel
Albaya Mektup YokGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202010,3bin okunma
8/10
·480 syf.··
2026 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 21:15
Sıcacık, samimi, içten ve duygusal bir mahalle kurgusu okumaya ne dersiniz ? Elzem: Leyla Gecesi, sadece bir aşk hikâyesi değil; geçmişin izleri, yarım kalmış duygular ve kaderin insanı beklenmedik yerlere sürükleyişi üzerine dokunaklı bir yolculuk. Leyla ve Akın'ın yaşadığı duygular samimi hissettiriyor, özellikle özlem ve umut duygusu hikâyenin her sayfasına sinmiş. Kitabı bitirdiğimde içimde hem tatlı bir huzur hem de hafif bir hüzün kaldı. Bazı kitaplar bittiğinde hikâye kapanır, bazıları ise kalbinizde yaşamaya devam eder. Elzem benim için ikinci gruptaydı. Hümeyra Elzem: Leyla Gecesi
Düşünce
Elzem: Leyla GecesiHümeyra · Guardian Yayınları · 2026133 okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 148. kitabı
Yapabileceğimiz tek şey yarına kadar ölmemek…” Bu cümleyle başlayan roman, daha ilk sayfalardan itibaren merak duygusunu diri tutmayı başarıyor. Avanos’ta yaşanan gizemli bir olayla başlayan hikâye; Antalya’dan Payas’a uzanan, suç, sırlar ve geçmişle örülü sürükleyici bir yolculuğa dönüşüyor. İsimsiz öğretmen karakteriyle birlikte gerçekle yüzleşirken, aşkın, sadakatin ve insanın sınırlarının da sorgulandığı bir hikâyenin içinde buluyorsunuz kendinizi. Yerel kültürün, Payas’ın sokaklarının, insanların ve yaşamın romana ustalıkla işlenmesi kitabı daha da etkileyici kılıyor. Karakterlerin değişen yüzleri, beklenmedik gelişmeler ve ters köşeler sayesinde sayfalar hızla akıp gidiyor. Sadece bir suç romanı değil; aynı zamanda aidiyet, geçmiş ve insan ilişkileri üzerine de düşündüren bir eser. Gizem, suç ve yerel dokularla harmanlanmış bu romanı merak duygusunu seven okurlara tavsiye ederim.
Yarından Önce ÖlmeUğur Oğuz · Kavim Yayıncılık · 20267 okunma
7/10
·80 syf.··
2026 36. kitabı
Hayaletler, klasik bir dedektif hikâyesi gibi başlar ama çok kısa sürede bu kalıpları parçalayan bir metne dönüşür. İsimsiz sayılabilecek kadar soyut karakterler (Blue, Black, White) üzerinden ilerleyen hikâyede, dedektif Blue’a verilen görev oldukça basittir: Black adlı adamı izlemek. Ancak sorun şu ki, izlenen kişi neredeyse hiçbir şey yapmaz. Günler geçer, haftalar geçer, ama Black sadece oturur, yazar, düşünür… Bu sıradanlık, Blue’nun zihnini kemirmeye başlar. Zamanla görev ile gözlemci arasındaki sınırlar bulanıklaşır. İzleyen ile izlenen kişi birbirine dönüşmeye başlar. Hayaletlerde, olaydan çok bekleyiş anlatısı diyebiliriz. Auster burada hareketi minimuma indirir ve okuru da bu durağanlığın içine çeker. Blue’nun yaşadığı yalnızlık, insanın kendi varlığıyla baş başa kaldığında hissettiği rahatsız edici boşluktur. Karakterlerin isim yerine renklerle belirtilmesi, bu yabancılaşmayı daha da derinleştirir; bireysel kimlik silinir, geriye yalnızca roller ve gözlem kalır. Serinin ortanca kitabı Hayaletler zorlayıcı bir sabır sınavı diyebilirim. Anlatım yormadı ama olaylar yordu.
Edebiyat
HayaletlerPaul Auster · Can Yayınları · 20181,125 okunma