Nihayetinde susacağım. Ama ne zaman. Zaman?
"Zaman benim. Ama fark etmiyorum. Henüz içimdeki dürtüleri anlamlandırmaktan acizim. Öğretilmiş duygularla kurduğum o yarım yamalak dünyamda, ne kimi nasıl seveceğimi biliyorum, ne kiminle nasıl sevişeceğimi."
Oyunun en can alıcı sahnesi budur. Babaların edepsizce öfkelenişine, annelerin bu öfkeden edepsizce tat alışına tanık olan her kutsal çocuk, o tanıklıktan biraz daha yaşlanmış ve biraz daha eksilmiş ve biraz daha delirmiş olarak yeniden doğar. Artık, zamanın içinden ve nice kötülükten geçerek bugüne gelecek bir gergedan kadar öfkelidir.
Hayatta kalamayacağım bir iklimde yapayalnız bırakılmışlığımın öfkesiyle...
Yeminimden döneceğim ve kendi yaratıcısına kinlenen bir gergedana dönüşeceğim.
Varlığımın intikamını almak için yola düşeceğim.
Zamanın içinden geçeceğim.
Ailenin içinden geçeceğim.
Ahlakın içinden geçeceğim.
İnancın içinden geçeceğim.
Devletin içinden geçeceğim.
Senin içinden geçeceğim.
Aradığım bir şey vardı, beklediğim bir kurtuluş anı, bir "her şey yoluna girecek"duygusu... Başta varmayı umduğum yer neresiydi, artık pek emin değildim ama oraya varamadığım kesindi.