Oğuz Atay kitaplarını mutlaka iki kez okumalısınız!
Puan vermedi·479 syf.··
2026 296. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:37
Tehlikeli Oyunlar'ı ikinci kez okudum ve ilk okumamda fark edemediğim birçok ayrıntıyla karşılaştım.İlk seferinde Hikmet Benol'un zihinsel karmaşası ve romanın parçalı yapısı beni zaman zaman yormuştu.Bu kez ise aynı dağınıklığın aslında bilinçli bir tercih olduğunu,karakterin iç dünyasını okura hissettirmek için kurulduğunu daha net gördüm. Bununla birlikte,Tehlikeli Oyunlar kusursuz bir roman değil.Yer yer bilinç akışı tekniğinin fazlasıyla uzaması,bazı diyalog ve monologların tekrar hissi vermesi okuma temposunu düşürüyor. Oğuz Atay okurundan sabır istiyor;hızlı tüketilecek bir roman yazmıyor.Bu yönüyle herkese hitap etmeyeceği de açık. İkinci okumam bana şunu gösterdi:Bu roman bir olay örgüsünden çok bir zihin yolculuğu İlk okumada kaçırılan göndermeler, ironiler ve psikolojik derinlik ikinci okumada kendini daha belirgin biçimde gösteriyor Belki de Tehlikeli Oyunlar'ın gücü burada yatıyor;her okuyuşta farklı bir yüzünü gösteriyor. Sonuç olarak,Tehlikeli Oyunlar kolay sevilecek bir roman değil ama emek veren okurunu fazlasıyla ödüllendiriyor.İlk okuyuşta anlamaya çalıştığım metni,ikinci okuyuşta hissetmeye başladım.Bazı kitaplar okunur ve biter;Tehlikeli Oyunlar ise her okuyuşta yeniden kurulan,okuruyla birlikte değişen romanlardan biri.
1000Kitap
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2026 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:40
Detaylar’ı aslında hiçbir şey bilmeden, tamamen öylesine sepetime atmıştım. Hatta kitaba başlarken hakkında hiçbir fikrim yoktu. Ama bazen bazı kitaplar bizi biz seçtiğimiz için değil, tam da o dönemde onlara ihtiyacımız olduğu için bulur. Detaylar benim için tam olarak böyle bir kitaptı. Kitabın ilk sayfalarında anlatıcının kim olduğunu, karakterler arasındaki ilişkinin ne olduğunu anlamaya çalışırken buldum kendimi. Fakat sayfalar ilerledikçe bunun aslında bir olay romanı olmadığını fark ettim. Bu kitap; hayatımızdan geçen, bizi değiştiren, bazen kıran, bazen çok güzel hissettiren insanların yıllar sonra bile içimizde yaşamaya devam etmesini anlatıyordu. Bir roman, bir koku, bir şarkı, bir cümle ya da bir yüz ifadesi… Bazen yıllardır konuşmadığımız insanları bir anda zihnimize geri getirir. Hayatlar çok farklı yönlere akmış, yollar çoktan ayrılmış olsa bile bazı insanlar hafızamızdan tamamen silinmezler. Çünkü onlar sadece hayatımızdan geçmezler, üzerimizde iz bırakırlar. Kitabı okurken sürekli şunu düşündüm: Acaba şu an hayatımda olmayan ama bir şarkı duyduğunda, bir kitap okuduğunda ya da küçücük bir detayda beni hatırlayan insanlar var mı? Johanna, Niki, Alejandro ve Birgitte üzerinden anlatılan hikâyeler aslında yalnızca bu insanları değil, anlatıcının kendisini de anlatıyordu. Çünkü bazen bir insanı hatırlamak, aslında onun yanında olduğumuz kişiyi, yani geçmişteki kendimizi hatırlamaktır. Kitapta beni en çok etkileyen noktalardan biri ise anne karakteri oldu. Hayatımızdaki en önemli insan olmasına rağmen Birgitte’nin en sona bırakılması ve diğerlerine göre daha kısa anlatılması bana çok anlamlı geldi. Belki de bazı insanlar detaylarla anlatılamayacak kadar hayatımızın içindedir. Onları dışarıdan gözlemleyemeyiz çünkü onlar zaten kim olduğumuzun bir
DetaylarIa Genberg · İthaki Yayınları · 20251,356 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Tarlakuşuydu Juliet
Puan vermedi
Öncelikle kitabı henüz bitirmiş değilim. Ama bana yeni aydınlanmalar yaşatan bu kitabın öyle bir noktasına geldim ki "işte bir işaret!" dedim. :D Halbuki kitap işaretleri, mistisizmi reddedip bilimsel bir bakışaçısından aşkın tanımını kabule ikna ediyordu. Kitap bu noktaya kadar aşkı daha önce üzerine kafa yormadığım ve muhtemelen çoğu insanın da üzerine uzun uzun düşünmeyeceği bir açıdan ele alıyor ilk sayfalarda. Kitaba göre hepimizin çocukluktan gelen romantik imgeleri var. Ve bunları aileden ya da yakından gördüğümüz ilişkilerden öğrendik. Onlar gibi olmak yada tam tersi. Yıllar içinde kendi imgelerimizi ve beklentilerimizi oluşturduk. Sonra bu imgelere uygun olduğunu düşüdüğümüz biriyle karşılaştık. Alın size aşk :D Belki bir görünüştü imgelemimiz, belki de bir gülüş, bir ses, bir koku, duruş, düşünce tarzı... Öyle yaşatmışız ki içimizde; "Seni yıllardır tanıyor gibiyim." Bu cümle bize mistik bir düşünce kapısı açıyor. Halbuki bizim aşk süzgecimiz, hayalimiz buydu zaten. Görmeden yaşattık. Sonra bulduk... Oldu ya bu kişiyle romantik bir ilişki ve evlilik yoluna girdik. Bu aşamada mutlu olmak ve elbette mutsuz olmak riski yarı yarıya. Masallar da zaten risk almayıp bu noktada bitiyor. :)) Leyla ile Mecnun kavuşsaydı, gene öyle severler miydi birbirlerini, diye düşünmüşsünüzdür belki. Yıllar önce bir tiyatro izlemiştim. "Tarla Kuşuydu, Juliet" Lise yıllarımda ailecek gittiğimiz ilk tiyatro gösterimiydi bu. Kitabı okurken hep aklıma bu tiyatro geldi. Ve 3. bölüm de bu tiyatro alıntısıyla başlayınca hala romantik imgelemlerimin oluşmakta olduğu yıllara doğru bir seyahate çıktım. Ve neden bilmiyorum aşkın bu tarifi hoşuma gitti. Galiba sürekli mistik bir şeyler arıyordum aşk denince. Herkesten farklı, kimsenin hissetmediği, kutsal, çok kutsal bir şey. Evet hala çok
1000Kitap
Çiftlerde TükenmişlikAyala Malach Pines · İletişim Yayınevi · 201750 okunma
Kara Keşiş|Anton Çehov
7/10
·43 syf.·
2026 140. kitabı
Anton Çehov’un 1890’lı yılların başında, rüyasında tarlaların üzerinde uçan uğursuz bir kara keşiş görmesi ile başlayan bu öykü bilim insanı Kovrin tarafından şekilleniyor. Kovrin kendisini Tanrı’nın seçilmiş bir dâhisi olarak görür, fakat sadece delirmeye başlamıştır. Kara keşiş ile yaptığı konuşmalar eşi Tanya ve Tanya’nın babası ile olan ilişkilerinin nasıl şekillendiğini anlatıyor. Tanya ve babası Kovrin’i iyileştirmeye çalışır, iyileştirir de fakat neden, neden iyileştirdiniz beni diyerek yakınır. Deliriyordum, fakat neşeli, zinde ve hatta mutluydum, ilginç ve orijinal biriydim. Şimdi ise herkes gibiyim der. Belki de herkesi düzeltmeye çalışmak yerine deli de olsa, olduğu gibi kabul etmemiz gerekiyordur . Çehov bu öyküsünde dâhilik ve delilik arasındaki ilişkiyi anlatıyor.Gerçekten de,her dâhi biraz deli midir?Yoksa kendini dâhi sananlar mı deliriyordur? Kısa, tek oturuşta bitirebileceğiniz bir öykü. Ama anlatılmak istenen zihnimizde uzun süre yer edebilir . Herkese keyifli okumalar ..
İnceleme
Kara KeşişAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 20229,6bin okunma
6/10
·256 syf.··
2026 11. kitabı
Balzac severim ama sanırım epeydir onun eserini okumadım diye ya da parça parça okudum kitabı diye sanırım bi almadı beni içine. Alır gibi oldu ortalarda ama yine kaçtım. Başrol otuzunda kadından ziyade bir Aile aslında. Belki de beklentim böyle olduğu içindir. Beni anlatacak sandım zaar.
Otuzunda KadınHonore de Balzac · Sentez Yayınları · 20092,650 okunma
Sonu için okunur bence;))
7/10
·318 syf.··
2026 100. kitabı
Bu kitabı, ortaokul 7 olmalı;evet o zaman okumuştum ve hatırımda kalması güzel:)) o zamanlar okuduğumda kitaplar hakkında dahası yazım şekli - üslup vs. hakkında pek bilgili değildim ama bana aşırı güzel gelmişti dahası heyecan vericiydi. Bu gün şu an ki aklımla tekrardan gözden geçiriyorum o kadar şahane diyemem ama geçmiş yıllar ve şu an ki yıllara kıyasla fena değildi. Kitapta iki kız kardeş arasındaki çarpık aşk oyunları, nefret ve fazlasıyla kıskançlık teması işlenmişti ve asıl bombayı da sonda patlatıyordu yazar . Heyecan verici bir kitaptı bu arada . Yazım şekli ise daha önce denk gelmemiştim belki de ondan o zamn çok etkilenmiştim ve unutmadım herhalde :) Yazarımız bizi şimdiki zamandan geçmiş zamana götürerek bugüne varmamızı sağlayacak bir yazım tekniği kullanmıştı ve bu da kitaba ayrı hava katmıştı bence .
Duygu ve Düşünce
Çilekteki NefretCeyda Kılınç · İlya Yayınevi · 20071,379 okunma