Bir Zamanlar Hayat Bizimdi...
Madrid sokaklarında, İspanya İç Savaşı'nın karanlık günlerinin ardından, küçük bir ikinci el kitapçı işleten Lola ve Matias'ın sevgiyle örülmüş hayatlarına bir gün sessizce bir kadın sızar: Alice.
Alice ve Lola, Lepiska Saçlı Kız adlı kitabı birlikte okurken, yalnızca satırların arasında değil, birbirlerinin hayatlarında da yolculuğa çıkarlar.
Bir kadının yalnızlığı...
Sevmesi, sevilmesi...
Kimlik arayışı, dostluğu, cömertliği ve gücü...
Naiflik ve zarafetle örülmüş bir dünyanın içinde; hayatına girenler, hayatından çıkanlar, yaptığı seçimler ve onların izleri...
Yazarın birbirine karışmadan, incelikle ördüğü anlatım sayesinde zaman zaman kendimi okuduğum kitabın içinde başka bir kitabı okutması...
Bazı kitaplar bittiğinde büyük cümleler kurdurmaz insana. Sadece kapağını kapatıp bir süre sessiz kalmak istersiniz.
Kitabı kapatır, bir durup etrafını hisseder, kahve kokulu Madrid sokaklarında belki bir otobüste , belki de yağmurun altında şemsiyeni açıp yürüdüğünü hayal edersin. Tüm duyguları, tüm atmosferi hisseder, kitabın içinde kalır çıkmak istemezsin.
Bir Zamanlar Hayat Bizimdi benim için böyle bir kitaptı.
Detaylara girip okuma keyfini kaçırmak istemiyorum ama kitabı bitirdiğimde geriye kalan duygu şuydu:
İyi ki okudum.