Bu kitapta özellikle aidiyet,kimlik arayışı ile ilgili çarpıcı düşünceler ve birazcıkta kendi üzerinden kendi yaşadıkları üzerinden de samimi bir dille yazmış yazar. Amin Maalouf'un bu kitapta dile getirdiği kimlik arayışı yüzyıllar boyunca belkide her zaman hep bir sorun ve arayış olarak kalacak ve bu konu hakkındaki düşünceleri bireyi tek bir aidiyete indirgemenin yarattığı o görünmez ama yıkıcı cepheleri gözler önüne seriyor. Maalouf, kimliğin statik bir duvar değil, sürekli katmanlanan ve akış hâlinde olan bir mozaik olduğunu hatırlatırken, bizi "biz ve onlar" tuzağına düşmekten koruyacak o insani reçeteyi de sunuyor: Kendi çok kültürlülüğümüzle ve karmaşıklığımızla barışmak.
Sonuç olarak Ölümcül Kimlikler, sadece sosyolojik bir analiz ya da politik bir eleştiri değil; küreselleşen dünyada aidiyetini ve yönünü kaybetmiş modern insanın içsel pusulası. Yazarın kendi göçmenlik ve çok kültürlülük deneyiminden süzülen bu içten uyarı, sınırların ve zihinlerin giderek katılaştığı günümüzde geçerliliğinden hiçbir şey kaybetmiyor. Kimliklerimizi birbirimize karşı kuşanacağımız birer silah olarak değil, bizi birbirimize bağlayan köprüler olarak görmeyi başarabildiğimizde, Maalouf’un bu zamansız feryadı da tam anlamıyla karşılığını bulmuş olacak. Kendi içindeki çok sesliliği kaybetmek istemeyen her okurun, altını çizerek okuması gereken bir başucu eseri.