Bir kadına yakın duran herkes, aslında iki kadının huzurundadır: Bir dış varlık ve bir içsel criatura; bunlardan biri üstdünyada yaşarken, diğeri ise kolaylıkla görülemeyen bir dünyada yaşamını sürdürür. Dışarıdaki varlık gün ışığıyla yaşar ve kolayca gözlenebilir. Çoğu zaman pragmatik, kültürlü ve çok insanidir. Bununla birlikte criatura genellikle çok uzaklardan gelerek yüzeye çıkar, çoğu zaman göründüğü hızla ortadan kaybolur, yine de her zaman arkada bir duygu; şaşırtıcı, özgün ve bilgece bir şey bırakır.
Kadınlardaki bu ikili doğayı anlayan erkekler, hatta kadınlar, kimi zaman gözlerini kapatıp Tanrı’dan yardım dilerler. Kadınların ikiz doğasının paradoksu, bir tarafın duygusal anlamda soğukken, diğer tarafın daha sıcak olmasından kaynaklanır. Bir taraf ilişki açısından daha kararlı ve zenginken, diğeri biraz değişkendir. Genelde bir taraf daha mutlu ve esnekken, diğeri ‘ne idüğünü bilmediği’ şeylere özlem duyar. Biri neşeliyken, diğeri tatlı sert ve dalgın olabilir. Bu ‘Bir Olan İki Kadın’ psişede binlerce şekilde birleşen ayrı ayrı, ama birbirine bitiştirilmiş unsurlardır.