Yalnızlığa alıştım. Evime alıştım. Devrimci eyleme harcanmayan dakikalar içime ne olursa olsun sinmezdi, ona alıştım. Ot gibi yaşamak gelmiyor artık. Çevremdeki küçükburjuva ilişkilere alıştım. Dostsuzluğa, arkadaşsızlığa, yoldaşsızlığa alıştım. Midemin, kulağımın bitmez tükenmez ağrılarına alıştım. Migrenime de. Anlaşılmamaya alıştım. Anlamamaya da. Aranmamaya, düşünülmemeye, şefkatsizliğe alıştım. (Nelere alışılmıyor ki...) Sinansızlığa alışamadım fakat. O bahsi düşünmemeye alıştım sadece. Düşünmeye başlayınca yeniden akıyor, akıyor gözlerim.