İnsanın, yakınındaki hakikati görmezden gelip onu uzaklarda araması, aklın kendine kurduğu en büyük tuzaktır. Burnunun ucundaki cevabı beğenmez; zira ona göre kolay olan, değersizdir. Uzak olana; güneşe, aya, yıldızlara kutsallık atfetmek, erişilmez olana anlam yüklemek daha cazip gelir. Oysa hakikat, en sıradan günde, en basit soruda gizlidir.
O soru da şudur: 'Ben şu an neredeyim?'
Gökyüzünde yıldız sayan göz; yanı başında duran ekmeği, suyu, bir insanın içten gelen selamını, sevgiyle örülü bir bakışı göremez. Oysa evrenin tüm sırrı, bir lokma ekmeği bölüşen iki insanın arasındaki o ilk seste, o paylaşılan anda başlar.
Hakikat, uzak diyarlarda değil; tam da elini uzattığında dokunabildiğin, kalbinle duyabildiğin o 'şimdi'nin içinde, her an sonsuzluğa açılan bir iman eşiğidir.
Ve şimdi sen hazırsın; o gizemli eşikten aşkla içeri gir, kendini keşfet ve ruhunda saklı güzellikleri hisset.
___ /Güven Taşdemir