Puan vermedi·155 syf.··
2026 7. kitabı
Yaklaşık bir hafta süren süreçten sonra kitabı bitirdim. Gayet etkilenmiş ve bilgilenmiş bir vaziyette olduğum düşüncesiyle birkaç inceleme yazısı okudum. Açıkçası çok hoş incelemeler yazılmış o incelemeleri de okuduktan sonraki mevcut ahvalim ekseninde okuduğum incelemelerdeki objektiflik ve mantıklılıktan bi hayli uzak kendi dünyamdan anlatacağım eseri. Şimdiki yazacaklarım safiyane ben. Bir sene önce nereden duyduğumu dahi hatırlamadığım biz sözle karşılaşmış o sözü yazıp çalışma masama koyacak ve her oturduğumda okuyacak kadar da etkilenmiştim. NİETZSCH' nin "Yaşamak için bir nedeni olan kişi, neredeyse her nasıla katlanabilir." sözü. Bu kitapta da çokça kez alıntısı geçiyor olması şaşkınlık ve memnuniyet duygularını oluşturdu. Kitabın özeti nezdinde olan bu sözden sonra daha detaylandırmak isterim incelememi. Kitap üç bölümden oluşuyor diğer okurlar gibi ben de ilk bölümün hızlı aktığı ikinici bölümün ise daha yavaş ilerlediği kanısındayım. İlk bölüm yazarın anılarından oluşuyor. Öylesine farklı ve hayatın olağan akışına aykırı deneyimler kii... Yalnızca o toplama kampını bizzat yaşayan birisinin kaleminden öğrenmek eseri özel bir noktaya ulaştırıyor. En çok etkilendiğim ilk bölümden, sanırım doktor olan yazarın o kampta kitapta kendilerine öğretilen insan yaşamının hiç de yazıldığı gibi olmadığı ve insanın çok onur kırıcı ve standartların epey aşağısında dahi yaşayabilmesi gerçeğiydi. Günümüz modern çağında bir nevi şımarıklık olarak da isimlendirebileceğimiz insanın "şunu yapamam, şunsuz yaşayamam..." vb düşüncelerinin şartlar gerçekleşince nasıl da yaptığını bizlere anlatıyor. Kitabın bana dokunduğu öyle çok kısmı var ki aslında şöyle bir düşününce yazsam neredeyse kitabın aslı kadar süreceğinin farkına vardım. Bu farkındalığım sonrası daha genel bahsedecek
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,4bin okunma
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Selamlar kitapkurtlarım. Size bir soru ile geldim. Sabah uyandığınızda veya durduk yere kendinize “Ben mi şu an hayal alemindeyim, yoksa rüyamda mı hayal alemindeydim?” diye o karman çorman düşüncelere daldığınız oldu mu? İşte böyle birkitap var elimde: Karanlık Madde. Kendi kendime rüyalarımdaki o hayatı öyle bir seviyorum ki geri dönmek istemiyorum veya hiç sevmeyip “Çok şükür benim gerçek hayatım burasıymış” diyerek can havliyle uyanıyorum. Kitabı okurken aklım sürekli bu gitgellerle ve şu soruyla boğuştu:Belki de şu an bu dünyada varolan halimiz, sadece tek bir olasılığın sonucu. Çoklu âlemlerin, farklı boyutların içerisinde bu hayatın bambaşka versiyonları aynı anda yaşanıyor olabilir. Başka bir boyutta, seçmiş olduğumuz farklı olasılıkların getirdiği bambaşka bir sonuçla, tamamen farklı bir formda hayat süren diğer “bizler” nefes alıyor olabilir. Rüyalarımızda gidip geldiğimiz, bazen kaybolduğumuz o yerler belki de sadece basit birer rüya değildir; ruhumuzun veya zihnimizin diğer âlemlerdeki versiyonlarımıza anlık birer ziyaretidir, kim bilir? O’na salat ve selam göndermiyor muyuz? İşin fizik kuralları, paralel evrenleri ya da kuantum kutuları sadece bu hikayenin bilimsel süsü. Kitap resmen bizim ihtimaller algımızla oynuyor. Kendi gerçekliğinin kıymetini bilmek ya da “ya diğer boyuttaki, diğer formdaki halim daha güzelse” diye o sarsıcı boşluğa düşmek isteyenler için harika bir yolculuk. Hikaye, kuantum fiziği profesörü olan Jason Dessen’ın etrafında dönüyor. Jason, ailesiyle mutlu ve sıradan bir hayat yaşarken bir gece maskeli bir yabancı tarafından kaçırılır. Kendine geldiğinde, hayatı tamamen değişmiştir: Artık evli değildir ve bir oğlu yoktur.Sıradan bir profesör değil, kuantum fiziğinde devrim yaratmış, imkansız bir teknolojiyi (çoklu evrenler arası
Karanlık MaddeBlake Crouch · Doğan Kitap · 2018433 okunma
Reklam
Ben ne okudum ?
4/10
·400 syf.··
2026 39. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 17:27
Hayatımda okuduğum en garip kitaplardan biriydi. Çok hızlı bir başlangıç yapıp ardından okuyup geçtiğimiz her sayfa ile birlikte can sıkmaya başlayan ama son birkaç bölümü ile zirveye çıkıp görece mutlu son(ne kadar mutlu son denebilirse) ile biten bir kitap. Herkese göre olmayan bir kitap olduğu zaten en başından belli. Çocuk yaşta bir karakterin yaptığı zalimlikler ya da iğrençlikler bir süre sonra beni artık rahatsız etmeye başladı ve can sıkmaya başladı ki çok daha iğrenç şeyler yapan karakterlerin kitaplarını da okumuşluğum var. İncelemenin özeti 'can sıkıcı' kelimesi. Gerçekten zor okudum çok defa sıkıldım hatta son 10 sayfasını 1 hafta ara verip öyle okudum. Çok kötü bir kitap diyemiyorum çünkü bol bol sürprizler var ki ben çok severim, ama iyi bir kitapta diyemiyorum çünkü bazı bölümler inanılmaz sıkıcı. Zaten bu incelemenin kendisi de bir garip oldu aynı kitap gibi :) Seriye devam eder miyim bilmiyorum açıkçası.
Edebiyat
Dikenlikler PrensiMark Lawrence · Pegasus Yayınları · 2015277 okunma
Cemile – Cengiz Aytmatov
Puan vermedi·80 syf.··
2026 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 13:25
Cemile uzun zamandır merak ettiğim kitaplardan biriydi. Özellikle Fransız yazar Louis Aragon’un bu eser için “Dünyanın en güzel aşk hikâyesi” dediğini duyunca beklentim oldukça yükselmişti. Ancak kitabı bitirdiğimde, açıkçası vaat edilen o büyük aşkı hissedemedim. Kitabın dili, atmosferi ve savaş yıllarındaki köy yaşamının anlatımı oldukça güzeldi. Cengiz Aytmatov’un sade ama etkileyici anlatımını okumaktan keyif aldım. Kendimi bozkırın ortasında, o köyün içinde hissettim. Ancak aşk kısmına geldiğimde aynı etkiyi yaşadığımı söyleyemem. Belki birçok okur Cemile ile Danyar arasındaki ilişkiyi büyük bir aşk olarak görebilir ama ben o duyguyu alamadım. Cemile’nin eşi Sadık cephedeyken başka birine karşı duygular geliştirmesi bana romantik gelmedi. Ortada fiziksel bir aldatma uzun süre yokmuş gibi görünse de zihnen ve kalben eşinden uzaklaşmış olması beni hikâyeden biraz kopardı. Bu yüzden okurken Cemile ve Danyar’ın aşkına kapılmak yerine, yaşananları daha farklı bir açıdan değerlendirdim. İlginç olan şu ki, kitapta beni en çok etkileyen karakter Cemile değil, hikâyeyi anlatan küçük kayınbiraderi Seyit oldu. Seyit’in Cemile’ye duyduğu hayranlık, onun mutluluğunu kendi mutluluğunun önüne koyabilmesi ve olaylara bakışı bana çok daha samimi ve gerçek geldi. Hatta kitabın en dokunaklı tarafı benim için Seyit’in büyüme hikâyesiydi diyebilirim. Yine de kitabı kötü bulduğumu söyleyemem. Kısa olmasına rağmen üzerine düşündüren, farklı yorumlara açık bir eser. Sadece ben, “dünyanın en güzel aşk hikâyesi” olarak sunulan bu romanda o büyük aşkı bulamadım. Buna rağmen Aytmatov’un anlatımı, atmosfer kurma başarısı ve Seyit karakteri sayesinde keyifle okuduğum bir kitap oldu. Bazen bir kitabı sevmek için onun ana fikrine tamamen katılmak gerekmiyor; Cemile de benim için tam olarak
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,6bin okunma
9/10
·160 syf.··
2026 1. kitabı
Albert Camus Sisifos Söyleni, yaşamın saçmalığıyla başka bir deyişle absürt ile bizi yüzleştiriyor. Ara sıra durup kendime şunu soruyorum; Ben gerçekten yaşıyor muyum, yoksa sadece aynı günü tekrar tekrar mı tüketiyorum? Her sabah kalk, aynı düşünceler, aynı yorgunluk, aynı mücadele. Sanki görünmeyen bir döngünün içindeyim ve çıkışı yok gibi. Labirent misali. Albert Camus tam da bunu anlatıyor aslında. Sisifos'un cezası; kocaman bir kayayı dağın tepesine çıkarmak fakat tam “bitti” diyor ama kaya geri yuvarlanıyor. Ve o tekrar başlıyor. Dışarıdan bakınca çok net bir çıkarım var, boşuna çaba. Anlamsız bir uğraş. İnsanı delirtecek bir döngü. Ama işin aslı öyle değil diyor Camus ve ekliyor, hayat zaten böyle. Biz anlam arıyoruz. Hayat ise hiçbir şey söylemiyor. İşte o çarpışmanın, o hissin adı, absürt. Peki ne yapacağız? “Her şey anlamsızsa bırak gitsin” mi diyeceğiz? Yoksa...Asıl mesele devam etmek mi? Anlamsız olduğunu bile bile devam etmek sanırım başkaldırının en saf hali. Ve Camus en sonunda diyor ki, “Sisifos’u mutlu hayal etmek gerekir.” Çünkü o artık kaçmıyor. Kaderinin farkında. Ve yine de o kayayı itiyor. Belki de mutluluk dediğimiz şey… Her şey yolunda olduğu anlar değil. Belki de düştüğünü bile bile tekrar kalkmaktır mutluluk. Şimdi dürüst olalım… Senin kayan ne? Seni her gün aşağı çeken o şey ne? Ve daha önemlisi, pes mi ediyorsun… yoksa hâlâ itiyor musun? Ben pes ederken bulsam da kendimi bir absürt döngüsünde olmaktan korkmuyorum...
Sisifos SöyleniAlbert Camus · Can Yayınları · 202011,3bin okunma
“İstisnai” Olmak
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 16:41
Algernon’a Çiçekler son zamanlarda okuduğum en iyi kitaplardan oldu. Bende bir iz bıraktığı kesin. Orta kalınlıkta olmasına rağmen oldukça da hızlı aktı. Zeka engelli Charlie Gordon’ın ameliyatla zeki yapılması ve bunun sonuçlarına tanıklık ediyoruz romanda. Charlie, kısıtlı bir zekaya sahipken deneyimleyemediği her şeyi deneyimliyor. Aşık oluyor, sarhoş olup dans ediyor, ilişkiler yaşıyor, kitaplar, teoremler hatta bir piyano konçertosu bile yazıyor. Ancak bu zeka seviyesi en üst noktaya ulaştığında aynı hızla geriye gitmeye başlıyor. Zeka evrelerinin her birinin insani ilişkilerine etkisini görüyoruz. Kitapta anlatılmak istenen aslında Charlie’nin annesinin kullandığı kelime olan “istisnai” sınıfında tuttuğumuz azınlıkta kalan kesiminin toplumun diğer kesimi tarafından kabullenemeyişi ve bazen eksik bazen de fazlalıklarından ötürü toplum tarafından dışlanması ile ilgili. Zekanın çok azı da çok fazlası da toplum tarafından kabul edilmiyor. Çok zeki insanların hep yalnız olması da genelde bu yüzden. Yazar şunu da vurguluyor; yalnızca zeki olmanın bir işlevi yok. Zeki olmanın yanında ahlak ve sevgiyle bir harmanlanma şart. Çünkü zekayı neye ve nasıl kullandığın da çok önemli. Charlie’nin bir anda üstün zekaya sahip olmasını, milli piyangodan para çıkıp ani zenginleşen insanlara benzettim. Bu insanların çok zengin olduğu pek görülmemiştir, çünkü bir anda emeksiz gelen o parayla ne yapacaklarını bilemeyip çabucak ellerinden kaybederler. Aslında Charlie de kullanmayı bilmediği bir servetle baş başa kalınca afallıyor, gelgitler ve psikolojik buhranlar yaşıyor, yakınlarını kaybediyor. Gerçekte kibirli olmasa bile çevresi onun yanında aşağılık kompleksine girdiği için bu önyargıyı ne yapsa değiştiremiyor da. Charlie’ye çok üzülmekle birlikte bütün kitap hep ona çok hak
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
Reklam
Reklam