Ben de en derin izleri bırakan insanlar Adem ve Havva'dır. Yılanın söylediklerine koşulsuz inanıp yasak meyveyi yedikleri için bu bana bir ders vermektedir. Tanrı'yı dahi umursamayıp başkaldırdıkları için ise insanlar için bir ışık olmuşlardır.
Alıntı
Ah’lar Ağacı
Bir ilaç içsem bari diye düşündüm, Biraz kolonya sürünsem, Ferahlasam, pencereyi açsam. Şöyle bir şey yazdım sonra: Yağmur, çamurlu bir elbise dikiyor şehre Sıkılıyoruz hepimiz bu çamurlu giysinin içinde. Berbattı, Bir şiire böyle başlanmazdı. İç ses diye söylendim, Ardından Yıldırım Gürses... Aptal aptal güldüm bir de buna. Ayşecik vazoyu kırıyor Ve ‘tamir et bakalım’ diyordu babasına. Yapıştırsam da parçalarını hayatımın Su sızdırıyordu çatlaklarından. Karnabahar kızartmıyordu asla Başrolde kadınlar. Güçlü bir el silkeledi beni sonra Sanırım Tanrı’nın eliydi. Sayamadım kaç ah döküldü dallarımdan. Binlerce yeşil gözü olan bir zeytin ağacı gibi, Çok şey görmüşüm gibi, Ve çok şey geçmiş gibi başımdan, Ah...dedim sonra Ah! İç ses, diye söylendim Çocukken şöyle dua ederdim Tanrı’ya: Tanrım bana hiç erimeyen, Kırmızı bir bonbon şekeri yolla. Eski tül perdelerden gelinlik biçerdik Kardeşimle kendimize durmadan,
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Shinrin-yoku / Yoku Defterleri
İnsan bazen temizlenmek için suya ihtiyaç duymaz. Bazen kendi içindeki ağır sesi azaltacak başka bir varlık arar. Ne açıklama ister, ne çözüm. Sadece bir süreliğine kendisiyle baş başa kalabileceği ama kendinden kaçmak zorunda olmadığı bir alan. Japonların buna verdiği güzel bir isim var. Shinrin-yoku. Ormanın içinde yürümek. İlk duyduğumda, bunun ağaçlarla ilgili olduğunu sanmıştım. Sonra fark ettim ki mesele ağaç değildi. Orman, insanı değiştirmeye çalışmadan ona iyi gelen ilk şeylerden biriydi. Bir süre içinde kalıyorsun. Kimse sana nasıl yaşaman gerektiğini söylemiyor. Kimse seni yargılamıyor. Kimse senden daha güçlü, daha başarılı, daha mutlu olmanı beklemiyor. Ve sen, hiçbir şey olmaya çalışmadığın o kısa zamanın sonunda, biraz daha kendin olarak çıkıyorsun. O gün aklıma şu soru düştü Acaba insanın başka banyoları da var mı? Suyu olmayan… Ama ruhu yıkayan… Belki iyi bir dost… Belki güven… Belki bir kitap…
İyilik benim kendime olan inancım. Yoksa ben de biliyorum kimsenin buna değmeyeceğini. Jack London
Ama ben bu kadar acıyı sen de başkalarına benzeyesin diye çekmedim. Cemil Meriç
Edebiyat
ŞEYTAN ATEİST DEĞİLDİ!
❗️SORU: Şeytan kafir mi? Bu soruya alacağımız cevap hemen hemen yüzde yüz aynıdır: CEVAP: O nasıl soru ya, tabii ki kafir! ❗️SORU: Nasıl kafir oldu peki? ​İşte bu ikinci soruda yüzde yüzü bulmak bence zordur. En az iki farklı cevap duyacaksınız. Bunlardan ilki: ”Allah’ı inkar etti de ondan kafir oldu!” derken, diğerleri biraz daha bilinçli olarak: “Adem’e secde etmediği için kafir oldu.” diyecektir muhtemelen. 🔎 ​Sizleri fazla yormadan işe hemen el atayım: 👉 ​Evet, Şeytan (İblis) kafirdir. Ve onun kafir olma nedeni, 'Allah’ı inkar ettiğinden değil, Allah’ın koyduğu bir yasayı beğenmediğinden, O’nun bir emrini akıl dışı bulduğundan'dır! Budur kafir olma sebebi! ​Bu cümleyi tekrar etmemde fayda var: ​Şeytan, çoğu insanın zannettiği gibi Allah’ı inkâr ederek kâfir olmamıştır. İblis ateist değildi. O, Allah’ın varlığına, birliğine, hatta Kıyamet Günü’ne bile iman ediyordu. Ama kabul ettiği Yaratıcısının “Âdem’e secde et” yasasını bir türlü içine sindirememişti. Ona göre bu secde emri, çağdışıydı! Aklın kabul edeceği bir iş değildi bu! Hele bir okuyun şu ayeti: ​"Allah: Ben sana emretmişken, seni secde etmekten alıkoyan da nedir?" "İblis: Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan, dedi.”