Ben dünyayı değiştiremeyeceğimi kabullendim ama eşsizliğin korkulacak ya da hor görülecek değil, kutlanacak bir şey olduğuna inanıyorum. Hayat hem güzel hem de çirkin, bizim de madalyonun iki yüzüyle birden yaşamayı ve karanlıktaki ışığı görmeyi öğrenmemiz gerekiyor.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ahir zaman alametlerinden bahsederken ilginç bir noktaya dikkat çeker: "Kıyametin alametlerindendir ki ilim kaldırılır, cehalet yerleşir." Peki, bu nasıl bir cehalettir? Ve kaldırılan ilim hangisidir? Bugün bilgiye erişimin bu kadar kolay olduğu bir çağda, ilmin kaldırılmasından ne anlamalıyız? Cenab-ı Hak, bu durumu Kur'an-ı Kerim'de şöyle açıklar: "Onlar, dünya hayatının sadece dış yüzünü (zahirini) bilirler; ahiretten ise tamamen gafildirler" (Rum, 30/7)
"Kıtaları ipek bir kumaş gibi keser biçerdik. Kelleler damlardı kılıcımızdan. Bir biz vardık cihanda, bir de küffar... Zafer sabahlarını kovalayan bozgun akşamları. İhtiyar dev, mazideki ihtişamından utanır oldu.
Sonra utanç, unutkanlığa bıraktı yerini, "Ben Avrupalı'yım," demeğe başladı,
"Asya bir cüzzamlılar diyarıdır."
Avrupalı dostları, acıyarak baktılar ihtiyara ve kulağına: "Hayır delikanlı," diye fısıldadılar, "sen bir azgelişmişsin."
Ve Hıristiyan Batı'nın göğsümüze iliştirdiği bu idam yaftasını, bir "nişân-ı zişân" gibi gururla benimsedi aydınlarımız."