Kitabın adına aldanarak çoğu kimse gibi Sultan Murat ile ilgili bir okuma yapacağımı düşünmüştüm. Ama ben 15 yaşında Sultanmurat adında bir genç ile tanıştım.
Bu gencin çocukluğunu, gençliğini ışık hızıyla atlayarak olgunlaşmak zorunda kalmasının hikayesini okudum. Savaştan dönmesini beklediği babasını onunla bekledim, bir ölüm haberi gelmesin diye dualar ettim. Babasının atlarını bulduğunda onun kadar sevindim. O atları kaybetmemesi için onun kadar yıprandım. Ve aşkına karşılık bulabilsin diye onun kadar ümit ettim…
Cengiz Aytmatov yine savaşın görünmeyen yüzünü, cephelerin ardındaki yaşam savaşını ve getirdiği zorlukları en temel haliyle okuruyla paylaşmış. 148 sayfaya öyle çok duyguyu sığdırmış ki… Sona gelindiğinde ise aslında yarım kalmışlığı değil de savaşın, mücadelenin hiç bitmediğini bunun bir sonu olmadığını anlatmak istemiş bence.
Okurken belki ağlarsınız belki ağlamazsınız ama emin olduğum bir şey var ki yüreğinize dokunulduğunu hissedeceksiniz.
Okumanı elbette öneririm. Kitapla kalın