Puan vermedi·164 syf.··
2026 52. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 10:17
Uzun süredir arkeoloji ve mitoloji üzerine ne bulursam okuyorum, bu alan benim resmen sığınağım. Göbeklitepe zaten "tarihin sıfır noktası" diye ilk ortaya çıktığından beri acayip ilgimi çekiyordu. Üzerine bir de o dönem Netflix’teki Atiye dizisi çıkınca, o mistik havasını resmen soluyarak, büyük bir hayranlıkla izlemiştim. İçimde inanılmaz bir Göbeklitepe’ye gitme hevesi var ama dürüst olmak gerekirse bir türlü fırsat yaratıp gidemedim. Bu kitabı görünce gerçekten çok heyecanlandım. ​Benim bu tür kitaplarda en sevdiğim şey ne biliyor musunuz? Kuru kuru tarihi bilgi okumak değil; arkeolojik eserlerin, o devasa taşların toprağın altından çıkarılış öyküleri. O keşif anındaki gizem beni inanılmaz yakalıyor. Damla Selin Tomru da bu kitapta tam olarak bunu yapmış. Kitap, binlerce yıl öncesinin avcı-toplayıcı insanlarının inançlarını, o T sütunlardaki hayvan sembollerinin ardındaki mitleri öyle güzel anlatıyor ki, okurken hipnotize oluyorsunuz. Henüz Şanlıurfa’ya gidemedim ama bu kitap sayesinde o dönemin insanlarının kafasının içine girmeyi başardım. Tarihin, arkeolojinin ve kadim mitlerin peşinden gitmeyi sevenlerin mutlaka kütüphanesine eklemesi gereken bir başucu eseri. Özellikle Göbeklitepe’ye ilgi duyup, merak edenler bence mutlaka okumalı
Göbeklitepe ve Neolitik GizemleriDamla Selin Tomru · Kanon Kitap · 202531 okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 23:11
Merhaba sevgili okur, Selçuk Baran okumalarında Haziran ayında payıma düşen “Haziran” isimli öykü kitabı oldu. Yirmi bir kısa öyküden oluşan kitap, yazarın ilk öykü kitabıymış. İlk kitap olduğu için acemilik beklemek büyük hata olur çünkü ustalık kazanmış bir yazar elinden çıkmış gibi. Selçuk Baran’ın çok özel bir yanı var, mekana ve eşyalara olan dokunuşunun yanında öyle bir hikaye anlatımı var ki, çok az yazarda rastlanır. Hiçbir olaydan bahsetmeden yaşanan durumu okura sezdiriyor. Hikâyeler çoğunlukla sıkışmış hayatlar yaşayan insanların özgürleşme ve hafifleme yolculuğundan oluşuyor. Kitaba puanım tabii ki 10/10 Öykülere kısaca değineyim efenim. *Odadaki: Yüreğimin derinliklerinde hissettiğim bir yas öyküsü; atlatılamayan ve asla atlatılamayacak olan bir yas. Hiç gelmeyecek olan bir beklenene ağıt. *İhtiyar Adam ve Küçük Kız: İhtiyar bir adamın ve küçük bir kızın hayatlarının kayışının kısacık hikayesi. İhtiyar adamın gittiği yer mecburi güzergah olsa da küçük kızın elinden tutup, gitme, diyip onu gün ışına geri getirebilmeyi çok isterdim. *Konuk Odaları: Tanıdık yaşantılardan beklenmedik bir hikaye. *Kavak Dölü: Geçkin bir kız kurusunun anlık duygularının anlatısı. *Anne: “Annem dolabın çekmesinden örgüsünü aldı. Örgü örmeyi öyle severdi ki, örgü örerken mutlu olurdu. Şişler o ince, küçük tıkırtılarla ilmeklere girip çıkarken her şeyi unuturdu annem. Yorgunluğunu, yoksulluğunu, onmazlıklarını, her şeyi... her şeyi..” *Ceviz Ağacına Kar Yağdı: Hayatın bütün yükünü göğüsleyen ve herkesin bir şeyler beklediği bir insan olmanın ağırlığında ezilirken, tüm kararlılığıyla özgürlüğü seçmenin verdiği hafiflemenin hikayesi. Hikayede yapılan seçim doğru mu yanlış mı bilemem efenim ama insanda hafifleme hissi bıraktığı kesin. *Kent Kırgını: Kendisi de kent kırgını
HaziranSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 2020602 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
4/10
·216 syf.··
2026 23. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 16:03
Erkeğin azıcık zillisi makbuldür, çok kastın sende Werther :) Kitabı okurken kafamda hep Güllü’den “Gitme gitme ayrılma bendennn” şarkısı çaldı :))) Bana arabesk dinletmiş bu hayat, sana neler yapmaz aslan parçası dedim ah ah. Birkaç sene önceki Alev okusaydı bu kitabı oturur ağlardı muhtemelen de bende hiç bir iz, acı, keder bırakmadı. Duygusuzluğumun zirvesindeyim… Neyse şaka bir yana, Werther duygusal yoğunluk ve idealizasyon, ruminasyon ve karşılıksız bağlanma ve aşırı odaklanmadan muzdarip bence. Üstüne bir de romantik melankoli ve aşırı duygusallık var. Bunların neticesinde kaçınılmaz son intihar… Lotta ise ilgi bağımlısı, soğuk, sınır koymayı bilmeyen bir kadın. Fark ettiği an uzaklaştırmış olsaydı genç dostumuzu, işler bu raddeye gelmezdi bana göre… Kısacası çok fazla romantizme edilmiş, gereksiz abartılmış, insana bir şey katmayan bir kitap. Şimdi “çok boloyorson son yoz bor kotop gorolom” diyenler olur; onlara da nanik yapmakla yetiniyorum :)
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Panama Yayıncılık · 2019150,2bin okunma
8/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
İskoç kaçamağı kitap yorumu Herkese merhaba sevgili okurlar.Bugün sizlerle iskoç kaçamağı hakkında yorum yapmaya geldim.Öncelikle konusundan bahsedeyim.Bonnie,üç işinden kovulduktan sonra ve en yakın arkadaşı Dokota,kız arkadaşından ayrıldıktan sonra bir macera yaşarlar.Dokota,bir iş başvurusu görür.İskoçya'da..Önce gitmek istemez,orada ne yapacaklarını bilemeyeceklerini,kendini bulması gerektiğini söyleyen Bonnie,Dokota'nın ısrarı ile başvuruyu yaparlar.İskoçya'ya gittiklerinde ne bulacaklarından emin değillerdi ama kesinlikle huysuz bir İskoç bulmayı beklemiyordu Bonnie.Dokota ise yeni bir kız arkadaş bulmayı beklemiyordu.Öncelikle bazı zamanlarda kızsam da Bonnie ve Dokota arasındaki arkadaşlık çok güzeldi.Birbirlerine kızsalarda her zaman beraber savaştılar.Sonra bir de Rowan var.Hayatımda okuduğum en tatlı karakterlerden birisi.Evet,bazı zamanlarda kendisine kızdığım zamanlar oldu ama gerçekten iyi bir bahanesi vardı hemde çok iyi..Ama ona aşkının peşinden gitmesi için destek veren babası ile barışması ve Bonnie'ye aşık olması çok güzeldi.Muhteşem bir kasabaydı.Komikti,eğlenceliydi bir o kadar da tatlıydı.Her zaman gitmek isteyebileceğimiz bir yerdi.İskoçya'ya gitme isteği yarattı bende. :) Her nasılsa Dokota ve Isla arasındaki ilişkiyi de sevdim ayrıca.Evet,Dokota çok özgüvensiz birisi ama o da eski kız arkadaşından kaynaklanan birşey olduğu için birşey de diyemiyorum.Hepimiz bazen bazı insanlar yüzünden özgüvensiz olabiliyoruz.Smut sahneleri fena değildi ama daha iyi olabilirdi.Romantizm kısmı da geliştirebilirdi ama bence komedi kısmı gerçekten güzeldi.Bazı yerlerde kahkaha attığımı söyleyebilirim.Kısacası güzeldi ama romantizm yönü bir tık daha desteklenebilirdi bu yüzden puanım 10 üzerinden 8.Eğer romantik komedi kitaplarını seviyor ve İskoçya eteklerine
İskoç KaçamağıMeghan Quinn · Ren Kitap · 2024209 okunma
Roma da sıradan bir gezide neler olabilir ki?
3/10
·336 syf.··
2025 71. kitabı
İnsanların bu kitabı çok övdüler ben de bu kitabın kapağını ve yazarı çok sevdiğimden aldım. Konusu ilgi çekiciydi ama mantık hataları ile doluydu. Örneğin anakarakter zamanda yolculuk yapıyor ve kendini MS 79 Romasında buluyor. Bir tünelde geçiyor tünelde telefonu çalışmıyor. Ana karakterin arkadaşı da “Bu tünelde mağarada 21. Yüzyıl aletleri çalışmaz.” Diyor ama mağarada tünel artık her neyse el feneri çalışıyor. Yahu el feneri 21.Yüzyıl aleti değil mi? Meşale deseniz olmaz mıydı? Neyse işte ana karakterimiz MS 79 yılının Romasında buluyor kendini. Ama ne Roma MS 79 dediğime bakmayın ütü basmak tabiri, saç maşası, günümüz hizmetçi kıyafetleri kullanıyor. Ya kitapta MS 79 yılının Romasında bildiğimiz trampetli bando takımı var. Daha bunun gibi bir sürü mantık hataları var. Ben mantık hatalarına takılan biriyimdir. Özellikle de tarihi fantastik romanlarda.Bir de zengin Romalıların şişman tasvir edilmesi. Antik Roma da şişman varsa da çok az vardır. Bazı karakterlerin hikayeleri daha iyi anlatılabilirdi. Örneğin Leo ve Rom ya da Mirabella. Ya Mirabella neden o palyaço balıklarının gözlerini yiyor. Ona sihirli güçler mi veriyor, gençlik mi güzellik mi veriyor? Hiçbir sebebi yok. Ayrıca palyaço balıkları göz yaşı dökmez. Hele kanlı hiç…Yazar balıkların sihirli olduğunudan falan da bahsetmiyor. Ya ana karakterin Fen lisesine gitme Anadolu lisesine gitme olayı çok oldu bittiye getirilmiş. Sonu güzeldi bazı karakterlerin hikayesi güzeldi ama kitap çok saçmaydı. Okunur mu? Bence kesinlikle okunmaz.
Son Bakış KöprüsüNehir Aydın Gökduman · Timaş Genç Yayınları · 202541 okunma
Beklentiyi yüksek tutmamalıydım.
3/10
SPOİLER İÇERİR. Normalde bir dizinin filmin kitabı varsa kitabı tercih ederim ama bu seri hayal kırıklığı oldu. İlk çıktığı sene dizisini izleyip fuarda kitabını almıştım ama yıllardır kitaplıkta çürüyordu. Hem diziden hem de kitaptan bolca spoiler içeren bir inceleme olacak lütfen ona göre okuyun. Öncelikle kitap yarattığı distopyadan ziyade karakter ilişkileri üzerinde yoğunlaşıyor. Dünya görevinin çok gizli olduğu söylenip duruyor ama fırlatma gemisine suçlular yüklenirken Bellamy elini kolunu sallayarak giriyor. Retina taraması, kart okutma, bir el izi vs hiçbir güvenlik önlemi yok. Onu da geçtim orada o kadar görevli var ama sanki görevleri çay çekirdek yapmakmış gibi sadece geyik yapıp sonra da çekiliyorlar. Bellamy görev için “Gizlilik güvenlikten daha ön planda” ve “Aceleye geldiği için” diyor ama yazar uydurduğu kılıfı iyi dikememiş çünkü Wells görevden haberi olunca kendini içeri tıktırıyor ve aylar geçiyor. Yani aceleyle 3-5 günde planlanan bir görev değil. Hem sözüm ona gizli bir görevi Bellamy’in rüşvetçi muhafız dahi biliyor. Diğer bir saçmalık da Glass’ın onca muhafız arasından kaçabilmiş olması. Hadi kaçtı diyelim ve Luke’un dairesine ulaştı. O “Çok gizli” görev ortaya çıkmasın diye Glass’ı her yerde didik didik aramaları gerekirken kızın gitme potansiyeli en yüksek yer olan kendi evine bile zahmet edip bir muhafız yollamamışlar. Kız bir gece Luke’un yanında kalıp sonra annesinin evine gidiyor, uykuya dalıyor ve annesi geri döndüğünde yeni şansölyeyi ikna ettim artık affedildin diyor. En azından kitabı biraz daha inandırıcı kılmak için kızı muhafızlar yakalasaydı. Sonra politik sebeplerlerden ötürü şansölye onu idam etmekten vazgeçtiğini söylese ve “Çok gizli görev” hakkında konuşmamak üzere özgür bıraksa daha gerçekçi olurdu. O kadar gemiden
The 100Kass Morgan · GO! · 20144,300 okunma