HAYATINI BAŞTAN YAŞAMA ŞANSIN OLSAYDI TERCİHLERİN NASIL OLURDU?
10/10
·370 syf.··
2026 2. kitabı
Hayatını yeniden ve yeniden yaşamak zorunda kalan Jeff Winston'ın hikayesi... Ken Grimwood'un Sil Baştan adlı romanı, zaman yolculuğu temasını yalnızca bilim kurgu unsuru olarak kullanmakla kalmayıp, insan hayatının anlamını, pişmanlıkları ve ikinci şansları sorgulayan derinlikli bir eser olarak öne çıkıyor. Roman, okura "Geçmişe dönme şansın olsaydı neyi değiştirirdin?" sorusunu düşündürürken, zamanın döngüsel yapısı içinde mutluluğun, başarının ve aşkın gerçek değerini de sorgulatıyor. Akıcı anlatımı, güçlü karakter gelişimi ve felsefi alt metniyle Sil Baştan, yalnızca bir zaman yolculuğu romanı değil bence. İnsanın kendisiyle, seçimleriyle ve kaderiyle yüzleşmesini anlatan unutulmaz bir yaşam hikayesi sunuyor. Benim için en kıymetli eserlerden biridir. Sanırım Ken Grimwood'un yeri bende ayrı. Zaman Çarkı eserini de çok beğenmiştim.
Sil BaştanKen Grimwood · Koridor Yayıncılık · 20108,4bin okunma
8/10
·208 syf.··
2026 87. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 17:28
Bu romanlarda deniz sadece deniz değildir. Açlığın, yoksulluğun, inancın, öfkenin ve hayatta kalma inadının içinde dalgalandığı başka bir şeye dönüşür. Ahmet Büke’nin Deli İbram Divanı kitabını okurken bende en çok bu his kaldı. Ege’nin kıyısında geçen, balıkçıların, yunusların, yoksulluğun ve delilik diye kenara itilen insanların dünyasını anlatan bu roman, kısa olmasına rağmen oldukça dolu bir metin. Ahmet Büke’nin öykücülüğünden gelen güçlü bir anlatı damarı var. Bunu romanda da hissettiriyor. Dil yer yer masalsı, yer yer sert, yer yer de eski bir deniz hikâyesi dinliyormuşsunuz gibi akıyor. Denizcilik terimleri, Ege havası, yunus avı, balıkçılar, dalyanlar, yoksulluk, açlık ve doğayla kurulan o mecburi ilişki romanın atmosferini iyice güçlendiriyor. Okurken zaman zaman Halikarnas Balıkçısı’nı hatırlatan bir hava sezdim; ama Büke’nin dili daha politik, daha sınıfsal ve daha içten bir yerden ilerliyor. Romanın en güçlü taraflarından biri bence “delilik” kavramına yaklaşımı. Deli İbram sadece aklını yitirmiş biri gibi okunmamalı. Bazen toplumun deli dediği kişi, aslında herkesin sustuğu yerde itiraz eden kişidir. Yerleşik düzene, haksızlığa, açlığa, devletin ve güçlülerin dayattığı kurallara karşı kendi bildiği yerden direnen bir karakter var karşımızda. Bu yüzden romandaki delilik bana bir eksiklikten çok, başka türlü bakabilme hâli gibi geldi. Yunus avı meselesi de kitabın vicdan tarafını taşıyor. Halkın kutsal gördüğü, neredeyse masalsı bir anlam yüklediği yunusların devlet teşvikiyle avlanması romanda sadece tarihsel bir bilgi olarak durmuyor; insanın doğayla, inançla ve geçim derdiyle kurduğu çelişkili ilişkiyi de gösteriyor. Açlık bazen insanı kutsal bildiği şeye bile el uzatmak zorunda bırakıyor. Büke’nin romanı en çok burada güçleniyor bence: Kimseyi
1000Kitap
Deli İbram DivanıAhmet Büke · Can Yayınları · 20212,854 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·392 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
SESSİZ KİRACI CLÉMENCE MICHALLON 392 SAYFA Sevgiyle ilgili sorun şu: İnsanları güçsüz düşürebiliyor. AidaThomas, yaşadığı kasabada herkes tarafından sevilen, sözüne güvenilen, yardımsever bir adamdır. Çok sevdiği bir karısı ve on üç yaşında üzerine titrediği bir kızı vardır. Eşini kanserden kaybettikten sonra kızı Cecilia ile başka bir eve taşınmak zorunda kalırlar. Tüm kasaba bu süreçte yanlarında olur. Fakat Aidan'ın kimsenin bilmediği karanlık bir yönü vardır. O bir seri katildir. Hayatını bağışladığı tek kurbanı Rachel'i eski evlerinin arkasındaki barakada yıllardır saklayan Aidan'ın, taşınma sırasında onu da yanlarında götürmekten başka çaresi yoktur. Artık kızı ile yaşadığı evde devam edecektir Rachel'in yıllardır süren esareti. Kasaba halkına uzaklardan ziyarete gelen kuzeni olarak tanıtır esir tuttuğu kadını. Beş yıllık esaret sonrası Aidan çok emindir Rachel'in sırrını ele vermeyeceğinden ve kaçmayacağından. Fakat Rachel, yıllardır beklediği fırsatın sonunda geldiğinin farkındadır. Yaşadığı psikolojik ve fiziksel şiddetten kurtaracaktır kendini. Psikolojik bir gerilim olması nedeniyle biraz ağır ilerleyen, karanlık bir hikayeydi. Rachel'in, Aidan'ın sevgilisi Emily'in ve kurbanlarının anlatımı ile ilerleyen satırlar umutsuzluğu, çaresizliği, karamsarlığı barındırıyor. Aidan'ın sırrı ortaya çıkacak mı, Rachel bu esaretten kurtulacak mı soruları ile sizi başbaşa bırakıyorum. Ben sevdim hikayeyi. Psikolojik gerilim seven dostlara tavsiyemdir. Kısa bir not: Stephen King/ O Betty Smith/Bir Genç Kız Yetişiyor Mary Higgins Clark/Ölüm Tangosuyla Dans kitapları; Bir Rüya İçin Ağıt ve Dövüş Kulübü filmleri kitapta bahsi geçen eserler. Becerikli yalanlar hakkında neler duymuştun? Her yanlış bilgiyi biraz gerçekle karıştırmazlar mıydı? Hayatta kalmanın sekizinci
Sessiz KiracıClémence Michallon · İthaki Yayınları · 202449 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 7. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 12:53
Bazı kitaplar size yeni bilgiler öğretir, bazıları ise uzun zamandır bildiğiniz ama unuttuğunuz şeyleri hatırlatır. *Kitapların İyileştirme Gücü* benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu.Kitap genel olarak insanların hayatlarına, yalnızlıklarına, kırgınlıklarına ve iyileşme çabalarına odaklanıyor. Bu yönüyle sıcak ve huzurlu bir okuma deneyimi sunuyor. Özellikle kitaplarla kurulan bağ üzerinden insanların birbirine nasıl temas edebildiğini göstermesi hoşuma gitti. Yazarın dili oldukça yalın. Bölümler kısa, anlatım akıcı ve okuması oldukça kolay. Yorucu bir kitap değil. Günün sonunda birkaç bölüm okuyup zihni dinlendirmek isteyenler için uygun bir tercih olabilir. Ancak kitap bende çok güçlü bir dönüşüm hissi yaratmadı. İçinde güzel cümleler ve sıcak sahneler var ama yeni bir bakış açısı kazandırdığını söyleyemem. Daha çok insana iyi gelen, sakin ve yumuşak bir anlatı sunuyor. Bu yüzden beklentiyi çok yüksek tutmadan okumak gerektiğini düşünüyorum.Okurken sık sık *Gece Yarısı Kütüphanesi*ni hatırladım. Elbette konu olarak birebir benzemiyorlar ancak iki kitap da insanların hayatlarını, seçimlerini ve içsel boşluklarını sorgulayan, okura umut vermeye çalışan bir yapıya sahip. İkisinde de kitaplar ve mekânlar birer araç hâline geliyor; asıl anlatılan şey insanın kendini bulma çabası. Belki de kitabın en güçlü tarafı büyük cevaplar vermeye çalışmaması. Karakterler mucizevi şekilde değişmiyor, hayatları bir anda düzelmiyor. Bunun yerine küçük adımlarla iyileşmeye çalışıyorlar. Bu da hikâyeyi daha gerçekçi kılıyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan duygu şu oldu: Bazı kitaplar sizi değiştirmez. Ama birkaç saatliğine yavaşlatır, nefes aldırır ve kendinizle baş başa bırakır. Bu kitap da benim için tam olarak böyle bir kitaptı.
Kitapların İyileştirme GücüHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 2025521 okunma
10/10
·368 syf.··
2026 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 09:16
Muhabbete başlamayı bekliyordu Butimar. Kendinde gizlediği onca sırrı, özlemi ve yitirmişlikleri anlatmak için bekliyordu. Neticesinde muhabbet doğacaksa güzeldi beklemeler. Bizde bu nahif davete icabet etmek mecburiyetiyle başladık Butimarla yolculuğumuza. Yusuf'un kendi kuyusunu bir gülistandan zindana çevirişine hayretle, öfkeyle acziyetle ve üzüntüyle şahit olduk. Yusuf nefsinin girdabında ailesini, dostluklarını, vefayı, inancını, sevdiğini ve kendini yok eden kuyunun sahibi. Yusuf, kitapların sevdalısı hakikatin yoldaşı. Yusuf, insanın iç sesinin kelimelerde vücut bulmuş hali. Yusuf Butimar için benliğinden geçip, 'ben' uğruna Butimar'ı ziyan edendi. Hem Yusuf hem Butimar ince bir sızı oldu bizlerde. Sonun verdiği hüzünle bir kez daha hüsran kuyusuna düştü gönlümüz. Her satır bir duygu, her duygu yeni bir ufuk oldu. En cok hüzün çaldı kapımızı. İnsan olmanın her türlü hasletini hissettik satır aralarında. Çizdiğimiz satırlar bize bizi anlatan muhabbetin kelimelerdeki seyri gibiydi. Yazarın, kâinatta dillenmiş her kelimeyi bilme ve onu kendisiyle sadeleştirme gayretine hayret ve hayranlıkla şahit oldum. Butimar duygularımızın üst sınırlarını zorlarken istedim ki sizlerde bu gayretten nasiptar olun Ve tabii ki bu kalemin sahibi kıymetli @kaanmuratyanik, kaleminiz nice bilinmeyen kelimelerin hikayeleriyle buluşsun ve bizlerin de nasiptar olmasına vesile olsun. Butimar, bende yarım kalan bir hikaye oldu içimi sızlatan. Dilerim devamıyla okurlarınızın gönlünde sûrur vesilesi olursunuz. Kaleminiz var olsun
Düşünce
ButimarKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20226bin okunma
Yürek Kocamaz, Ağzınızın Tadı Bozulmasın!
10/10
·248 syf.··
2026 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 08:00
Ben bir kitabı elime aldığımda okumaya başlamadan önce küçük bir ritüelim vardır. Önce sayfa sayısına bakarım, sonra varsa önsözü okurum. Kitabı okurken de arada gayriihtiyari kaçıncı sayfada olduğuma bakarım. Ama Altı Harfli Bir Tatlı’da bir noktadan sonra bunun hiçbir önemi kalmadı. Kitap beni aldı götürdü. Şermin Yaşar’ın bu kadar basit cümlelerle, bu kadar yalın bir anlatımla insana böylesine dokunabilmesi bence gerçekten büyük başarı. Kitapta büyük laflar, karmaşık anlatımlar, gösterişli cümleler yok. Ama tam da bu sadelik yüzünden bazı yerler insanın içine daha doğrudan işliyor. Okurken birkaç kez içimden “aaay, kıyamam” dediğimi fark ettim. Çünkü karakterlere dışarıdan bakmıyorsunuz, ister istemez onların kırgınlığının, yalnızlığının, bekleyişinin içine giriyorsunuz. Evet, bazı okurlara yer yer fazla acıklı gelebilir. Bunu anlayabilirim. Ama bana kalırsa bu kitap acı çektirmek için değil, unuttuğumuz bazı duyguları hatırlatmak için yazılmış. Özellikle yaşlılık, aile, ihmal edilmek, görülmemek ve insanın sevdiklerinden küçük de olsa bir ilgi beklemesi çok sade ama etkili bir şekilde anlatılmış. Kitabı bitirdikten sonra insan ister istemez kendi çevresindeki insanlara başka türlü bakıyor. En azından bende öyle oldu. “Nasıl olsa yanımda”, “nasıl olsa biliyor”, “sonra ararım”, “bir ara giderim” dediğimiz insanların aslında beklediğini, kırıldığını, özlediğini daha fazla düşünüyorsunuz. Bence bu kitabın en temel cümlesi şu olabilir: Henüz sevdikleriniz hayattayken onlara “seni seviyorum” deyin. Çünkü bazı şeyler geç kalınca sadece hatıra oluyor..”hatıra” bile olmuyor belki.. “İnsan en çok da unutulduğunu hissettiğinde kırılır.”
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma