Yaşlılık Defteri ya da Kapalı Kapılar
9/10
·285 syf.·
2025 1. kitabı
Bir edebiyat öğretmeni olarak bu eseri okumak çok keyifliydi. 3 bölümden oluşan bu "yaşlılık defteri" oldukça etkileyici ve akıcı bir üslupla kaleme alınmış. Birinci bölümde dünyayla tüm bağlarını koparmış, karanlık, huysuz ama oldukça bilgili, pek çok şey yaşamış olduğu kelimelerin ağırlığından ve acısından belli bir James Darke var. Bu bölümde hayata başka bir pencereden bakmaya çalıştım. Şu alıntı benim için Darke'ın ruhunu en iyi anlatan satırlar arasında: "Bir kere düşünmeye başladım mı içim üzüntüyle doluyor, düşünmekten başka bir şey yapamıyorum o zaman. Öyle umutsuz saatlerde en iyisi daha önce okuduğum şeyleri yeniden okumak." Bu alıntıya tutkuyla bağlanıyorum; edebiyat okumuş olmanın üzüntüye, yaşlılığa ve hayatı anlamlandırmaya iyi gelecek olması içimi ferahlatıyor. Anlamlandıramadığımda ve soru işaretlerim arttığında onlarla benden önce boğuşmuş insanların yanında soluk almak... İkinci bölümde Darke bu karanlığın sebebini öğrenmek için bizi anılarına ve kalbindeki ateşin düştüğü yere götürüyor. İşte burada anlıyoruz her şeyi. "Benim hayatım dökülmemiş gözyaşları vadisiydi." diyor Darke... Eşi Suzy, kızı Lucy ve Genç James Darke'ın bir hastalıkla değişen hayatları... "Yaşayan ve ölen et yığınlarıyız. Maddiyiz. Ruh, ölüm ânında terk etmiyor bedeni." Bu bölümde çok fazla kabuk bağlamış yaram açıldı. Acıyla hem Darke'a hem yaralarıma hem de Suzy'e baktım. Ölüme giden süreci iliklerime kadar hissederek okudum. Suzy'inin odasında yatağının başındaydım. Üçüncü bölümde ise karanlıktan aydınlığa yolculuk ediyoruz ve yüzleşiyoruz. Bu süreçte Darke'ın Kızı Lucy ve torunu Rudy ile yaşama tutunma çabasını okuyoruz. "...hayata dönmek tamamen anlamsız şeylerin birbirini takip ettiği düzeni yeniden ziyaret etmekti." diyordu Darke. Bu eserle birlikte hayatın 3
DarkeRick Gekoski · Sel Yayıncılık · 202189 okunma
Ah Bu Kitap Beni Benden Aldı...
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2024 22. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2024 00:54
Kitabın arkasına ne güzel yazmışlar " Vicdanlara seslenen bir hikaye " diye. O kadar doğru ki. Evet , kitap bitti ama ben de bittim. Sonunda öyle bir ağladım ki ve inanır mısınız bu benim ağladığım ilk kitap... Belki daha çok gencim ve birçok önemli eseri okumadım ama çok çabuk duygulanan biri olarak söyleyebilirim ki bu kitap en duygusuz insanı bile ağlatır. İçim içime sığmıyor sanki... O kadar donuk bir ifadeyle yazıyorum ki bu cümleleri... Ne desem boş ne düşünsem gereksiz. Ölümden başka çare var mı ki? Neden sadece kitaplardan , şarkılardan , dizilerden ya da filmlerden anlıyoruz bu gerçeği? Ah , biz neden hayatımıza dahil edemiyoruz bu cümleyi. Belki bir kitap incelemesi değil ama bu cümleler ilerleyen yıllarda geçmişe dönüp baktığımda ne hissettiğimi anlamam için , bu cümleler bir kızın hikâyesine ortak olmanın verdiği o huzur ve acı için , bu cümleler eli kolu bağlı bir insanın yapabildiği en fazla şey olduğu için kuruldular. " Kelimelerden hem nefret ediyorum hem de çok seviyorum " derken ne kadar haklıymışsın Liesel Meminger... Kelimeler içimizden gelenler ama karşımızdakiler anlamadıkça geri dönenler... Her zaman bu kitabı , Liesel'i , Hans ve Rosa'yı , Rudy'yi , Max'i ve Ilsa Herman'ı hatırlayacağıma söz veriyorum. Savaşları durduramam ama iyi bir eğitim almış biri olarak en azından savaşı başlatan o cahillerden biri olmamayı seçebilirim...
Hüzün ve Acı
Kitap HırsızıMarkus Zusak · Martı Yayınları · 202114,5bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·976 syf.··
Beğendi
·
2023 196. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2023 18:19
Merhaba arkadaşlar. İyi akşamlar, iyi bir hafta sonu diliyorum hepimize. Oldukça kapsamlı ve doyurucu olduğuna inandığım bir inceleme olacak bu inceleme. Öncelikle şunu belirteyim bu kitap sitemizde bulunmuyor. Yıllardır toplanan ve özenle bir sıra içinde hazırlanan hikayelerin birleşimiyle oluşturulan 1650 sayfalık bir külliyat. Yani sitemizde de henüz yok. Böyle bir eseri şu an kimse basamadı da zaten. Tüm Sherlock hikayeleri belirli sıra içinde hazırlanıyor ve bu külliyat ortaya çıkıyor. Bu emeğin karşılığını vermeye geldik. Aynı zamanda okumak isteyen, Sherlock meraklıları için gururla daha iyisi olmadığını (tüm hikayeler burada olduğu için) söyleyebiliyoruz ve yıllardır olduğu gibi her isteyene bu eseri paylaşabileceğimizi belirterek başlamak istiyoruz. Geldik mi uzun zamandır beklediğimiz kitabın sonuna. Her şeyin bir başlangıcı olduğu gibi mutlak bir sonu da vardır, meğerki acı olmaya, güzelliklerle hatırlana. Evet, kesinlikle kitaptan bahsediyorum arkadaşlar. Şimdi kitabı da nasıl açıklayacağımı çok düşündüm ve şöyle bir karara vardım. Pek çoğu okuduğum hikayeler. Tabi tuttuğum listede hangi eseri okumuşum hangi hikayeleri okumuşum bunların tamamına vakıf olunca, çok daha rahat ettim. Planlı hareket etmek her zaman iyidir. Şimdi içerisindeki hikayeleri verelim sonrasında durumumuza göre ilerleyelim istiyorum. Kızıl Soruşturma, Dörtlü İttifak, Sherlock Holmes’in Maceraları (Bohemya’da Skandal, Kızıl Saçlılar Kulübü, Bir Kimlik Vakası, Bescombe Vadisinin Esrarı, Beş Portakal Çekirdeği, Tavşan Dudaklı Adam, Mavi Yakut, Benekli Kordon, Mühendisin Başparmağı, Asil Bekar, Zümrüt Taç, Akgürgenlerin Esrarı), Sherlock Holmes’in Anıları (Gümüş Şimşek, Karton Kutu, Sarı Surat, Borsa Katibi, Gloria Scott Vakası, Musgrave’lerin Tekerlemesi, Reigate Bulmacası, Albayı
Sherlock Holmes - Bütün HikayelerArthur Conan Doyle · Ren Kitap · 20231,282 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
2021 51. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Ağustos 2021 14:28
Yıllar önce, İstanbul aşkıyla okuduğum iki büyülü eserdi Boğaziçi Yalıları ve Boğaziçi Mehtapları. Itrî'nin nevâkârını dinleyip, satırların altını renkli kalemlerle çizerken, boğaziçinin munîs dalgaları, musiki ile yazı arasındaki berzahtan geçip ruhumun sarnıcına dökülüyordu. Sular dalga dalga zamanı kıyıya devrediyor, Yahya Kemal'den mısralar, Huzur'dan satırlar kâh ikindinin o erguvanî ahengi, kâh gurubûn zerrîn vedası derinleşen muhayyileme nakşoluyordu. Abarttım mı? Hayır. Üşenmedim, kaktım Boğaziçi Mehtaplarını elime aldım. Pembe kalemle altı çizilmiş bir satırı okudum: "Geçmiş bir zamanı anlamak için bize belki ilmimizden ziyade cehlimiz yardım edebilir." Câhilâne bir heves miydi ilk paragrafta yazdığım şeyler? Belki, ama heyecanı 15 yıl sonra bile bende kalmış. *** Hastalık derecesine varan titizliğini biliyordum Abdülhak Şinasi Hisar'ın. Yazı hayatında da titiz olduğunu elbette işitmiştim. Bu kitabında yazı konusundaki titizliğini hissedebildim. Özellikle yazı yazmanın ciddi ve yorucu bir iş olduğunu defalarca vurgulamış. Hisar'a göre elbette okumam da ciddi bir iştir a ama onda ruba cazçpmgelen bir yön de vardır "Evet okumak, bazen muhakkak çalışmaktır. Fakat her zaman çalışmak mıdır? Tecrübelerime göre okumak çok kere çalışmak sayılmaz. Okumak, bilhassa bir faaliyet değil bir mutavaattır." "Tiryaki, yeni sigarasını, bitmek üzere olan sigarasıyla yaktığı gibi, o da, elindeki kitabın bittiği dakikada yeni bir kitaba başlamak ister. Okumak, bir iptiladır." *** Son olarak kitaptaki yazıları derleyen bir garip adamdan bahsetmek istiyorum: Necmettin Türinay. Öğrenciyken Ankara Kocatepe kitap fuarında tanışmıştık kendisiyle, çay ve kurabiye ikram etmişti. O zamanki munis tavrını çok sevmiştim. Nasıl bir okuyucu olduğunu gözlerinden anlayabiliyordunuz.
Kitaplar ve Muharrirler III - Romana Dair Bazı Hakikatler (1943-1963)Abdülhak Şinasi Hisar · Yapı Kredi Yayınları · 20096 okunma