Kapalı konuşmaların ustasıdır onlar. Dilleri sokakları kadar işlek, sesleri odaları kadar yüksektir. Kesik bir sudur parmakları. Yürüyüp gittikleri uzaklık bir ömür çırpındıkları kör bir geçmiştir. Güneşin batacağından emindirler, ama güneşin doğacağına güneş doğunca inanırlar.
Babalar toprakla bir olmuş, çırılçıplak; anneler öfkeyle tıkanmış birer çığlıktır. Yataklar kar, gözyaşı buz, kirpikler birer hançer kesilmiştir. Ve bir çocuk, çömelmiş yıkıntılar üzerine, göğüskafesinden uçan sevgiyi tutmaya çalışmaktadır.
Bir halkı yok etmenin en yanlış, belki de en doğru yolu çocuklar mı dersiniz? (1995)