Çok sevdiğim değerli hocamız İbrahim Baz'ın bir eseridir. Üniversite de tasavvuf hocamızdı. İmza için yanına gittiğim de küçük te olsa bir röpartaj yapma fırsatım olmuştu. Kitaptaki kahramanın kendisi mi olduğunu sorduğum da anladığım kadarıyla dolaylı bir şekilde onaylamıştı. Küçük ama mesajları derin bir tasavvuf yolculuğu, dili duru ve akıcı, olaylar insanda bir rahatlama etkisi yaratıyor, sanki ordaki kendinmişsin gibi hissediyor, acaba sonu nasil bitecek diye merakla bekliyorsun bunu beklerken bitmesini de istemiyorsun aslında . Dilinin güzelliğini sevdim bence kurgu kadar dile önem vermek de önemli tekniği zayıf olan kitabın kurgusu güzel olsa da sanırım bi köşeye atar okumazdım onu, ilk görünüş beni çekmeli. Yazar dile önem vererek okura da önem vermiştir kanısını savunmak yanlış olmaz . Ruhunun açlığını bir nebze de olsa bu kitapta hissedeceksiniz . Öneririm.
Sufiİbrahim Baz · Nesil Yayınları · 2012151 okunma
İbrahim Baz 1966’da Kahramanmaraş-Göksun’da doğdu. Dörtyol İmam Hatip Lisesi (1987) ve Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden (1992) mezun oldu. Abdulhakim- Avrâsî hakkında Yüksek Lisans (1996) ve Abdülehad Nûrî-i Sivâsî hakkında doktora yaptı. 2006-2007 yıllarında Bakü İslam Üniversitesi’nde misafir öğretim üyeliği yaptı. 1992 yılında MEB’de başladığı memuriyet görevini değişik kademelerde 2010 yılına kadar sürdürdü. 2010 yılında Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde göreve başladı. Halen aynı üniversitede Tasavvuf Anabilim Dalı’nda öğretim üyeliği ve Üniversite Genel Sekreterliği hizmetini yürütmektedir.
Eserde kullanılan dilde duru, akıcı ve sade bir ûslup hakimdi. Okurken ben de kendimi olaylar içerisindeymişim gibi hissettim. Eser, yedi nefsin mertebelerinin aşamalarının neler olduğunu ve nasıl olduğunu ‘ben’i yani kendini bulmaya çalışan bir karakter üzerinden ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. Eser içerisinde sıklıkla Divan Edebiyatı tasavvuf şairlerinin şiirlerine yer verilmiştir. Okuyucuya kendini sorgulatan, derin düşüncelere daldıran, ilahi aşka ulaşmada nefis terbiyesinin ne derece önemli olduğunu belirten cümlelere yer verilmiştir.
Eserde ‘Ölmeden önce ölmek’ şeklinde bir cümle geçmişti. Ölmeden ölebilmek nefsi hapse koymaktır. Bizlerin kurtuluşu için nefsi terbiye ve terbiyeciye ihtiyacı vardır. Ölmeden önce ölmek, ruhumuzu Allah’a ulaştırmaktır. Yani ikilikten kurtulup birliğe ulaşmaktır. Bizler hesaba çekilmeden, kendimiz hesaba çekmeliyiz. Gün, gece başlar ve gündüzün evvelidir. Gece ölüm, gündüz diriliştir. Bu ölüm, ‘ölmeden önce ölmenin adıdır.’. ‘Kimseyi görmeden, herkesi görenin huzurunda duruyorlar.’ Eserdeki karakter, bilgisinin onlardan fazla olduğunu ve onları gecenin bir vakti Allah’ın huzuruna kaldıran ile beni kaldıramayan ne idi?
İbrahim Baz'ın mem û zin eserinden sonra aldım. Güzel bir kitap. Tasavvuf içerikli. Beğendim. Kendi hayatından bir kesiti bakış açısıyla anlatıyor. Akıcı ve lirik.
Roman türünde yazılmış bir tasavvuf kitabı.. İstanbula arşiv araştırması için giden İbrahim'in bir vesileyle gönül eri dostlarına denk gelmesi ve hakikatin bambaşka pencelerini gördüğü serüven. her satırı sadıra işlenmeli, hayata geçirilmeli.. tasavvuftaki 6 mertebeyi (Emmera, levvame, mülhime, mutmainne, radıyye, insan-ıkemâl) 6 bölümde ele almış yazar. Bizler modern çağda modernliğin kölesi altında kalarak insan hangi mertebede olduğunu çok iyi anlıyor.. Hızlı yaşam koşulları, hızlı tüketim, haz dünyası anlayışında sadece anı yaşamak istikbali düşünmeden.. kişisel gelişim altında insana dayatılan kusursuzluk, mükemmelliyetçilik anlayışı , insanın hâşâ ilahlaştırılması, ilimi irfansız tek başına almamız bizi çok büyük çıkmazlara götürdüğünü anlıyorsunuz.. Ve daha birçok günümüzde bizim elimizi kolumuzu bağlayan meseleler...
Kitabı cânı gönülden herkese okumayı tavsiye ederim :)
Gerçek tasavvuf nedir akıllarında soru olanlarada ışık olacaktır.
SÛFİ
Samimi ve sıcak bir yol hikâyesi. Özetle kitap ilk sayfasından itibaren kahramanın kişisel anlam arayışını, bu sırada yaşadığı olayları, içsel yolculuğu ve karşılaştığı kişilerle olan diyalogları konu alıyor. Yazarın üslubu sizi bu yolculuğa dahil edip sanki tüm yolculuğu birlikte yaptığınızı hissettiriyor. Kitap okuyucuya bir nevi ayna tutarak , kendi hikmet yolculuğuna çıkma iştiyakı veren, çok keyifli bir dille yazılmış. Ayrıca romanda yer alan karakterler okurken şahsen ünsiyet kurup hayal dünyamda bir yerlere konumlandırdığım kişiler oldu .
Eserin bana düşündürdükleri ise; hepimiz yaşadığımız çevre, aldığımız eğitim , dünya görüşümüz ve zekâ seviyemiz kapasitesince hayatı anlamlandırma eğilimi gösterir ve bu doğrultuda az çok bir arayış içine gireriz. Bu duygu da ruhundaki tekâmül potansiyelinin bilincine varan kişilerde, tabii olarak müteâl olana doğru bir yolculuk arzusu doğurur.
Daha erdemli ,hikmetli ve anlamlı bir varoluş sancısını da beraberinde getiren bu arzu, kişiye arayışında rehber olur .
Kâlbe doğru yapılmış bu metafizik yolculuğun hemen her okuyucuya iyi geleceğini söyleyebilirim. Hele ki gittikçe kâlbimize ve rûhumuza yabancılaştığımız şu zamanda...
İbrahim Baz
Kendini sorgulatan,ilahi aşka ulaşmanın nefsi terbiye ile olacağını belirten,derin düşüncelere boğan bir kitaptı.Herşeyin farkındayız ancak bu nefse dur diyebilmek ayrı bir olay.Beğendiğim ve kendime birşeyler katabildiğim noktalar fazlaca vardı...
1966 yılında Kahramanmaraş-Göksun’da doğdu. Dörtyol İmam Hatip Lisesi (1987) ve Ankara Üniversitsi İlahiyat Fakültesi’nden (1992) mezun oldu. Abdulhakim-i Arvâsî hakkında Yüksek Lisans (1996) ve Abdülehad Nûrî-i Sivâsî hakkında doktara yaptı. 2006-2007 yıllarında Bakü İslam Üniversitesi’nde misafir öğretim üyeliği yaptı. 1992 yılında MEB’de başladığı memuriyet görevini değişik kademelerde 2010 yılına kadar sürdürdü. 2010 yılında Şırnak Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde göreve başladı. Halen aynı üniversitede Tasavvuf Anabilim Dalı’nda öğretim üyeliği ve Üniversite Genel Sekreterliği hizmetini yürütmektedir.