Bengisu

6/10
·152 syf.··
2020 33. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2020 13:56
Hayatın içinde geçen, belki de dışarıdan bakınca pek önemsemediğimiz o anları konu almış Ishiguro. Sanki ufak bir ana büyüteçle yaklaşmış ve inceliyor gibi, insanlar arasındaki “tuhaf” ilişkileri, hisleri, müziğin insanlardaki yansımasını okuyorsunuz. Peri masalı ya da büyülü bir gerçeklik yok öykülerde, hayatın kendisi gerek mutsuzluğu gerekse sıradanlığıyla yansıtılmış. Yüksek beklentilerle başladığım halde okunması zor bir kitap oldu benim için. Karakterleri yüzeysel tanıdığımız ve “an”lar ile “his”lere odaklandığımız için öykülerin tam olarak içinde hissedemedim. Ancak belki de yazarın amacı tam olarak budur, karakterlerden ve süregelen hikayelerdense o nadir yaşanan “an”lara odaklanmamızı istemiştir. Ishiguro’nun öykülerini okumak benim için iyi bir deneyimdi, Noktürnler’i hayatın içindeki ufak anları durdurup incelemek isteyen herkese tavsiye ederim.
Noktürnler - Müziğe ve Günbatımına Dair ÖykülerKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 2017630 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2020 26. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2020 14:13
Kitabın yazarı Bulgakov, Kiev Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu bir doktor. Bu kitabında da tıp fakültesinden yeni mezun olmuş genç bir doktorun ücra bir kasabaya tayin olmasının ardından yaşadığı olaylar kısa öyküler şeklinde anlatılmış. Ana karakterimiz genç doktor Mihayloviç; fakülteyi okuduğu o büyük şehirden, Bolşoy Tiyatrosu’ndan, kalabalıktan, güzel pastanelerden ilk defa uzak kalıyor, kasabadaki tek doktor olarak büyük bir sorumluluğun altına giriyor. Köyde geçirdiği ilk gecesindeki gerginliği, korkularını, telaşını çok içten bir anlatımla okuyorsunuz. İlk hastasını, en çok korktuğu hastalıkları, köyün yersiz adetlerini ve köylünün hastalıklar konusunda cahilliğini okumak bence çok değerli, yaşadığımız coğrafyada da bunların sıklığı her gün azalmakla beraber hala oldukça yaygın olduğunu düşünüyorum. Bir tıp fakültesi öğrencisi olarak bir kasabadaki doktor figürünü, doktorun hastalara ve hastalıklara yaklaşımını, ve yaşadığı iç buhranlarını okumak bana çokça şey kattı diyebilirim. Kasabada ilk yılını tamamladıktan sonra hala yalnız hissetmesi, içinde büyük bir şehrin özlemini duyması, kasabada dostlarının diğer sağlık çalışanları ve kitapları olması da oldukça gerçek hissettirdi. Farklı öykülerde okuduğumuz farklı vakalar oldukça sürükleyici ve yol gösterici. Kitapta zorlu doğumları, bebeğin anne karnında ters konumlanmasını, doktorun ilk vakası olan bacak amputasyonunu, şiddetli tipilere rağmen yakın köylere yapılan yolculukları okuyacaksınız. Doktorun büyük bir fakültede ve büyük bir hastanede aldığı eğitimlerden sonra geldiği bu küçük sağlık ocağında tecrübelenmesini, köyün hastalarının ona öğrettiklerini, mesleki bilgisinin ve deneyiminin ustaca şekillenmesini göreceksiniz. İlk defa uyguladığı tedavilerde zamanla ustalaşmasını, bu arada yanında getirdiği
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma
Puan vermedi·67 syf.··
2020 22. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2020 14:33
Kızıl, Zweig’ın okuduğum üçüncü kitabı. Şu ana kadar okuduğum kitaplarının -novellalarının- tamamı insan psikolojisini başarıyla işleyen bir yazar olarak gözümde apayrı bir yere getirdi Zweig’ı. Karakterlerin iç dünyalarını, zaman zaman yalnızlıklarını, yaşama karışma arzularını; zaman zaman da ihtiraslarını ustaca dile getirmiş. Bir bakıyorsunuz daha gencecik körpe bir kızken hayatını, ileride de kadınlığını aşık olduğu adama adamış bir Bilinmeyen Kadın dile geliyor, diğer tarafa döndüğünüzde ise uzun sürelerce dışarıdan hiçbir bilgiye, iletişime maruz kalmadan yaşarken akıl sağlığını korumak için kendini satranç hamlelerine veren genç bir erkek konuşuyor sizinle. Okuduğum bu kitapta, Kızıl’da ise bambaşka bir perde açılıyor. Viyana’ya tıp eğitimi almak için giden sıska, çelimsiz, toy bir genç, kalabalıklar içindeki yalnızlığından size sesleniyor. Kendi eğitimim için evimden, şehrimden kalkıp İstanbul’a okumaya gitmiş olmam muhtemelen beni Berger’e beklediğimden daha fazla yaklaştırdı. Kitabın içeriğinden kısaca bahsetmek gerekirse; -dikkat, spoiler içermektedir- başlangıçta, Viyana’ya giden bu çelimsiz çocuğun Viyana’dan, o büyük kentten beklentilerini, Viyana’daki ilk gecesini, yalnızlığını, arkadaş edinme çabasını, “tek bir sözcük duymanın hasreti”ni okuyorsunuz. Yaşama karışma ve hayallerindeki gençliği yaşama beklentileriyle geldiği bu büyük şehrin içine karışamayışını, büyük bir lunaparktaki büyüleyici bir dönmedolabı görüp de yanında kalmak, ona bir türlü binememek olarak açıklıyor Zweig. “Güç, cesaret ve taşkınlık gerektiren bu yabancı kentte, bu yeni yaşamda bu zayıf, bu çocuksu haliyle ne yapacaktı?” Sayfaların ilerlemesiyle bu toy çocuğun ilk arkadaşını, kendisine rol model aldığı komşusunu tanıyoruz. Schramek güçlü, kuvvetli, hayatın içine karışabilmiş
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202237bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2020 21. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2020 03:57
“Bizim artık annelerimiz ve büyükannelerimiz gibi düşünmediğimiz içlerinden birinin bile aklına geliyor mu sanıyorsun? ‘Efendim aşağı, efendim yukarı’ diye etraflarında dört dönüp duran kadınlardan değil de artık kendi kendimizin efendisi olduğumuzun, kısacası eski kölece anlayışları rafa kaldırdığımızın farkındalar mı sence?” Lou Andreas-Salome, birçoğumuzun bildiği gibi ünlü filozofların, şairlerin, döneminin entelektüellerinin hayatlarında önemli bir yere sahip olan bir kadın. Ancak, Salome’den sadece o entelektüellerin hayatında olan bir kadın olarak bahsetmek kanımca kendisine yapılacak en büyük haksızlık olacaktır. Salome, kendi potansiyelini gerçekleştirmek için kalıpları yıkan, kendi özgürlüğüne kavuşan güçlü bir kadın. Özgürce, dolu dolu yaşamış, doyumu ise entelektüel merakının peşinde aramış. “Arayışlar”, Salome’nin okuduğum ilk kitabıydı. Bir solukta bitirilebilecek bir kitap, hatta bir öykü demek de yanlış olmaz sanıyorum. Kitabın başrolü olan Dina’nın Salome’nin kendi kişiliğinin bir yansıması olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Kitabı edebi olarak çok başarılı bulmadım, ancak anlatmak istedikleri bakımından çok değerli olduğunu düşünüyorum. *Sevgili okuyucular, buradan sonrası spoiler içerebilir* Kitabın ana karakteri Dina isimli bir genç kadındır. Babasının ölümünün ardından annesi ile yaşamaya devam eder. Yaşadıkları küçük bölgede, Dina adını hep iftiharla duyduğu kuzeni Dr. Frensdorff’a aşık olur. Nişanlanırlar, ancak Doktor, Dina’yı kendi arzularına göre şekillendirme çabaları boşa çıkınca nişanı atar. Dina Paris’e taşınır, 6 yıl sonra eve ziyarete döndüğünde ise Doktor’u onu beklerken bulur. Dina, gençliğinde kayıtsız şartsız aşık olduğu ve kendisine aşık olan işkolik Doktor Frensdorff ile küçük bir yerleşim yerinde, sanattan uzak ve Doktor’un
ArayışlarLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202512bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
Beğendi
·
2020 15. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2020 02:54
Her tıp fakültesi öğrencisinin ilk cerrahi stajından önce, her hekimin ilk hastasına bakmadan önce ve her cerrahın ilk ameliyatından önce okuması gereken bir kitap. Hasta ruhunu anlatması, hatta o psikolojiyi size yaşatması bakımından enfes. Okuyunuz, okutunuz efendim.
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,1bin okunma