Çile'ye yirmi yılın, belki birkaç daha fazlasının, ardından dönüyorum. İlk izlenimlerim, hislerim hayal meyal dolanıyor içimde. Pek delikanlılık zamanlarının arayışları, bunalımları ortasında Çile, o gün bambaşka manalara sahipti benim için, kırkıma yaklaştığım bugünkü yaşlarımda bambaşka manalara sahip. Fakat yine de manalar arası o yolculuğu hissedebilmek, şahsi dünyam için pek kıymetli.
Çile, her insan çağı için kıymetli bir kitap. Necip Fazıl, karanlıklar içinde aranıp duran bir çift göz. Onun yolculuğu, oldukça kuvvetli bir benliğin yenilişinin, Allah'a teslim olup huzura erişinin yolculuğu. Kaybedenin, kaybolanın bulduğu, bambaşka bir lezzete sahip. Çok yorulanın dinlenmesi, çok susayanın kana kana su içmesi, çok yanmışın serinlemesi... Anlıyorum ben Necip Fazıl'ı. Belki ona benzer kimi yollardan geçtiğimden...
Yirmi yıl önce bu yollardan geçmiş değildim. Karanlıklar içinde aranıp duran bir delikanlıydım. Yirmi yıl sonra, şimdi, nasılım, neyim, onu da bilir değilim. Şükür...
Çile, bilenin değil, bilmeyenin işi, bilmeyenin kitabı. Bilmeyene tavsiye edilir...