Tek Yalnız Ben Değilim – Jean Louis Fournier
5/10
·152 syf.··
2026 36. kitabı
Kitabı bir çırpıda bitirdim. Ancak ne yazık ki beklediğim etkiyi yaratmadı. Daha önce yazarın Dul kitabını okumuş ve çok sevmiştim. Bu yüzden benzer bir his almayı umuyordum fakat bu kitapta bunu bulamadım. Yaşlılık, yalnızlık ve kayıplarla yüzleşme temalarını ele alan eser, yer yer insanı düşündüren cümleler barındırıyor. Hatta benimde altını çizdiğim satırlar da oldu. Bu yüzden kitaba kötü diyemem. Ancak anlatım bana oldukça kopuk geldi. Bazı bölümlerde aynı düşüncelerin tekrarlandığını hissettim ve bir noktadan sonra “tamam, anladım.” demeye başladım. Bu nedenle genel olarak beklentimin altında kaldı.
Tek Yalnız Ben DeğilimJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20258,1bin okunma
8/10
·400 syf.··
2026 65. kitabı
Tanıdık, keyifli, tatlı, komik ve akıcı bir romantik komedi kitabıydı kendileri. Kitabın başlarında ana kadın karakter olan Josie ye baya gıcık oldum hatta hiç sevmedim bile diyebilirim. Kendinden bolca fedakarlık ettiği bir gençlik yaşadığı için sert, keskin ve koruma kalkanları yüksek olan bir tipti. Kendince haklı olsada ne yazık ki bana kaba ve soğuk geldi. Ryan ise aşırı tatlı, fazla naif, çok kibar, hassas, tam bir romantik ve kitapta elli kere tekrar ettiği gibi uzun boylu biriydi. (2,04 tü galiba) Kitabın yarısından sonra Josie yumuşamaya ve sevilebilir bir tip olmaya başlayınca benimde kitaptan aldığım keyif baya arttı. Dünyada Ryan kadar ince ve romantik düşünebilen bir erkek var mıdır, bilemedim ama neyse.:)) Keşke yan karakterleri de daha detaylı tanısaydık, hepsi de çok tatlı ve özel karakterlerdi aslında. Böyle tatlı ve nahif bir kitaba göre gereksiz fazla ve detaylı smut sahneler vardı bence, o da biraz canımı sıktı. Canımı sıkan kısımlar dışında kitabın alıntılarını, atıflarını ve verdiği mesajları gerçekten sevdim. Okumaya değer bir kitaptı sadece biraz sabırlı olmak lazım. Şuna da değinmeden geçemeyeceğim; kitabın yorumlarında “You've Got Mail" filminin kitap uyarlaması şekilde ifadeler kullanılmış, orda bir duralım please. Kimse bir Meg Ryan ve Tom Hanks olamaz, hatta benzeyemez bile sorry canlarım, hepimiz yerimizi bilelim. Eğer izlemediyseniz You've Got Mail filmini izlemenizi de kesinlikle öneririm. Eskiden internete nasıl bağlanılıyormuş, internet hızı neymiş bir görün de şok olun.:)) Hatta bende hemen tekrardan izleyeyim, çünkü neden olmasın.:))
1000Kitap
Kitabevi SavaşlarıAli Brady · Nox Yayınları · 202636 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 22:47
"Hachiko, tren istasyonunda Profesör Ueno'yu bekleyeli yıllar geçmiş olsa da, hiçbir zaman unutulmadı..." S.139 Öncelikle söylemek istediğim şey, bu kitaptan süslü, edebi cümleler beklemeyin. Yazar, yalın bir anlatımla okuyucuların dikkatini doğrudan Hachiko'nun dokunaklı hikâyesine odaklıyor çünkü. Kitabın bu kadar etkileyici olmasının sebebi de sanırım bu samimi sadelik. Yazarın gerçek bir hikâyeden yola çıkarak kaleme aldığı bu kitap; sahibi vefat ettikten sonra yıllarca aynı istasyonda onu bekleyerek sadakatin, inancın, umudun, dostluğun, vefanın, saf ve koşulsuz sevginin ölümsüz bir simgesi haline gelen Akita cinsi bir köpek olan Hachiko'nun hikayesini anlatıyor. Shibuya İstasyonu'nda heykeli dikilerek bir sembol haline gelen Hachiko, vermiş olduğu bu anlamlı mesajlar sebebiyle Japonya'daki okullarda ders olarak işlenmekte aynı zamanda. Eğer sizin de hayatınızda böyle bir can dostunuz varsa, ya da içinizde hayvanlara karşı ufak da olsa bir sevgi taşıyorsanız, bu kitabın uyandırdığı duyguları daha derinden hissedeceksiniz diye düşünüyorum. Belki de benimde kitaptan bu denli etkilenmemin sebebi geçen yıl kaybettiğim kedim Dico'yu bana hatırlatmasıdır...:((( Okurken gözyaşlarıma engel olamadığım o özel kitaplar listesinin en başına yerleşti bu kitap... Kesinlikle okumanızı öneririm...
Edebiyat
HachikoLeslea Newman · Yakamoz Yayınevi · 20222,635 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 336. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:40
Matt Haig kalemiyle ne zaman buluşsam, kendimi bir yazarla değil de ruhumu benden daha iyi tanıyan bir dostla dertleşiyormuş gibi hissediyorum. Onun o felsefi dokunuşları, hayatın karmaşasını basite indirgeyen dili bu yeni kitabında da beni büyülemeyi başardı yine..Sayfalar o kadar akıcı, o kadar sürükleyiciydi ki zaman adeta raylarda kayıp giden bir tren gibi aktı. Kitabı bitirdiğimde heybeme kalan en can yakıcı gerçek şu oldu: Çoğu zaman içimizdeki acıları ve kırgınlıkları bastırmak için çılgın bir hırsla başarı basamaklarını tırmanmaya çalışıyoruz. Hep daha fazlasına sahip olmak isterken, aslında elimizdekilerin kıymetini ne kadar ıskaladığımızı fark edemiyoruz. İşte tam bu noktada, aklıma şu cümle geliyor. “İnsan, avucunun içindeki saklı mutluluğu görmeyi reddedip gözünü ufkuna diktiğinde, elindekini de rüzgara feda ediyor." Kitabı kısaca bahsedeceğim; 81 yaşındaki bir kitapçı zinciri sahibi olan Wilbur Budd’ın hikayesiyle götürüyor. Ömrünün neredeyse tamamını işine, hırslarına adamış ve bu uğurda hayatının en büyük aşkı Maggie'yi bile ihmal etmiş bir adam Wilbur. Tam ölümün eşiğindeyken, onun için bir son değil, aslında geçmişine doğru giden büyüleyici bir tren yolculuğu başlıyor. Kitap boyunca Wilbur ile birlikte o vagona biniyor, onun hayatının en parlak ve en karanlık duraklarına uğruyoruz. Her durakta Wilbur’un karanlığı,seçimleri..Tek bir katı kural var Geçmişteki halinle asla konuşmamak. Matt Haig o bildiğimiz su gibi akan, samimi ve duru diliyle bizi pişmanlıkların, kaçırılan trenlerin ve ikinci şansların peşinde muazzam bir yolculuğa çıkarıyor. Keşke benimde böyle bir şansım olsa ben acaba hangi durakta durmak ister,zamanı durdurmak isterdim. Okurken düşündürüyor. Kitabın asıl gücü ise fantastik zemininden ziyade, karakterlerin iç dünyasındaki o ağır
Alıntı
Gece Yarısı TreniMatt Haig · Domingo Yayınevi · 2026401 okunma
Martin Eden
Puan vermedi·517 syf.··
2026 8. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 20:29
·
Kitabı biraz önce kapattım. Üzerime çöken ağır hüznü anlatabilmem mümkün değil. Sanki yıllardır tanıdığım, hayallerine ortak olduğum hatta gerçekleşmesini onun kadar istediğim, onunla birlikte aç kaldığım, onunla birlikte kitapların sayfaları arasında kaybolduğum, çektiği çilelerine şahit olduğum bir dostumu okyanusun karanlık sularına kurban vermiş gibiyim. Martin Eden’ın hikayesi insanın kendi cehaletinin farkına vararak cehaletten aydınlığa doğru yürüyüp nihayet zirveye ulaştığında o zirvenin aslında ne kadar çorak bir çöl toprağı olduğunun dehşetli bi anlatımıdır. Martin bu durumu görüyor ve buna isyan ediyor. Onun okyanusa attığı o son adım benim gözümde bir yenilgiden ziyade iki yüzlü, çıkarcı, maddiyatçı topluma ve burjuva ahlakına karşı yapılmış isyandır. Kitap boyunca Martin’in bitmez tükenmez öğrenme aşkına, Ruth’a duyduğu o saf aşka tanıklık ederken kendi içimdeki arayışı da yeniden sorguladım. Martin öğrendikçe hayalini kurduğu dünyanın ne kadar sığ ve ruhsuz olduğu gerçekliğiyle yüzleşti. Bu sadece onun değil benimde umutlarımı kırdı. Entelektüel birikimiyie ve kalbiyle bu gerçeği görmeye başladığında artık geri dönülemez bir yalnızlığa mahkum olduğunu anladı. Ölüm ona bu iki yüzlü, çıkarcı, maddiyatçı insanlardan kurtuluş olarak görünmeye başladı. Bu beni kahrediyor çünkü o sadece bir parça ekmek, biraz sevgi ve düşünüp konuşabileceği yazabileceği sohbet edebileceği insanlar istemişti. Şimdi yanımda kitabın son sayfasına bakıp ‘’Karanlığın içindeydi artık. Bunu fark ettiği anda da farkındalığı sona erdi’’ satırlarını okurken hissettiğim tek şey hayal kırıklığı. Martin’le yaptığım bu yolculuğu hiç unutmayacağım anısı ben de hep yaşayacak.
Edebiyat
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:46
Kitap tesadüfen elime geçti popüler kültürün çok bilinen moda kitaplarından çok uzakta olduğu için benimde kendisinden tesadüfen haberim oldu iyide oldu. Edebi lezzet arayan ve okurken insan doğası üzerine düşünmek isteyen her okura cümle cümle hitap eden dili sağlam bir eserdir. Hayata tutunma çabasını, insan ilişkilerinin karmaşıklığını ve bireyin toplum içindeki yerini sorgulayan, ve bence raf ömrü olmayan olmaması gereken zamansız bir romandır. Eğer kurgunun içinde felsefi dokunuşları, sakin ama derin akıp giden anlatımları seviyorsanız, kitaplığınızda mutlaka yer açmanız gereken bir kitap.
1000Kitap
Yarına BaşlamakAfşar Timuçin · Bulut Yayınları · 200338 okunma