Nermin

Nermin
@bennermin
1 Ocak 1989
13 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
"Bir şey, kalbinizdeki huzuru bozduğunda ondan vazgeçin."
Reklam
Sevgiyi pratik ettikçe daha verici olmak isteriz. Bir başkasına kabul göstermeyi reddetmek anlamında bencillik, aşk ilişkilerinde yaşanan hüsranların başat kaynağıdır. Robert Sternberg`in Love the Way You Want It'teki ifadesiyle, "ilişkilerin çökmesine en sık neyin yol açtığı sorulsa. .. kesinlikle bencillik derim. Bizler şu an narsizm çağında yaşıyoruz ve pek çok insan karşısındakinin ihtiyaçlarına kulak vermeyi ya hiç öğrenmemiş ya da unutmuş durumda. Doğrusu, ilişkinizi (tek gecelik değil, uzun soluklu ilişkinizi) iyileştirmek adına kendinizde bir değişiklik yapmak istiyorsanız partnerinizin menfaatlerine kendi menfaatlerinizle eşit muamele gösterin." Gerek aşk ilişkilerinde gerekse diğer bütün ilişkilerde cömertçe verebilmek, karşınızdaki insanın sizden özen beklediğini fark ettiğiniz anlamına gelir. Özen önemli bir kaynaktır. Bütüin kaynakları cömertçe paylaşmak, sevgiyi ifade etmenin somut bir yoludur. Bu kaynaklar zaman da olabilir, dikkat, nesne, beceri, para da.. Bir kez sevme yoluna dümen kırdığımızda vermenin ne kadar kolay olduğunu göreceğiz.
Edebiyat
9/10
·232 syf.··
2025 2. kitabı
Drogo'nun gerçekleşmeyecek bir hayale bağlanıp bir umutla yaşamış olması kötü bir şey mi? Onu heyecanlandıran bir beklentiyle ömrünü geçirmiş olması, hayatını boşa harcadığı anlamına mı gelir? Bu değerlendirmeyi yaparken, biz kendi kabullerimizi ve değer yargılarımızı "en doğru" ya da "tek doğru" olarak kabul etmiş olmuyor muyuz? Yani, boşa (!) bir hayal ile ömrünü geçiren Drogo, gerçekten yaşamını mı çürüttü, yoksa o umut onun hayatını daha yaşanabilir mi kıldı? Israrla bir şeyler (herkesin yaptığı şekilde) yapmamız gerektiğini dayatan bir düzenin içinde Drogo'yu yargılamak ne kadar doğru? Durmaksızın devinim halinde olmamız gerektiği fikrini neden tartışmıyoruz? Hiçbir şey yapmamak neden suçluluk hissettiriyor? Bir insanın ömrünü nasıl geçirdiğini sorgularken, toplumun başarı ve anlam anlayışını dışsal bir baskı olarak kabul edebiliriz. Toplum genellikle üretkenlik, başarı ve somut hedeflere ulaşma gibi kriterlere dayanarak bir yaşamı değerlendirir. Ancak Drogo'nun hayatı bir "hayal" ile şekillenmişse, belki de onun için önemli olan şey, o hayalin kendisi ve o hayalin getirdiği duygusal deneyimdir. Bir insanın hayatının "boşa" olduğunu değerlendirmek, o insanın içsel dünyasını ve duygusal gerçeğini dışarıdan yargılamaktan başka bir şey değildir. Drogo'nun yaşamı, toplumsal ölçütlere göre "anlamsız" ya da "gereksiz" olabilir. Fakat belki de onun için hayatını anlamlı kılan şey, o hayale tutunarak yaşamaktır. Her insanın hayatını nasıl yaşadığı, öznel bir deneyimdir ve bu deneyimi yargılamak için sadece dışsal ölçütlere dayanmak büyük bir haksızlık olur. Hayatın anlamı sadece başarı ve sürekli hareketle ölçülemez; bazen hayaller, umutlar ve içsel yolculuklar bir insanın hayatını yaşanabilir kılan tek şeydir. Sürekli bir şeyler yapmak zorunda hissetmek yerine bazen
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,7bin okunma
4/10
·282 syf.··
2025 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2025 00:00
Kitapları anadilinden okuyamamanın en büyük sıkıntısı kendi dilinde anlaşılabilecek metaforların, inceliklerin ve şiirselliğin, çevirisinde birebir yakalanamıyor olması. Arapça orijinalini okuyabilseydim bu kadar yavan bir hissedişe kapılır mıydım kestiremiyorum ama malesef kitap beklediğim gibi değildi ve sıkıldım. Yine de içerikten biraz bahsetmek istiyorum İbn Hazm aşkın çeşitli yönlerini ele aldığı, psikolojik, sosyal ve manevi yönleriyle incelemeye çalıştığı eserinde aşkı sadece bir duygu olarak değil, insan ruhunun en derin yönlerini açığa çıkardığı bir süreç olarak ele alıyor. Kitap, aşkın başlangıcından ayrılık acısına kadar tüm yönlerini inceliyor. Bu incelemeyi yaparken dönemin kültürel bağlamına sıkı sıkıya bağlı kaldığı için bazı noktalarda modern zamanların bakış açısından farklılaşıyor. Aşkın çoğunlukla idealize edilmiş yönlerine odaklandığından sebep gerçekçi olmaktan uzak olduğunu düşünebilirsiniz. Kitapta geçen ilişki tarzı ile modern ilişkilerin birbiriyle benzer ve farklı tarafları olduğunu göreceksiniz. İbn Hazm, aşkın genellikle bir bakış ya da bir karşılaşmayla başladığını dile getirir: "Aşkın ilk kıvılcımı, bakışlarla yürekte çakar. O bakışlar kalbe işler ve ruha damgasını vurur." İbn Hazm’a göre aşk, fiziksel bir çekimin ötesinde, ruhların birbirine olan derin bağını ifade eder: "Gerçek aşk, iki ruhun birbirine dokunması ve bir araya geldiğinde tamamlanmasıdır." "Ayrılık, sevenin kalbinde bir kor bırakır. Gözyaşlarıyla sulanan bu kor, sevgilinin dönüşüyle yeniden çiçek açar." Aşkın başlangıcının, ruhsal boyutunun, ayrılık acısının geçmişten günümüze değişmeden yaşandığını , hissedildiğini söyleyebiliyoruz. Kitapta aşkın mektuplarla ya da dolaylı yollarla ifade edilmesinden bahsedilir "Seven, kalbindeki yangını bir kağıda döker ve habercinin
Edebiyat
Güvercin Gerdanlığıİbn Hazm El-Endelüsi · Sufi Kitap · 20233,712 okunma