Nermin

Nermin
@bennermin
1 Ocak 1989
13 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
9/10
·232 syf.··
2025 2. kitabı
Drogo'nun gerçekleşmeyecek bir hayale bağlanıp bir umutla yaşamış olması kötü bir şey mi? Onu heyecanlandıran bir beklentiyle ömrünü geçirmiş olması, hayatını boşa harcadığı anlamına mı gelir? Bu değerlendirmeyi yaparken, biz kendi kabullerimizi ve değer yargılarımızı "en doğru" ya da "tek doğru" olarak kabul etmiş olmuyor muyuz? Yani, boşa (!) bir hayal ile ömrünü geçiren Drogo, gerçekten yaşamını mı çürüttü, yoksa o umut onun hayatını daha yaşanabilir mi kıldı? Israrla bir şeyler (herkesin yaptığı şekilde) yapmamız gerektiğini dayatan bir düzenin içinde Drogo'yu yargılamak ne kadar doğru? Durmaksızın devinim halinde olmamız gerektiği fikrini neden tartışmıyoruz? Hiçbir şey yapmamak neden suçluluk hissettiriyor? Bir insanın ömrünü nasıl geçirdiğini sorgularken, toplumun başarı ve anlam anlayışını dışsal bir baskı olarak kabul edebiliriz. Toplum genellikle üretkenlik, başarı ve somut hedeflere ulaşma gibi kriterlere dayanarak bir yaşamı değerlendirir. Ancak Drogo'nun hayatı bir "hayal" ile şekillenmişse, belki de onun için önemli olan şey, o hayalin kendisi ve o hayalin getirdiği duygusal deneyimdir. Bir insanın hayatının "boşa" olduğunu değerlendirmek, o insanın içsel dünyasını ve duygusal gerçeğini dışarıdan yargılamaktan başka bir şey değildir. Drogo'nun yaşamı, toplumsal ölçütlere göre "anlamsız" ya da "gereksiz" olabilir. Fakat belki de onun için hayatını anlamlı kılan şey, o hayale tutunarak yaşamaktır. Her insanın hayatını nasıl yaşadığı, öznel bir deneyimdir ve bu deneyimi yargılamak için sadece dışsal ölçütlere dayanmak büyük bir haksızlık olur. Hayatın anlamı sadece başarı ve sürekli hareketle ölçülemez; bazen hayaller, umutlar ve içsel yolculuklar bir insanın hayatını yaşanabilir kılan tek şeydir. Sürekli bir şeyler yapmak zorunda hissetmek yerine bazen
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
4/10
·282 syf.··
2025 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2025 00:00
Kitapları anadilinden okuyamamanın en büyük sıkıntısı kendi dilinde anlaşılabilecek metaforların, inceliklerin ve şiirselliğin, çevirisinde birebir yakalanamıyor olması. Arapça orijinalini okuyabilseydim bu kadar yavan bir hissedişe kapılır mıydım kestiremiyorum ama malesef kitap beklediğim gibi değildi ve sıkıldım. Yine de içerikten biraz bahsetmek istiyorum İbn Hazm aşkın çeşitli yönlerini ele aldığı, psikolojik, sosyal ve manevi yönleriyle incelemeye çalıştığı eserinde aşkı sadece bir duygu olarak değil, insan ruhunun en derin yönlerini açığa çıkardığı bir süreç olarak ele alıyor. Kitap, aşkın başlangıcından ayrılık acısına kadar tüm yönlerini inceliyor. Bu incelemeyi yaparken dönemin kültürel bağlamına sıkı sıkıya bağlı kaldığı için bazı noktalarda modern zamanların bakış açısından farklılaşıyor. Aşkın çoğunlukla idealize edilmiş yönlerine odaklandığından sebep gerçekçi olmaktan uzak olduğunu düşünebilirsiniz. Kitapta geçen ilişki tarzı ile modern ilişkilerin birbiriyle benzer ve farklı tarafları olduğunu göreceksiniz. İbn Hazm, aşkın genellikle bir bakış ya da bir karşılaşmayla başladığını dile getirir: "Aşkın ilk kıvılcımı, bakışlarla yürekte çakar. O bakışlar kalbe işler ve ruha damgasını vurur." İbn Hazm’a göre aşk, fiziksel bir çekimin ötesinde, ruhların birbirine olan derin bağını ifade eder: "Gerçek aşk, iki ruhun birbirine dokunması ve bir araya geldiğinde tamamlanmasıdır." "Ayrılık, sevenin kalbinde bir kor bırakır. Gözyaşlarıyla sulanan bu kor, sevgilinin dönüşüyle yeniden çiçek açar." Aşkın başlangıcının, ruhsal boyutunun, ayrılık acısının geçmişten günümüze değişmeden yaşandığını , hissedildiğini söyleyebiliyoruz. Kitapta aşkın mektuplarla ya da dolaylı yollarla ifade edilmesinden bahsedilir "Seven, kalbindeki yangını bir kağıda döker ve habercinin
Edebiyat
Güvercin Gerdanlığıİbn Hazm El-Endelüsi · Sufi Kitap · 20233,712 okunma
3/10
·264 syf.··
2024 9. kitabı
Beni daha çok yoran başka bir kitap olmadı. Düz yazıda kullanılan şiirsel anlatımın, aşırı benzetme ve betimlemelerin, hikayedeki belirsizliklerin...belki de benim göremediğim güzel bir yanı vardır... Okurken ruhumun daralmasını , kelimelerin devrilerek ve zoraki bir araya gelişlerine bağlıyorum.. Aktarılmak istenen duygu ve düşüncelerin yalın ve en dolambaçsız yoldan aktarılması gerektiğini savunanlardanım.. Saygılar.
Edebiyat
DalgalarVirginia Woolf · Sia Kitap · 20203,953 okunma
Gerçek kötü kim?
10/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2024 8. kitabı
Her davranışı genetiğe ,biyolojiye, fizyolojiye, travmalara bağlamak bizi davranışlarımızın sorumluluğundan kurtaracak mi? Bu elbette rahatlatıcı çünkü kusurlarımızı düzeltmenin bizim elimizde olması zor olana karşı mesuliyet oluşturur.  Düşünün ki  'atalarımızdan miras kalan ve ne yazık ki bizim elimizde olmayan sebeplerle işlediğimiz günahların suçlusu biz değiliz. Genetik kodlarımızın emirlerini yerine getirmek dışında yaptığımız yanlış yok.'   Çok teskin edici değil mi?      Davranışlarımızın sorumluluğunu almamak için ürettiğimiz bahanelerin haz veren bir tarafı da var (bkz: kurban psikolojisi). Ve tarihte bu kadar çok travma temalı veya fizyolojik kaynaklı sorun tanımlanan ve bunlara "takıntı" ölçüsünde ilgi duyulan bir dönem var mıydı? Ruhlarımızın nanemollalığı davranış bozukluklarımızın açıklaması oldu. Yanlışlarımız karşısında suçlanmanın, sorumluluk almanın ve duymanın önüne gecti. Hepimiz birer yaralı ceylan hepimiz birer kurban. Peki kim kötü?  Habil ve Kabil'den beri kimler Kabil'in tarafını secti? (Nee seçim mi? ;))      Düşününce Kabil de kötü değildi de sadece psikolojisi bozuktu belki. Belki insan olmanın ağırlığını kaldıramıyor cennetten kovulmuş ebeveynlere sahip olduğu için kendini itilmiş ve ötekileştirilmiş hissediyordu. Haksızlığa ugruyordu belki, bastırılmıştı, zor bir çocukluk geçirmiş olabilirdi. Kabil'i suçlamamızın önüne çocukluk travmalarını alalım mı yoksa adam kötüydü mü diyelim? Kimler gercekten kötü ? Kimler gerçekten suçlu? "İnsan varlığının kendisi patolojik" olabilir mi ? Acaba psikoloji bilimi insanların hatalarından kacmak için aradığı çıkış  yolunun kendisi mi?.. Kitabın geneli bu konuyla ilgili değil tabi içindeki bir bölümden esinlenerek yaptığım yorum. Ana tema DEB'in sebebi sonuçları ve iyileşme süreçleri üzerine.
Psikoloji
Dağınık ZihinlerGabor Mate · Hep Kitap · 20221,098 okunma
Söylendim Durdum
“Ben fukarayı severim dersin kendi kendine, yalandır. Kendin de inanmazsın. Hangi fukarayı, nasıl fukarayı? Bu canavar gibi dilenci kadını mı? Bu arsız, edepsiz çocuğu mu? Bu iki paralık adamın önünde secdeye varan balıkçıyı mı? Yoksa köşe başında oturup çürüklerini; yüzünden açlığı, kimsesizliği, hafifçe deliliği, dünyadan bıkkınlığı akan adama yutturan külhanbeyi kestaneciyi mi? Kimdir şu sevdiğin insan? Anladık fakir, kimsesiz, bahtsız...ama kim? Kim olacak? Sensin. Kendi kendinsin. Evet, bu şehirde herkes dönüp dolaşıp kendisinde karar kılacak. Başkasını seven tek adam bulamazsın. olmasına da imkan yoktur. Hani bazı insanlar vardır, iyilik edersin. Bir edersin, iki edersin, üç edersin sonra edemeyecek hale gelirsin de elinden bir şey yapmak gelmez. O zaman bir de bakarsın ki, karşındaki sana düşman kesilmiştir. hepimiz öyleyiz işte. Bütün iyilikleri, bütün dostlukları, tulumba gibi emeriz. Sonra dostluklar, iyilikler de kuyular misali kurur. İşte o zaman başlar pandomina, kocaman dedikodu. Çekilecek bir köşemiz olacak. Yatağımız olacak. Yorganı gözlerimize çekeceğiz. Belki bir deniz kenarı, bir ağaç altı, bir rüzgar, bir sessiz kahve, bir bardak çay, bir simit, bir dilim kaşar peyniri, bir yarım kilo şarap bulursak dost olarak bu en iyisi. Ama insan?  Yok kardeşim, yok, insan bulamayacağız.”
Sayfa 118 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarķ·Kitabı okudu