Kitapları anadilinden okuyamamanın en büyük sıkıntısı kendi dilinde anlaşılabilecek metaforların, inceliklerin ve şiirselliğin, çevirisinde birebir yakalanamıyor olması.
Arapça orijinalini okuyabilseydim bu kadar yavan bir hissedişe kapılır mıydım kestiremiyorum ama malesef kitap beklediğim gibi değildi ve sıkıldım. Yine de içerikten biraz bahsetmek istiyorum
İbn Hazm aşkın çeşitli yönlerini ele aldığı, psikolojik, sosyal ve manevi yönleriyle incelemeye çalıştığı eserinde aşkı sadece bir duygu olarak değil, insan ruhunun en derin yönlerini açığa çıkardığı bir süreç olarak ele alıyor. Kitap, aşkın başlangıcından ayrılık acısına kadar tüm yönlerini inceliyor.
Bu incelemeyi yaparken dönemin kültürel bağlamına sıkı sıkıya bağlı kaldığı için bazı noktalarda modern zamanların bakış açısından farklılaşıyor. Aşkın çoğunlukla idealize edilmiş yönlerine odaklandığından sebep gerçekçi olmaktan uzak olduğunu düşünebilirsiniz.
Kitapta geçen ilişki tarzı ile modern ilişkilerin birbiriyle benzer ve farklı tarafları olduğunu göreceksiniz.
İbn Hazm, aşkın genellikle bir bakış ya da bir karşılaşmayla başladığını dile getirir:
"Aşkın ilk kıvılcımı, bakışlarla yürekte çakar. O bakışlar kalbe işler ve ruha damgasını vurur."
İbn Hazm’a göre aşk, fiziksel bir çekimin ötesinde, ruhların birbirine olan derin bağını ifade eder:
"Gerçek aşk, iki ruhun birbirine dokunması ve bir araya geldiğinde tamamlanmasıdır."
"Ayrılık, sevenin kalbinde bir kor bırakır. Gözyaşlarıyla sulanan bu kor, sevgilinin dönüşüyle yeniden çiçek açar."
Aşkın başlangıcının, ruhsal boyutunun, ayrılık acısının geçmişten günümüze değişmeden yaşandığını , hissedildiğini söyleyebiliyoruz.
Kitapta aşkın mektuplarla ya da dolaylı yollarla ifade edilmesinden bahsedilir
"Seven, kalbindeki yangını bir kağıda döker ve habercinin