arzu

arzu
@benoblomov_
You Can't Take a Picture of This, It's Already Gone
Bir zamanlar İstanbul
Puan vermedi·56 syf.·
2022 32. kitabı
Doğma büyüme İstanbul'da olanları tarihin tozlu sayfalarında gezintiye çıkaracak bir anlatı ile karşınızdayım . Maalesef ki ben İstanbullu değilim ama yine de keyif aldığım bir okuma oldu . Aranızda İstanbul'da yaşayanlar varsa eminim çok daha fazla keyif alacaktır . Yazarla tanışma kitabım olduğu için kısa bir kitap tercih ettim ama 54 sayfayı bitirmem 2 günümü aldı . Çünkü yer yer bilmediğim çok fazla mekan ve kişilerle karşılaştım ; aynı zamanda yazarın kullandığı tamlamalar da eski olduğu için kitabı bitirmem kolay olmadı . Bir kitap değil de gazetelerden toplanmış köşe yazılarının derlemesi gibi düşünebiliriz . 54 sayfa boyunca İstanbul'un arka sokaklarına , eskicilerine , meyhanelerine , restorantlarına , çaycılarına ve panayırlarına gidiyoruz . İstanbul'un sözde eski panoramasına kısa bir göz atıp ardından hoş bir tatla ayrılıyoruz . Kitaba adını veren bölüm ise sanırım en doğru olduğunu düşündüğüm bölüm . Ne yazık ki benim çocukluğumla birlikte Hacivat ve Karagöz neredeyse tamamen hayatlarımızdan silindi . Yazar bunun nedenini çok güzel bir şekilde açıklamış . Aslında çok basit , gelişime kapalı oluşumuzdan dolayı birçok geleneğimizi tamamen kaybettik . Her gelenek içinde bulunduğu dönemde varlığını sürdürebilir . Günümüz yüzyılında 100 yıl öncesinin esprisi ne kadar komik gelebilirse , varlığını gelişmeye kapattığımız geleneklerimiz de o kadar sürekli olur . İstanbul'a dair , bize dair birşeyler okumak isterseniz okuyabilirsiniz.
1000Kitap
Karagöz'ün Son GünleriOsman Cemal Kaygılı · Can Yayınları · 2021276 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·516 syf.·
2022 17. kitabı
Jane Austen kendi kısa ve kederli hayatına inat yazdığı her romanda karakterlerine o kadar güzel özellikler bahşediyor ki , bu özelliği sayesinde eserleri yüzyıllara meydan okumaya devam ediyor . Emma kendine güveni tam , az biraz bencil , ailesine düşkün ve çok kurnaz bir kadın olarak karşımıza çıkıyor . Çoğu insanın neden sevmediğini anlasam da benim okurken eğlendiğim bir karakter oldu . Ben bu tarz yüksek kesim insanların hayat hikayelerini okumayı çok seviyorum . Hayatlarına bu kadar düşkün oluşları , dertsizlikleri , tasasızlıkları bana kendi dertlerimi unutturuyor . Sahip oldukları mevkiye bağlanışları ve onun dışında her şeyden bi haber oluşları kitabı okurken kara komedi izliyormuşum tadı veriyor . Tek dertleri hasta olmamak , gazete okuyup sıcakta oturmak , kart oynayıp sağlıklı beslenmek olan bir cemiyetin yanlış anlaşılmalarla dolu eğlenceli hikayesini okuyoruz . Biz kitapta aslında dönemin zihniyetleriyle tek tek tanışıyoruz . Mürebbiyeler , papazlar , leydiler , çingeneler ... Hepsinin kitapta bir rolü var ve hepsi de baş karakterin kendisini tanımasına ve bulmasına yardımcı oluyor . Uzun ve yoğun olması sizi korkutmasın zira kitaptaki hiçbir karakter bize uzak değil , aksine hepsi bizden birisi . Bu yönü de kitabı anlamayı ve benimsemeyi kolaylaştırıyor . Benim ayımı güzelleştiren ve sevdiğim bir okuma oldu , okumak isteyen herkese tavsiye ederim .
1000Kitap
EmmaJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202514,1bin okunma
Ahmet Rasim'le tanışma ve son dönem Osmanlı hakkında
Puan vermedi·116 syf.·
2022 14. kitabı
Ahmet Rasim'le tanışmam geç olsa da güzel bir tanışma oldu diyebilirim . Gözlemciliği ve sade diliyle kendi çocukluğundan yola çıkarak yazdığı anı kitabı olan Falaka çok yerinde bir başlangıç oldu . Çoğu anı kitabının aksine taraflı bir gözlemden ziyade olaylara daha bütüncül bir şekilde bakması benim çok hoşuma gitti . Yetim bir şekilde büyüyen ve çeşitli okullarda okuyup , falaka korkusu olan birisinin hayatına dahil oluyoruz . Zamanın sosyal hayatına ve çevresine çok güzel ışık tutuyor . Kadın-erkek ilişkileri , dönemin eğitim sistemi , aile yapısı , siyahi insanların durumu hakkında şeyleri okumak çok keyifliydi . Anıları hakkında söyleyecek fazla şeyim yok ama değinmek istediğim birkaç ufak nokta var . Kitabı okurken tekrardan fark ettim ki ülkemizde geçmişten beri en büyük problem dinin yanlış yorumlanması . Acının insanı yıldırıp , ders çıkarmasına sebep olacağı görüşü hiçbir zaman doğru olmadığı gibi insanı suça daha fazla teşvik etmektedir . Bu psikolojide kanıtlanmış bir gerçektir . Kitapta da zaten bu anlatılıyor . Falaka sadece bir değil , defalarca kez oluyor ve asla bir sonu olmuyor . Ayrıca milli edebiyat ve sonrasına ilham olacak olan " sahte hocalar " konusunu tam anlamıyla anlamak isterseniz bu kitaba mutlaka göz atmalısınız . Yazarın gittiği bütün okullarda bir kötü öğretmen tiplemesi bulunuyor . Hatta ilk hocası o kadar kötü ki falakadan 3 öğrenciyi öldürmüş ve adı tüm şehir tarafından bilinen birisi . Böyle bir ortamda eğitim alan Rasim , hayatı boyunca onu takip edecek travmalar yaşıyor . O dönemde müthiş bir saygı anlayışı var . Hatta o kadar müthiş bir seviye ki okurken şaşıyorsunuz . Mesela sakalı olan herkesin eli öpülesi biri olduğu düşünülüyor . O yüzden Rasim' de sakalı olan herkesin saygı duyulası biri olduğunu düşünüyor . Başı ağrıyan ,
1000Kitap
FalakaAhmet Rasim · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20194,405 okunma
zamanın ötesine akıp gelen bir kitap
10/10
·249 syf.·
2022 5. kitabı
Yaşamı da yazdığı şaheseri kadar adından uzun yıllar söz ettiren Thomas More belki de yaşanabilecek en karışık yıllarda yaşamıştı . VIII. Henry , Anne Boleyn , Kilise baskısı ve Henry'nin infazları . 16. Yüzyıl başlarıydı ve Henry Aragonlu Katherine'den boşanmak istiyordu . O zamanlar boşanmalar bizzat Papa'dan izin alınarak gerçekleştiriliyordu . Kuraltanımaz olan Henry ; Boleyn ile gizlice evlenmişti . Papa ise haberi alır almaz Kralın aforoz edilmesini istemişti . İşte böylece İngiltere parlamentosu kralı kilisenin önderi kabul ederek, Papa’nın otoritesini yok saymıştı. Thomas More ise başta arasının çok iyi olduğu kralla Protestanlığı eleştiren kitapları yüzünden çıkmaza düştü . Katolikliğe derin bağlılık duyan More aynı zamanda Anne Boleyn ' in Kraliçe olmasına da karşıydı . Kralı kilisenin başı olarak görmediğine dair kesin yargıları sonucunda da 1535 ' te idam edildi . Kralın ingiliz kilisesinin başına geçme niyetine ilke olarak karşı çıkması, kendi siyasi kariyerinin sonunu hazırlayıp hain olarak idam edilmesine sebep oldu. ( Tabi bu yıllar sonra değiştirilip aziz sayilana kadar ) Ama bugünkü bahsetmek istediğimim şey tarihten de öte , ölümünden yaklaşık 20 sene önce yazdığı eseri . Ütopyası Çoğu görüşünün hala geçerlilik sağlaması insanların hırslarının hiçbir devirde değişmediğinin yegane kanıtıdır . Thomas More 500 yıl önce neyden şikayet ediyorsa günümüzde hala bu sorunlarla karşı karşıyayız . Yolsuzluk , hırsızlık , adam kayırma , hırs , kibir , ego ... Her ne kadar ütopya gibi bir yere sahip olmanın imkansız olduğunu düşünsem de herkesin kendi ütopyasını bulabilmek için birşeyler yapabileceğine inanıyorum . Egosundan ve hırsından tamamen arındırılmış hiçbir insan yoktur dünya üzerinde . Çünkü yaradılış gereği daha iyisini ve güzelini elde etmek
1000Kitap
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,6bin okunma
Katil kim ?
10/10
·112 syf.·
2022 4. kitabı
Cinayeti engelleyebilmek için bir şeyler yapabilecekken yapmayanların çoğu, namus sorunlarının ancak faciada rol almış kişilerin erişebildiği kutsal alanlar olduğu bahanesiyle kendilerini avutmuşlardı. " ---------------------------------------------------------------------------- Kitap hakkında uzun bir inceleme yapmayacağım . Size neyi beğendiğimi , yazarın hayatını , kitabın yazılış amacını da anlatmayacağım . Zira okumak isteyenler için birçok arkadaşım bunları yazmış . Benim bahsetmek istediğim şey bütün bunların ötesinde . Kitabın ilk cümlesinden de anladığımız gibi sonu kesin bir cinayeti okuyoruz . Bir namus cinayetini . Bütün namus cinayetlerinde olduğu gibi kız ifadesini veriyor , kendilerini ahlak bekçisi sanan insanlar cezayı kesiyor , birisini öldürüyorlar ve sonunda katiller namuslarını temizledikleri için memnun bir şekilde hapise giriyorlar , kızda bütün bu mahcubiyetle yaşamak zorunda bırakılıyor . Kirletilmiş olan şeyin sahip oldukları vicdanlarından habersiz olan halk da bununla gurur duyup , yıllarca bir bayrak gibi taşıyorlar . Sonuçta artık temizlenilmişti . Bilir kişinin raporuna göre Santiago Nasar aldığı öldürücü darbeler sonucu kan kaybından ölmüştü . Fiziksel olarak evet . Suçluluğuna ilişkin tek bir delil bile bulunamayan birisi yüzlerce insanın içinde lime lime doğranıp katledilmişti . Peki soruyorum size katil kim ? Cinayetten haberi olduğu halde üç maymunu oynayan halk mı , erkek çocuklarını her yönden eksikli yetiştiren ebeveynler mi , kız çocuklarının sözünü dinlemeyen anneler mi , namusunu temizlemesi için yollanan gençler mi ? Katil bunların hiçbirisi değildi belki de . Çünkü insanların kalplerine ve beyinlerine yerleşmiş sevgisizlik cinayet işlemeyi onlara normal kılmıştı . Santiago Nasar belki sadece kitapta öldü . Ama Santiago
1000Kitap
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,4bin okunma