“görüntü için ön koşul görmedir, derdi Janouch, Kafka’ya. Kafka da gülümsüyor ve şöyle yanıtlıyordu “şeyleri, kafamızın içinden atmak işin fotoğraflarını çekeriz. öykülerim bir tür gözleri kapatma biçimidir”.
“o halde şunu asla söyleyemeyiz: görecek hiçbir şey yok, görecek hiçbir şey kalmadı. gördüklerimizden edebilmek için, hala görmeyi, her şeye rağmen görmeyi bilmemiz gerekir. yıkıma rağmen, her şeyin silinmesine rağmen…”
-emel, hayatında insandan çok roman figürü var, biraz hayata karışmanın vakti gelmedi mi?
-ben hayatın içinde bu kadar olabiliyorum, yakından tanıdığım her şeyden bir süre sonra nefret etmeye başlıyorum. hem şimdi mesele bu değil. sen gitmeden bir çay içelim mi?
“insan nasıl bazı kitapları çok severek okusa da, bir süre sonra neler olduğunu unutur o kitaptan sadece bir duygu kalırsa geriye, o günden de bana sadece bir duygu kaldı. o güne ait bir daha hiç yaşanması mümkün olmayan ama hafif bir meltemle gelen ve nereden geldiği belli olmayan beni yasemin kokusu gibi.”