8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
MARİKA BERAT GÜNÇIKAN "...... yalnızlığım kadarsın......" ​Gazeteci ve yazar Berat Günçıkan'ın kaleminden çıkan "Marika", 1993'te Cumhuriyet'te tefrika edilmiş. Biyografik bu eserde doğduğu günden itibaren her türlü yıkıma, zorluğa, hayatın sillesine karşı kendini tekrar inşa eden ve inatla var olan Marika'nın hayatını kaleme almış. ​Marika... Hizmetçilikten büfeciliğe, hemşirelikten pansiyonculuğa kadar ekmeğinin peşinde koşan bir Rum kadın... Zavallı annesinin makus kaderine karşı koyamayarak dünyaya getirdiği Maria; her türlü ihanete ve zorluğa göğüs gererken, 20. yüzyıl Türkiye’sinin siyasi ve toplumsal çalkantıları içinde savrulan kalabalıkların arasında kaybolup giden; bitmeyen kavgaların, kırgınlıkların, aşkların ve korkuların kahramanı oluyor. ​Marika’nın hayatından bir kesit sunan bu 100 sayfaya yakın kısa eseri birkaç saatte okudum. Acılarla yoğrulmuş bu hayat, yüreğime işledi. Marika Berat Günçıkan
Edebiyat
MarikaBerat Günçıkan · İstos Yayınları · 013 okunma
Puan vermedi·224 syf.·
2026 372. kitabı
Bir amacı yok çünkü. Hiç olmadı. Günü kurtarıyor doğduğundan beri. Kurtardığı yok ya, hayatta kalıyor. Amaçsızlık onun neslinin ortak yıkımı ama en çok onu yıkıyor. Dışına çıkması mümkün değil. Onun kafası da fazlasına çalışmıyor...S :11 Zeynep Kaçar ile onuncu buluşmamız, böylece küllüyatıni tamamlamis oldum, sakin okuru yormayan bir dikinike farklı konularla okuru kendine çeken bir yazar Zeynep Kaçar İstanbul'un arka sokaklarındaki genç yoksulluğunu, şiddeti ve bir kuşağın sıkışmışlığını anlatan sarsıcı bir romandır. Seni Seviyorum Uçur Beni Vapurda yaşanan bombalı bir patlamayla yolları kesişen üç gencin hayatta kalma mücadelesine odaklanır. İstanbul'u sadece bir arka plan olarak değil; gürültüsü, acımasızlığı ve yoksulluğuyla hikayenin başrollerinden biri olarak işler. Sefa, İzzet Can ve Beyza, şehrin karanlık kıyısında hayatta kalmaya çalışan, tesadüfler ve kader arasında sıkışmış karakterlerdir. İstanbul sadece bir mekan değil; gürültüsü, acımasızlığı ve yoksulluğuyla hikayenin başrollerinden biridir. , Seni Seviyorum Uçur Beni günümüz kentlerinde yaşanan genç yoksulluğunu ve bir kuşağın derin sıkışmışlığını gözler önüne seriyor. Her şey yerli yerine oturuyor böylece. O duvar buraya nasıl geldi, ben kimim, neredeyim; annem, Berat nerede? Her şey yerli yerine oturuyor, dünya darmadağın, evimiz ve kalbim. Her şey yerli yerinde. Her şey bir daha bir araya gelmemek üzere paramparça ama işte her şey yerli yerinde...S:109
Roman-Edebiyat
Seni Seviyorum Uçur BeniZeynep Kaçar · Doğan Kitap · 202673 okunma
Reklam
10/10
·100 syf.··
2024 1. kitabı
İlk çıktığı zamanlardaki heyecanımızı hala hatırlıyorum. Unutmak için daha çok yaşlanmak gerekiyor belki ölüme her gün daha yakın olmak. Yalnız Berat’ın sesi ilk çağlamalarını o günden belli etmişti. O sesi öyle takip etti ki şimdi bir akarsuyu kıskandıran şiir kurma gücü ve imgelemi var. Bu kitaptaki şiirlerdeki anılarımızı da hatırladıkça gülüyorum. Allah senin ömrüne bin bereket katsın be canım kardeşim. Tek bir suçun var o da hep yeni kalmak.
Ejderhanın ÜflediğiBerat Korkmaz · Fabrik Kitap · 202316 okunma
8/10
·432 syf.··
2026 22. kitabı
•Karanlığın İncisi benim için daha çok şartların bir araya getirdiği iki insan ve aralarındaki mesafe, önyargı ve mecburiyet üzerine kurulu bir hikâye oldu. •Afra, üvey abisinden kaçarken yolu Yağız’la kesişiyor. Ancak yaptığı bir hata, onu hiç istemediği bir durumun içine sürüklüyor. Olayın gerçek yüzü ortaya çıkana kadar Yağız’ın yanında kalmak zorunda olması, Afra’yı fazlasıyla öfkelendiriyor. Yağız’ın sert, mesafeli ve yer yer keskin tavırları da eklenince, Afra’nın ona karşı geliştirdiği tepki ve önyargı hikâye boyunca net bir şekilde hissediliyor. •Açıkçası Afra’ya bazı noktalarda hak verdim ama zaman zaman tepkilerinin fazla sert ve önyargılı olduğunu düşündüm. Öte yandan Yağız da sütten çıkma ak kaşık değildi. Daha anlayışlı ve daha açık olabileceği birçok an vardı. Bu yüzden hikâye boyunca iki karakterin de birbirine yaklaşmak yerine çoğu zaman mesafeyi büyüttüğünü hissettim. •Kitap genelinde karakterler arasında sürekli bir laf dalaşı ve atışma hâli vardı. Duygusal sahnelerden çok, karşılıklı inatlaşmaları ve zorunlu birlikteliğin getirdiği gerginliği okuyoruz. Tam sonlara doğru küçük küçük yumuşamalar, duygu kırıntıları görmeye başladık derken, yeni gelişmelerle hikâye yine farklı bir noktaya taşındı. •Benim için en can alıcı nokta işin içine anlaşmalı evlilik trope’unun girmesiydi. Kendisi en sevdiğim trope’lardan biri!!! Bu durumun Yağız ve Afra arasındaki mesafeyi daha da yumuşatacağını ve duygusal geçişleri hızlandıracağını düşünmüştüm. Bir miktar etkisini gördük, evet… ama bana yetmedi. Çünkü ben tam bir aşk kadınıyım. İkinci kitapta daha fazla duygu, daha gerçek bir yakınlaşma ve o hissi güçlü şekilde okumayı gerçekten istiyorum yazarım @suleeterzi , lütfen. •Bir diğer dikkatimi çeken ve hikâyeye renk katan kısım ise yan karakterlerdi. Özellikle
Karanlığın İncisi 1Şule Terzi · Parola Yayınları · 20269 okunma
Hayırsızlar alemi
8/10
·690 syf.··
2026 11. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 04:14
Bu kitap hakkında spoilersız uzun bir inceleme yazmak zor çünkü ilk yarısında Meira'nın unutmuş olduğu geçmişini okuyoruz, ikinci yarısında da olaylar Meira'nın anılarını hatırladıktan sonra yapacağı seçime göre ilerliyor. Bu yüzden yaşanan olaylar hakkında pek bir şey diyemeyeceğim, genel olarak nasıl bir kitaptı ondan bahsedebilirim sadece. Geçmişte Maria'yı okuyoruz ve Maria gerçekten de saf kötü, iğrenç biri. Böyle bir karakter okumak istiyorsanız sizi kesinlikle tatmin edecektir, gerçekten kötü olan bir karakter okumak benim de hoşuma gitti ancak bir yandan da yaptıkları karşısında kimi zaman kalakaldım. Tavırları da sinir krizi geçirmeme sebep oldu, anne babana yazık gerçekten Maria. Binadan itme ve - özellikle de - ormanda geçen şu kovalama sahnesinde ağzım açık kaldı resmen, kitaplardaki tetikleyici unsurlardan kolay kolay rahatsız olmam ben ancak bu sahnelerde içim acıdı. O kadar üzüldüm ki o ikisine. İlk kitapta Uygar'ın ağzından okuduğumuz o uzun bölümler canınızı çok sıkmış olabilir. Benim de sıkmıştı ancak gereksiz değilmiş onlar, hepsi değilmiş en azından. Arka planda yaşananları okumak da ayrı hoşuma gitti benim. Son olarak da geçmişle ilgili şunu söyleyebilirim ki Uygar'a çok üzüldüm ben. Adamın babası da annesi de üvey babası da hayırsız. Hepsinin cehenneme kadar yolu var ancak beni en çok sinirlendiren kişi annesi oldu. Ben bir ebeveynin kendi hayatını yaşamak, yeni bir sayfa açmak için kendi evladını terk etmesine katlanamıyorum. Tamam, kocan sana gerçekten çok kötü davrandığı için onu bırakıp gitmek en büyük hakkın ancak çocuğunun günahı ne? O da seninle aynı şeyleri yaşamış ve sen onu o adama bırakıp gidiyorsun. Çocuk yıllarca senin için çabaladıktan sonra da yüzsüzce ona o sözleri söylüyorsun. Bakmayacaksan yapmasaydın abla, en başında
Lilith'in Gözyaşları IIAnna Tsintsadze · Lapis Kitap · 2025227 okunma
10/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Mor Dağların Balası ‎ ‎“Mor Dağların Balası” Yazar Tarık Torun’un yirmiye yakın eserinin içerisinde ki üçüncü hikâye kitabıdır. KDY Yayınları etiketiyle Temmuz 2025’te matbuat âlemine dâhil edilmiş. On beş hikâyenin yer aldığı kitap, yüz iki sayfa hacmindedir. “Mor Dağların Balası” kitap ismi, aynı zamanda kitapta yer alan ilk hikâyenin ismidir. Ayrıca kitabın, Aras’a ithaf edildiğini görmekteyiz. ‎ ‎Kitap da hayata dair çok çeşitli konular hikâye edilmektedir. “Kasabaya yetiştirilmeye çalışılan kadın doğum hadisesi, karşıt görüşlü iki gurubun söz düellosu, köy - yayla hayatı, etme bulma dünyasını örneklendirme, askere gidiş serüveni, baba sevgisi, ırmakta boğulmaktan kurtulma, hayvan otlatma, çobanlık. Bunlarla beraber köyden şehre göç, gecekondu hayatı, özellikle Ankara serüveni, şehir ve köy hayatının iç içe geçmesi, memuriyet hayatı, kitap sevgisi, korsan kitap mevzusu, misafirlik, öğretmenlik, hasta-doktor, bir dönemin şifacıları” bunlar gibi birçok konunun hikâyelere konu edindiğini görmekteyiz. Köy, kasaba dediğimiz özellikle tabiat güzelliği bakımından şen şadıman bir yeşillikte, menevişli hazlar yaşanılan güzel bir ortamdadır yaşanılanlar. ‎ ‎Hikâye anlatımlarında genellikle dış anlatıcı sesini duymaktayız. Ama zaman zaman başkarakter üzerinden bir anlatımda yer almaktadır. Aynı zamanda bazı hikâyelerde yazarın sesini de duymaktayız. Bu hikâyeler bir yönüyle anı tadındadır diyebiliriz. Öyle ya dünyamız bir boyutuyla daha çok hatırdan ve hatıradan müteşekkildir değil midir? Anlatımların geneli yazarın yaşadığı yerlerle ve zaman dilimiyle örtüşmektedir. Hikâyelerde geçen görüntülü telefon, arama motoru ve sanal ortam gibi kimi ifadelerden günümüzün hikâyelerine yer verildiğini de görmekteyiz. Hikâyelerde farklı zamansal geçişlere de şahitlik yapıyoruz. Elbette
Mor Dağların BalasıTarık Torun · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20251 okunma
Reklam
Reklam