“Bilmiyor musun ki, kendinden dışarı çıkmadıkça asla kim olduğunu bilemezsin.”
Daha çayınızı, kahvenizi bitirmeden bir nefeste biten ama derin anlamları olan bir kitap...
Kitap resimlerle, José Saramago' nun kendine özel anlatımıyla, yarım saatte bitti ve ben ne olduğunu bile anlayamadım ilk başta.
Sonra üzerinde düşününce anladım ki bilinmeyen ada biz kendimizden başka bir şey değil. Kendimizde hâlâ keşfetmediğimiz, bilmediğimiz o kadar çok yön var ki işte bütün bunlar bizim bilinmeyen adalarımız. Onları keşfetmek, bulmak, sanıldığı gibi kolay olmayacak. Okyanuslar karanlık, bilmediğimiz bir yol... Ama önemli olan cesaret, yola koyulmak... Hatta yazar bir yerde şöyle diyor, aslolan varış değil, gidiştir.
Sonra adamın peşinden kadının gelmesi aslinda bizlere her şey bitti dediğimizde bile bir yardım elinin omzumuza dokunmasını anlatıyor.
Teknenin oraya yerleşmiş olan martı yuvalarından temizlenmesi ise, kafamızın içine saplanmış düşüncelerden kurtulmamızı temsil ediyor bence :)
Dediğim gibi kitap biraz Küçük Prens tarzında. Böyle tekrar tekrar okunabilecek tarza bir kitap. Ve José Saramago'yu ilk defa okudum. Dikkatimi çeken şey ise şu oldu. Diyalogları birbirinden virgüle ayırıyor. Ve nokta ve virgül dışında çok fazla noktalama işareti kullanmıyor. Ilk basta bu çok fazla hoşuma gitmemişti ama sonradan alışmaya başladım :))
Keyifli okumalar diliyorum