Berfin Şimşek

Berfin Şimşek
@berfinnsimsek
•saü/hukuk
19 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı

Berfin Şimşek

, bir kitap okudu
Puan vermedi·80 syf.·
2021 1. kitabı
Stefan Zweig
7.2/10 · 171,6bin okunma
Reklam
Puan vermedi·68 syf.··
2020 10. kitabı
Anton Çehov'u bu kitabı vesilesiyle ilk defa tanıdım. Ve bu kitap sayesinde okumaya da devam etmek istiyorum. Kısaca kitabın konusu şöyle: Ruh ve sinir hastalarının bulunduğu bir koğuş var ve burası Altıncı Koğuş olarak adlandırılıyor. Burada hastamız İvan Dimitriç ve doktorumuz arasında geçen sohbetler ve sonrasında doktorumuzun hayatının değişmesi üzerine gelişen bir kitap. Kitabın konusu bu olmakla beraber aslında kitabımızda saklanan detaylar çok fazla ve benim de değinmek istediğim asıl kısımlar bunlar. Burada akıl hastanesinde yatan İvan bilgili ve aydın kesimi ifade ederken diğer hastalar suskun olarak ifade ediliyor. Yani diğer hastalar orta ve alt tabakayı temsil etmekte. Burada akıl hastanesi o dönemdeki Rusya'yı ifade etmektedir. O dönemde Rusya ekonomik olarak bir çöküntü içinde, halk arasında sınıfsal ayrımlar var ve tabi ki de üst tabaka alt tabakayı sömürüyor. Bu yokluk içinde ülkede hırsızlık ve yolsuzluk had safhada. Ancak aynı zamanda halk içinde büyük bir korkuda var ve şöyle düşünüyorlar: " Kimi kime şikayet edeceğiz?" Kitapta İvan hastanedeki haksızlıklara karşı elinden geldiğince sesini çıkaran susmayan biri. Kitapta da aydın bir kişilik olarak tanımlanmakta. Doktor da aslında aydın olarak tanımlanıyor ama aslında öyle biri değil. Doktor, kurallara bağlı yaşayan, toplumsal olayları olduğu gibi kabul eden, kimse bir şey yapamıyorsa ben de yapamam tarzı düşünceye sahip bir kişidir. Alında Doktor, İvan ile beraber olsaydı, tepkisiz kalmasaydı belki de Altıncı Koğuş onun için bir ölüm döşeği olmayacaktı. Hastanedeki orta ve alt kesim ise kendilerine yapılan her türlü haksızlık, işkenceye karşı sessiz kalıyorlar. Bunlar da Rusya'nın orta ve alt kesimini temsil etmekte. Ayrıca Doktorun da akıl hastanesine kapatılması bize önemli bir şeyi
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
Puan vermedi·141 syf.··
2020 11. kitabı
"Sırça Köşk Sabahattin Ali'nin 13 hikaye ve 4 masalından oluşan bir kitabı. Kitaba adını veren öykü, Sırça Köşk, devlet yapısını, iktidar sahiplerini eleştiriyor. Ayrıca halkın bir araya gelip sırça köşkleri nasıl indirebileceğinden bahsediyor. Sabahattin Ali'nin daha çok kendi hayatından esinlenip anlattığı öyküleri ve yönetime, düzene bir gönderme yaptığı başkaldırı niteliğindeki masallardan oluşan kitabı 1947'de yayımlandıktan hemen sonra toplatılmış." Kitapta yazılan her hikaye ve masal sonunda insanı bir şeyler düşünmeye sevk ediyor, bir şeyleri ispatlamaya çalışıyor gibi geldi bana. Özellikle o zamanlarda yaşayan halkın ekonomik, sosyal, kültürel olarak nasıl bir yaşam tarzında olduğundan da bahsediyor. Burası biraz spoiler olabilir :) Doktor bulamadığı için böbreğindeki küçücük taşları aldıramayan Avni'nin büyük şehre gelip böbreklerini nasıl kaptırdığını, dört kez hacca giden namazında niyazında olan Hacı Bey'in nasıl dolandırıcı olduğunu, 15 yaşında olan Çilli Nigar'ın okulundan alınıp 45 yaşında bir adamla evlendirilip sonrasında başına gelenler, parası olmadığı için hamile bir kadının doğumunu yapmayan bir doktor ve sonrasında zavallı Asiye'nin başına gelenler, dertsiz başına bir devlet kuran halkın uyanışı anlatılıyor bu kısa kitapta...
Sırça KöşkSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202069,7bin okunma
9/10
·58 syf.··
2020 9. kitabı
“Bilmiyor musun ki, kendinden dışarı çıkmadıkça asla kim olduğunu bilemezsin.” Daha çayınızı, kahvenizi bitirmeden bir nefeste biten ama derin anlamları olan bir kitap... Kitap resimlerle, José Saramago' nun kendine özel anlatımıyla, yarım saatte bitti ve ben ne olduğunu bile anlayamadım ilk başta. Sonra üzerinde düşününce anladım ki bilinmeyen ada biz kendimizden başka bir şey değil. Kendimizde hâlâ keşfetmediğimiz, bilmediğimiz o kadar çok yön var ki işte bütün bunlar bizim bilinmeyen adalarımız. Onları keşfetmek, bulmak, sanıldığı gibi kolay olmayacak. Okyanuslar karanlık, bilmediğimiz bir yol... Ama önemli olan cesaret, yola koyulmak... Hatta yazar bir yerde şöyle diyor, aslolan varış değil, gidiştir. Sonra adamın peşinden kadının gelmesi aslinda bizlere her şey bitti dediğimizde bile bir yardım elinin omzumuza dokunmasını anlatıyor. Teknenin oraya yerleşmiş olan martı yuvalarından temizlenmesi ise, kafamızın içine saplanmış düşüncelerden kurtulmamızı temsil ediyor bence :) Dediğim gibi kitap biraz Küçük Prens tarzında. Böyle tekrar tekrar okunabilecek tarza bir kitap. Ve José Saramago'yu ilk defa okudum. Dikkatimi çeken şey ise şu oldu. Diyalogları birbirinden virgüle ayırıyor. Ve nokta ve virgül dışında çok fazla noktalama işareti kullanmıyor. Ilk basta bu çok fazla hoşuma gitmemişti ama sonradan alışmaya başladım :)) Keyifli okumalar diliyorum
Bilinmeyen Adanın ÖyküsüJosé Saramago · Kırmızıkedi Yayınevi · 200927bin okunma