Berfin Yüksel

Berfin Yüksel
@berfiny1
9/10
·304 syf.·
Beğendi
·
2023 89. kitabı
“ Kim öfke hisseder ve harekete geçmezse sadece salgını yayar.” Polonyalı yazar Olga Tokarczuk’tan okuduğum ilk kitap ile karşınızdayım. Sonuncu olmayacak o belli. İnanılmaz etkilenerek okudum, diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum. Kitabın anlatıcısı ve ana karakteri Janina altmışlı yaşlarda, kentten uzak bir köyde münzevi hayatı yaşayan bir kadındır. Kışın köyü terk eden komşularının evlerine sahip çıkmak, William Blake çevirileri yapmak (ki kitabın adı buradan geliyor.), okuldaki çocuklara İngilizce öğretmek günlük uğraşlarıdır. Doğaya ve doğadaki tüm canlılara karşı aşırı hassasiyeti olan bu kadın aynı zamanda astrolojiye de meraklı. Geleceğin getireceklerini, geçmişte olanların sebeplerini anlamlandırmak için gezegen ve yıldızların hareketlerini gözlemleyip çıkarımlarda bulunuyor. Rutin hayatı komşusu Koca Ayak’ın evinde ölü bulunması ile değişmeye başlıyor. Pek hoşlanmadığı komşusunun ölümü köyü esir alan esrarengiz ölüm silsilesinin sadece başlangıcıdır. Kitap bu noktadan sonra derdi katili bulmak olmayan bir cinayet romanıma dönüşüyor aslında. Derdi katili bulmaktan çok katili bu yola sürükleyenleri anlatmak aslında. Kitap bize insanın tabiattan ne kadar uzaklaştığını, işi doğa ile çatışmaya kadar getirdiğini en yalın haliyle anlatıyor. İnsanın doğadaki diğer canlılara ve birbirlerine dayattıkları üstünlük yarışının yansıması ancak bu kadar güzel aktarılabilirdi. Özetleyecek olursak kendini savunamayan canlıların savunucusu olmaya soyunmuş Janina’nın maceralarını okuyoruz. Janina sistemin sağlamadığı adaleti kendi getirmeye çalışan bir anti kahraman bana göre. Yazar canlıların yaralı olma gibi bir görevinin olmaması gerektiğini yaşam vizyonlarının yaşamaktan ibaret olduğunu
Edebiyat
Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri ÜzerindeOlga Tokarczuk · Timaş Yayınları · 20203,059 okunma
Reklam

Berfin Yüksel

, bir kitabı yarım bıraktı
%47 (289/605 syf.)
Jeffrey Eugenides
8.3/10 · 1.358 okunma
9/10
·384 syf.·
Beğendi
·
2023 83. kitabı
Gladkov’un 1925te yayımlanan Bolşevik İhtilali sonrasındaki Rusya’yı anlatan kitabıyla karşınızdayım. #koaladankitaplarokumagrubu ile beraber okuduk bu ay kitabı. Vesile olduğu için @koaladankitaplarr çok teşekkür ederim. 1900’lü yılların ilk çeyreğinin Rusya’sına gidiyoruz. Kahramanımız Gleb, savaşmak için çıkıp gittiği evine 3 yıl sonra geri döner. Üstüne üstlük savaşı kazanmış, devrim zaferini elde etmiş bir şekilde döner. Ama döndüğünde karşılaştığı manzara onu pek mutlu etmez. Köyünü, eşi Daşa’yı, arkadaşlarını, kızını, tek geçim kaynakları olan fabrikalarını bıraktığı gibi bulamaz. Fabrika kapanmış işlemez olmuş insanlar ise açlıkla, sefaletle mücadele etmek zorundadırlar artık. Eşi kendini devrime adamış ve eş olma, anne olma duygularından çok uzaktadır. Her ne kadar devrim uğruna savaşmış olsa da devrimin çok dışında kaldığını zamanla fark eder. Üzerindeki şaşkınlığı atar atmaz arkadaşlarını, köylülerini bir araya getirip tek gelir kaynakları olan fabrikayı yeniden çalışır hale getirmenin mücadelesine soyunur. . Kitap devrim zaferinin esas sahibi olan işçi sınıfının bir yandan düşmanla bir yandan da kendi yarattıkları yeni düşmanla mücadelesini, hayal edilen ile ulaşılan arasındaki uçurumu, gücü eline geçiren mazlumun zalimleşmesini, zihniyetini değiştiremeyen bir toplumun rejimini değiştirmesinin boşunalığını, yurduna eşitlik getirmek için savaşanların evin içine gelen eşitlikten ne boyutta rahatsız olduklarını tüm yalınlığıyla anlatıyor. İstisnasız tüm erkek karakterler “eski” Rusya metaforuymuş gibi geldi kitabı okurken. Daşa ise “yeni”, “hayali kurulan” Rusya. Kitabın içime sinmeyen tek yanı bizi karakter gelişim sürecine tanık edemeyip tepeden inme ilerletmesi oldu. Çok bağnaz bakan bir karakter hop bir bölüm sonra değişiyor ama biz onu değiştirenin ne
ÇimentoFyodor Vasiliyeviç Gladkov · Yordam Edebiyat · 2017390 okunma
Reklam