En küçük şeylerin bana çile çektirmekte ne kadar mahir olduğunu gayet iyi bildiğim için,küçük olmalarına bakmadan,onları nerede görsem hiç tereddütsüz kaçarım.Benim gibi güneşin önünden bulut geçti diye üzülen bir insana bu karanlığın,her daim kendi varlığıyla örtülü olan günün elem vermemesi mümkün müdür?
Ruh bedenle daima uyumlu olduğundan ruhun kıyafet giymesi âdet oldu.Bir bedeni olan insanlar olarak giyimli hayvanlar kategorisinde yer aldığımız gibi,aynı zamanda en temel özelliği kıyafetsiz dolaşmamak olan bir ruha sahibiz.
Kendi varlığımdan o kadar soyundum ki var olmak için ilk önce giyinmem gerek.Sadece kılık değiştirdiğimde kendim oluyorum.Çevremdeki tüm yabancı güneşler ölürken,benim asla göremeyeceğim manzaraları altın rengine boyuyor.
Yolculuğa çıkmaya ne gerek var?İster Madrid’e,ister Berlin’e,İran’a,Çin’e,ister kutuplara gideyim,görünüşümün ve hissetme tarzımın tutsağı olduğum sürece,kendimden başka nerede olabilirim?