Ne tatmin olabiliyor,ne de rahatlayabiliyorum,var olan ya da var olmayan her şeye doymuş durumdayım.Bir ruhum olsun istemiyorum,ondan vazgeçmek de istemiyorum.Arzu etmediğimi arzuluyorum,sahip olmadığım şeye sırt çeviriyorum.Ne hiç olabilirim ne her şey:Sahip olamadığım şeyle isteyemediğim şey arasında bir köprüyüm.
Ne mutlu hayal gücü uğruna kişiliğinden vazgeçip başka hayatları seyretmekten keyif alana,duyguların kendisini değil,dış dünyada oynanan halini yaşayana.Ve nihayet ne mutlu her şeyden vazgeçene;her şeyden vazgeçtiğine göre hiçbir şeyi elinden alınamayacak,eksiltilemeyecek olana.
Hissediyorum ve unutuyorum.Herhangi bir insanın herhangi bir şeye duyduğu belirsiz bir özlem,soğuk havadan yayılan bir afyon gibi beni ele geçiriyor.Gerçek,yapmacık bir görme sarhoşluğu içindeyim.
Varlıklardan yükselen muazzam bir yorgunluk, sırf burada ve bu ruh halinde olduğum için, zihnimden bedenime dek,her yerime yayılıyor [...] Bağırmak isteyecekken yakalıyorum kendimi,çünkü bir ummana dalmış gibiyim [...] ne uzayın sonsuzluğuyla ya da zamanın ebediliğiyle,ne de isimlendirilebilecek ya da ölçülebilecek herhangi bir şeyle anlatılabilir büyüklüğü.
Hayatta aradığım ne varsa,hep kendiliğimden vazgeçtim aramaktan.Dalgınca bir şey arayan ve arayışla düş arasında bunun ne olduğunu unutan bir adam gibiyim.