Her şey elimden kaçıyor,buharlaşıyor.Bütün hayatım,anılarım,hayal gücüm ve içerdikleri ve nihayet kişiliğim – her şey benden kaçıyor,her şey buharlaşıyor.Başkası olmuş olduğumu, başka hissettiğimi,başka düşündüğümü hissediyorum hep.Bir başka dekorda oynanan bir temsilmiş seyrettiğim.Ve,kendimi kendimi izlemişim..
Kendi adıma,hiçbir zaman kesin inançlarım olmamıştır:Sahip olduğum tek şey duygulardır. Sırf orada rezil bir günbatımı seyrettim diye bir yerden nefret etmem.
Duygularımızı dışa vurduğumuzda,onları gerçekten hissetmekten çok,hissettiğimize kendimizi ikna etmeye çalışıyoruzdur.
Telaffuz ettiğimiz her söz bizi ele verir.İletişim yolu olarak bir tek yazılı söz hoş görülebilir, çünkü o,bir insandan diğerine uzanan bir köprünün bir taşı değil,yıldızların arasındaki bir ışık huzmesidir.