Şu ölümlü dünyada,tanımadığımız bir limandan kalkmış,bilmediğimiz bir başka limana seyreden bir gemide yaşıyoruz;aynı yolun yolcuları olarak birbirimizi hoş tutmalıyız.
Doğru ya da kesin gözüyle baktığımız nice şeyler düşlerimizin artıklarıdır sadece, anlama yetisinden yoksun olduğumuz için içine gömüldüğümüz uyurgezerliğin ürünleri!Neyin doğru ya da kesin olduğunu gerçekten biliyor muyuz?Güzel dediklerimiz arasında aslında sadece bir dönemin alışkanlığını,mekânın ve zamanın kurgusunu yansıtanlar hangileri?Gerçekten bize ait olduğunu sandığımız,oysa yaradılışımızdan ötürü derin doğasını kavrayamayarak,sadece mükemmel bir aynası olduğumuz,üzerini şeffaf bir örtü gibi örttüğümüz neler var kim bilir!
Ve her şey sahteydi.Başkalarının anlatmış olduğu öyküleri tekrar anlatan olmadı;bir vakitler aldatıcı bir umuda kapılıp bir liman bulmaya gidenden,gelecekteki sislerin, yaşanacak kararsızlıkların bu oğlundan da haber yok.Adımı gecikenler arasında sayıyorlar ve bu ad bile bir gölge,bütün geri kalanlar gibi.
En fazla ıstırap veren duygular,en can yakan heyecanlar,aynı zamanda en saçma olanlardır:imkânsız şeylere karşı,sırf imkânsızlığın yarattığı istek,hiç var olmamış olana duyulan özlem,geçmişte olabilecek olana duyulan arzu,farklı olmamanın acısı, dünyanın var olduğunu görmenin verdiği tatminsizlik duygusu..
Yüreğimin tam ortasında büyük bir yorgunluk var.Asla olamadığım kişi beni üzüyor,ondan bana kalan anılardan neye olduğunu anlayamadığım bir özlem kabarıyor.Umutlara ve kesin inançlara çarpıp düştüm,benimle birlikte bütün batan güneşler de düştü.