ama cesaretini yitirmemelisin. savaşmak kazanmaktan çok daha iyi, yolculuk yapmak varmaktan çok daha güzel. bir kez kazandın mı ya da gideceğin yere vardın mı, engin bir boşluktan başka bir şey duymazsın.
Kuşkulanmaktan korkmayana, bıkıp usanmadan ve ölüm tehlikesine aldırmadan nedenleri arayana, hayat verme ya da bunun geri çevirme bilmecesini kendi kendine sorana, bu kitap bir kadın tarafından tüm kadınlara adanmıştır.
Fabrikada herkes bize nazik davranıyor. Gülümsüyorlar, konuşuyorlar bizimle fakat hiçbir şey anlamıyoruz.
Çöl burada başlıyor işte. Sosyal çöl, kültürel çöl. Devrim günlerinin ve kaçışın heyecanı yerini sessizliğe, boşluğa, önemli bir şeye hatta belki de tarihe tanıklık ettiğimiz duygusuna kapıldığımız günlere duyduğumuz özleme, memleket özlemine, aile ve arkadaş özlemine bırakıyor.
Buraya gelirken bir şeyler bekliyorduk. Beklediğimiz neydi bilmiyorduk ama kesinlikle bu değildi: Bu kasvetli işgünleri, bu sessiz akşamlar, bu değişime kapalı, sürprizsiz, umutsuz, donuk hayat.
Maddi olarak eskisinden biraz daha iyi yaşıyoruz. Bir yerine iki odamız var. Yeterince kömürümüz ve yiyeceğimiz var. Yine de kaybettiklerimize göre çok ağır bir bedel.