Annemle babamı hiç böyle görmemiştim. Onlar her zaman tandığım en iyi insanlar olmuştur, ama bize karşı pek öyle istiflerini bozmuyorlardı, bırakın ellerimizi öpmeyi, şımarttıkları bile olmamıştı. Sosyalizmin çocukları -yerlerini bilmeleri gereken can sıkıcı veletler- fazla seremoniye girmeden sevilirdi.
Elimizde en azından, anne babamızın ölümünü yalnızca bir kez yaşayacağımıza dair tesellimiz kalıyor. Kendi ölümümüzden söz etmeye bile gerek yok. Onu bir kez bile yaşamayacağız.
İnsan ebeveynini hayalinde defalarca defneder. Onların bir gün öleceği korkusu, en erken korkularımızdan biri olmalı. Çocukken gece yarısı kalkıp annemin nefes alıp almadığını kontrol ederdim, diyor bir arkadaşım. Bir çocuğun, tek başına kaldığında, onlarsız yaşayamayacağı kişiler için duyduğu doğal endişe. Onlar için midir, yoksa çocuğun daha çok kendisi için duyduğu bir korku mudur bu? O anda böyle bir ayrımın olup olmadığından bile
emin değilim. Korku tek ve aynıdır.
"Tüm bunlar ne içindi? Çalışıp durmak ve boyuna kaygılanmak. Kör karanlıkta uyanıp depoya gitmek, teslimata çıkmak, gün boyu oradan oraya koşturup durmak, karanlıkta eve dönüp ellerinin karasını temizlemeye uğraşmak, masaya oturup yemeğini yemek ve sonra yine aynı şeyin bir benzerini yaşamak üzere bir kez daha karanlıkta uyanmadan önce sızıp kalmak. Hiçbir şey değişmeyecek, hiçbir zaman başka bir şey, yeni bir şey yaşanmayacak olabilir miydi?"