Korkunç şeyler yaşıyoruz, bizi ezen, un ufak eden şeyler. Fakat nasıl oluyor da, bütün bunlar fazladan bir damla merhamet yaratmıyor dünyada? Nasıl oluyor da, biri çıkıp Cehennem'in kapısından dönmüyor? Neden herkes kendinden önceki suçunu üstlenip kaldığı yerden devam ediyor can yakmaya? Dağ, taş, bütün dünya değdiği yeri yakıp kül eden hikâyelerimizle dolu. Toprağa sızıyor bunlar, bu koskoca dünya yarattığımız acıyla kavruluyor.
Bu kitap klasik anlamda bir roman değil. Daha çok insanın toplumla, otoriteyle ve kendi kabulleriyle ilişkisini sorgulatan bir düşünce kitabı. Gündüz Vassaf, totalitarizmi sadece siyasi rejimler üzerinden ele almıyor; ailede, okulda, iş hayatında ve günlük yaşamda da nasıl karşımıza çıkabildiğini anlatıyor. Kitap boyunca özgürlük, itaat, eğitim sistemi, toplumsal normlar ve bireysellik üzerine pek çok konuya değiniliyor. En dikkat çekici yanı ise bunları kesin doğrular sunarak değil, okuru düşünmeye davet ederek yapması. Bu yüzden okurken bazı yerlerde yazara katıldım, bazı yerlerde ise farklı düşündüm. Ama neredeyse her bölümde durup kendime şu soruyu sordum: “Gerçekten böyle mi düşünüyorum, yoksa bana öğretilen şekilde mi düşünüyorum?” İlk yayımlandığı tarihten bu yana uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen kitapta ele alınan birçok konunun bugün hâlâ güncelliğini koruduğunu görmek de oldukça etkileyiciydi.
Benim için cevaplardan çok sorular bırakan, üzerinde düşünerek okuduğum kitaplardan biri oldu. Kesinlikle tavsiye ederim.