Öğrenci kız aslında olay örgüsüyle değil ruh haliyle çalışan bir kitap.
çünkü kitap bir “hikaye” anlatmıyor, bir bilinç anlatıyor. genç bir kızın bir gününü okuyoruz ama o günün içinde koskoca bir varoluş sıkıntısı dönüyor.
Osamu dazai karakter yazarken aşırı dürüst. hatta rahatsız edecek kadar dürüst. öğrenci kızın düşüncelerinde hem kibir hem kırılganlık hem çocukluk hem de tuhaf bir büyüme sancısı var. bir anda dünyayı küçümsüyor, bir anda kendini küçücük hissediyor. bu çelişkiler zaten kitabın olayı. insanın tek bir duygu olmadığını suratımıza çarpıyor.
okurken büyük olaylar bekleyen biri hayal kırıklığı yaşayabilir çünkü bu kitap bir günün içine sıkışmış küçük düşünceler kitabı gibi görünüyor ama aslında o küçük düşünceler insanın kendini inşa etme ve aynı anda yıkma sürecini anlatıyor.
dazai, genç bir kızın zihnindeki kibri, korkuyu, büyüme sancısını ve anlamsızlık hissini filtresiz veriyor. okurken yer yer karakteri yargıladım, yer yer kendimi yakaladım.
en rahatsız edici kısmı da buydu; bu düşünceler bana yabancı değildi.
karakterin zihnindeyken şunu fark ettim, burada asıl mesele ne okul ne aile ne de gündelik olaylar. mesele, kendini sürekli izleyen bir bilinç. öğrenci kız hem yaşıtlarını küçümsüyor hem de onların onayına ihtiyaç duyuyor. hem yetişkin gibi düşünmeye çalışıyor hem de çocuk kalmak istiyor. bu çelişki kitabın nabzı.
dazai, gençliğin o rahatsız edici dürüstlüğünü saklamıyor. karakter bencil olabiliyor, yapay olabiliyor, hatta yer yer itici bile ama tam da bu yüzden gerçek. belki de kitabın gücü burada. karakteri sevmek zorunda değilsin ama onun zihninden çıkınca kendi zihnine dönmek zorunda kalıyorsun. kısa bir metin olmasına rağmen bıraktığı etki uzun sürüyor. çünkü anlattığı şey geçici bir gün değil, büyümenin sancılı ve biraz da utanç
normal people bence aşk romanı değil bir iletişimsizlik otopsisi
iki insan birbirini deli gibi istiyor ama kendi travmalarını daha çok seviyor
marianne sevgiyi hak etmediğine inanıyor connell ise sevilmeye alışık değil
ikisi de zeka küpü ama duygusal olarak çocuk.
bu kitapta en çok canımı sıkan şey şu oldu
bu ikisi kötü insanlar değil
hatta birbirlerini gerçekten anlıyorlar
ama kimlikleri ve sınıf farkları araya görünmez bir duvar örüyor.
connell okulda popüler ama evde yoksul
marianne evde zengin ama duygusal olarak terk edilmiş
ikisi de bir yerde yalnız.
romantik mi
hayır
gerçekçi mi
fazlasıyla
çünkü sevgi tek başına yetmiyor
zamanlama yetmiyor
cesaret yoksa hiçbir şey olmuyor.
okurken sürekli içimden şunu dedim
bir mesaj atsanız her şey çözülecek
ama atmıyorlar
çünkü insanlar bazen mutlu olmaktan daha çok acıya alışkın.
bence bu kitabın olayı şu
aşk bazen kurtuluş değil
aynadır
ve aynada kendini görmek herkesin harcı değil.
Normal PeopleSally Rooney · Hogarth Press · 20199,8bin okunma