Berin Pekcan

Firdevs
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2022 4. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2022 05:02
Çok, çok ağır oldun benim için. Birkaç saatte bitirdiğim, uzun zaman sonra uğruna uykumdan vazgeçtiğim ilk kitap oldu Firdevs. Ne hissedeceğimi bilemediğim, midemde keskin bir ağrı bırakan hayat hikayesi. Göz yaşlarıma hakim olmaya değil kasılan çenemi gevşetmeye çalıştım her bir sayfada. Sona birkaç sayfa kala başladım bu incelemeye çünkü sürekli kitabı kapatıp ne yapacağımı bilmez ama kesinlikle insanlara Firdevs’ten bahsetmem gereken bir halde buldum kendimi. Firdevs’in hikayesi Orta Doğu’da kadına biçilen rollerin o role bürünen kadına ödettiği bedeli gözler önüne seriyor. Günün sonunda görüyoruz ki bir toplumda kadının en aşağılık durumda olduğunu düşündüğümüz fahişelik rolünde bile aslında kadın daha değerli. Beni derinden yaralayan ayrıntı Firdevs’in kağıt paraya ömründe ilk defa yirmili yaşlarının ortasında dokunmuş olması oldu. Kadınların eş ya da köle olarak ekonomik döngüde hiçbir rolü yok. Sıfır Noktasındaki Kadın aslında bizim için bir yaşam öyküsü olarak kalmamalı. Özellikle son zamanlarda değişen siyasi dengelerde toplumun ne şekilde evrilebileceğine dair fikirleri iç dünyamıza başarıyla taşıyor. Her birinize bu yaşam hikayesini okumanızı tavsiye ederim. “Artık onuru korumak için büyük paraların gerektiğini ama büyük paraların onuru yitirmeden kazanılamayacağını öğrenmiştim.”
Hayat ve İnsan
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Okuyucu
7/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
Bu inceleme kitaba dair spoiler içermektedir! Bu metin bir ödev metnidir. Telif haklarının tamamı hesap sahibine mahsustur. Bernard Schlink tarafından yazılan ‘Okuyucu’ romanı, aralarında 21 yaş fark olan Michael ve Hanna’nın hikayesini anlatıyor. Pek de masum sayılamayacak bu ilişkinin üzerinden uzunca bir zaman geçmesinin ardından artık hukuk öğrencisi olan Michael, Almanya’nın karanlık Nazi geçmişinin yargılanma sürecinde Hanna’nın sanık konumunda bulunduğu bir davada eski aşığıyla karşılaşır. Gizemli Hanna’nın sırlarını ortaya seren bu dava geçmişe dair pek çok soru işaretini de ortadan kaldırır ve kendi hayat mücadelesi içinde başka kimselerin hayatını karartan Hanna ağır bir hapis cezasına çarptırılır. Romanda çok hassas bir konu olan Yahudi soykırımına değinildiğinden ve Hanna karakterinin de soykırım konusunda romandaki en bariz suçlu olmasından dolayı akıllarda kitabın Almanların kolektif suçlarını aklamaya çalışıp çalışmadığı sorusu canlanıyor. Ana amaç bir aklama olmasa dahi Hanna bir suçlu ve ortada bu suçlu kadına aşk duygusuyla bağlanmış bir hukukçu var. Bu da etik sorguları beraberinde getiriyor. Hanna’nın suçlarından haberdar olduğumuz kısımlar da dahil olmak üzere romanın pek çok yerinde Hanna’ya karşı bir sempatizanlık var. Anlatımın da aşığının dilinden olması bu sempatinin en büyük kaynağı. Hanna’nın romandaki yerini anlamak için bu karakteri analiz etmek gerekir. Hanna ilkel bir kadını yansıtıyor. Hayatta kalma konusunda bir usta. Tek başına ve yalnızlık içerisinde. Hayattan bir şey istemeyen ve beklemeyen bir kadın. Kendisinden 21 yaş küçük bir oğlan çocuğuyla birliktelik yaşaması etik değerleriyle ve suçluluk duygusuyla ilgili okuyucuyu ciddi şüphelere düşürüyor. Bütün bunların ötesinde tam bir kapalı kutu. Karşısındaki kim olursa olsun
Hukuk
OkuyucuBernhard Schlink · İletişim Yayıncılık · 20144,605 okunma