Tanzimat dönemine özgü tesadüflükleri barındıran bu kitabı sevdim diyebilirim. Elbette teknik açıdan başarısız olsa da; romanın daha yeni yeni girmeye başladığı coğrafyamıza ait, kadın erkek ilişkilerine değinen, betimlemelerin bir hayli güzel yapıldığı, ahlak sorunlarına değinen, bireysel çıkmazların da malzeme edildiği ilkler için anlamlı bir kitap.
Ali beyin mehpeykere duyduğu tutkulu ve yoğun aşkı; Ali beyin babasının ölümünden sonra sevgi arayışına çıkıp afallaması olarak yorumluyorum. Bu ilişki döngüsü kanımca asla bir aşk değildi. Aksine ders çıkarılması gereken sevgimizi nasıl harcayacağımızı düşüneceğimiz ibretlik bir olay dizisi… Namık Kemal kadın karakterleri olası ve olay dahilinde anlatabileceği en farklı şekillerde çözümlemiş. Elbette iyi kötü ayrımını çok klasik görebileceğimiz bir eser olduğunu söyleyebilirim. Karakterler kendilerini gizlemiyorlar. Ali beyin düşüşünde toplumun rolü olduğunu düşünmüyor değilim. Mehpeykerle olan birlikteliğinde elbet hem ilişkilerini, hem de ilişkilerinin toplum düzeyinde yarattığı ve Ali beyin karakterine dair duyulan infialin de etkilediği duygular olmuştur. Oldukça sade bir eser. Namık Kemal’in anlatımda etkisi elbet vardır ama ben Tanzimat dönemi anlayışının ve halka birtakım şeyler öğretme gayesinin bu eser üzerinde etkisinin daha çok olduğunu düşünüyorum. Bence herkes okuyabilir. Ufak bir dipnot vermek gerekirse kitabımız Türk edebiyatımızda ilk edebi roman olma hüviyetini de taşıyor. Bu bakımdan da eser epey kıymetli.