Yalnızlık, amaçsızlık, nedensizlik, varoluş, yabancılaşma, tiksinti, bulantı krizi, sorgulama, hüzün... Günlük tarzında, okurken düşündüren yormayan güzel bir kitap
BulantıJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 202528,1bin okunma
Kitabı çok derinlikli buldum. Dostoyevskinin elinden çıktığı çok belli. Kitapta 2 kısım var:Yeraltı ve notlar. Yeraltı kısmı felsefik ve yoğundu zor ilerledi ama notlar kısmının fikir temelini oluşturdu. Genel olarak insanın bir şeyi çıkarına uymasa sırf canı istediği için bile yapabileceğini savunuyordu. Kitapta bazı kısımlar çok karamsardı mesela bir böceğe bile imreniyordu yazar ben bir böcek bile olamadım tarzında. Aslında bazı kısımlarda kitapta kendinizi buluyorsunuz hoşunuza gidiyor ama kitaptaki karakter biraz ileriye gidiyor son sayfada dediği gibi: "Ben kendi hayatımda sizin cesaret edemeyip yarıda bıraktığınız şeyleri sonuna kadar götürdüm o kadar üstelik siz tabansızlığınıza sağduyu duyuyor böylece kendi kendinizi aldatarak avunuyorsunuz" Karakter düşünmekten çevresindekilerden nefret etmekten deliriyor krizler geçiriyor ki notlar kısmınında artık olaylar gelişmeye kitap akmaya başlıyor. Yine karakterinden aklından geçen her şeyi duyuyoruz. "Yeraltı" filminden hayran kaldığım yemek sahnesini kitapta daha yoğun hissettim. Sonrasında gelen hayat kadınıyla olan konuşması sonra ona adresini verip sonradan gelmemesi için kendini yerden yere çaldığı devamında evindeki hizmetçisini saygısız ve soğuk bulmasıyla yine delirirken kadının gelişiyle iyice patlaması. Çok karmaşık, ilgi çekici ve kesinlikle tekrar okuyacağım bir kitap.
Peyami Safa'nın çevirisi etkisini göstermiş, eski türkçe sözcükler sıklıkla vardı ve çoğu bilmediğim kelimelerdi ama genel olarak üslup bakımından kitabı bir türk yazmış gibi hissetirdi.
Sefalet, açlık, gurur, aşk ve delilik temaları var. İç dünyayı anlatan cinsten kitap. Bazı kısımlar gereksizdi. Ama bence; fakir olan bir insanın zengin olan birine göre daha hassas, ince oluşunu güzel anlatmış. Beğendim ama bu çeviriden okumanızı önermem.
Eksi yönleri sürekli aynı cümleleri sık sık tekrarlaması. O konuda sevmedim ama genel olarak değindiği yerler çok önemli konular ve yeni bakış açıları getiren, yazarın Nietzschenin anlatmak istediğini bize göstermeye çabaladığı bir minikitap
Altıncı Koğuş Kitabı beğendim. Gerçek acıları görmeden "mutluluk içimizde" felsefesini benimsememeliyiz belki de. "Acı dışarıdaki değil içindekilerdir" düşüncesine katılırken hikayenin sonunda bu fikirden baya uzaklaşmış, bu gibi acı,mutluluk,hayat gibi mevzulara farklı bir açıdan bakıyordum. Kitap kesinlikle sorgulatıyor. Popüler bir kitap olması haklıymış. Kesinlikle okunmalı