Berk Karademir

Berk Karademir
@berkorek
Her zaman analojik düşün, empati yap, hayatını sev. open.spotify.com/user/2162me3a3l...
Iztech -
Кърджали, 2000
295 okur puanı
Eylül 2022 tarihinde katıldı
Mavi Kırışıklıklar
"Ne olduysa dün gece oldu bana Ege deniziyle birkaç kelamdan sonra Ayın şavkı ve yıldızlar eşlik etti bize Kuşların cıvıltısıyla renklendi Balıkesirim." Fakat bir şey eksikti bu tabloda, galiba bendim o... Sesim yankılanmaz olduğunda anlamıştım eksikliğimi sularımda. Hani insanı içine alırmış ya sonsuz derya. Benimde sesimi alıp, yutmuştu. Sayısızca iç ürpertisi yaşadım, durdum. Ben bunların hepsini sadece sana yordum. Balıkların, bir de denizcinin sesini duydum sonrasında: -Evine git artık evlat. O sırada bir balık tam önümden atladı. Sonra döndü maviliğine. "Mazur görsene bir kere beni" dedim, denizciye. Hem dayandığım onca taşa ve kuma Çok ayıp olmaz mı sonra? "Ben hem maviyim hem de kurşuni Hem denizim hem alacasına tanyeli Ben bütün renkleriyim bu tablonun Hem eksiğim hem de afaki..." Geldi, oturdu yanı başıma. Elinde yakut kırmızısı bi' bira ve az önce içlendiğim denizin kokusuyla. "Bir şey der" dedim, ama demedi. Tam o sırada bir balık daha atladı.
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İsimsiz
Sular taşlarla sevişirdi Akşamüstü karanlığı Gecenin koynundayken Yüreğime dolardı Mahru bakışlı kadının gözleri Bi' pazar ertesi kırılganlığıyla Yanaşırdı rüzgar görmeyen sularıma Ay uzaktaydı bilmezdi Fakat ben bilirdim. Berk Karademir
Edebiyat
Metronom- Bölüm 1
Hanım mı bekler burada bu geçkinler, bilmem. Ellisinden ölümüne bir ince belliyle hayat geçirende nemelazım akıl aramak doğru mudur? Onları her gördüğümde beni içlerine sıkıca saran bu duygu; çocuklarını, torunlarını okutmamdan mı kaynaklanıyor yoksa? Evet sorularım var. Bir çoğu halihazırda kelamlarıma dökülüyor ve bi' o kadarı da beynimde tecelli ediyor. Ya ben de onlardan biriysem peki. Sadece dünyaya sınırlamışsam kendimi. Bilmiyorum ama epey doldum artık. Dün Seyfo Dayı'nın torununu okuldaki kiremitleri sökerken yakaladım. İnsan anlam veremiyor bazı şeylere, be mübarek söktünde ne yapacaksın onları? Çektim kenara, kızmadım önce, dedim oğlum neden söküyorsun kiremitleri? Ağzından tek bir kelime anlamıyorum sıpanın. Sadece kuru sessizlik. Çocuk yetiştirmek başlı başına zor iş. Taşra bir ildeki, adına daha gelmeden önce öğrendiğim bu kasabada iki öğretmenden biriyim. Başta zorlanırsın ama sonra seversin dediler, sevemedim...Her neyse bizim sıpayı biraz daha zorlayınca aldım ağzından lafı. İtine ev yapacakmış. Ama nasıl mahsun söylerken görmeniz lazım. Kızmadım, kızamazdım ona. İnsan bu yaşta eğiliyor bilirsiniz. Anasını babasını akşamdan akşama gören bu çocuklar bizleri ana baba eyliyor artık. Her yaptıklarımızı da kopyalıyorlar. Geleceğin şeytanlarını da, meleklerini de bizler eğitiyoruz. Berk Karademir
Edebiyat
Kadırgalı İsmail- Bölüm 1
Yedinci ayın onbeşinci günü... Melahati evine bıraktım. Memleketin iti, uğursuzu eşlik ediyordu yollarıma. Büyük adımlarla kendimi benim takaya atmam onbeş bilemedin yirmi dakikamı almadı. Etraf sessizdi, sanki bir önceki günden bir farkı vardı. Her gün aynı teraneyi bile isteye yaşatıyordum kendime. Uzandım... Uyumuşum öyle bir kırk-kırkbeş dakika içim geçmiş.. Bizimkiler almış eline sazı bir şeyler tıngırdatıyor. Şu siktiğimin hicazı bana hep Serpil'i hatırlatıyor Serpil...Fâtih'in en büyük yangını böyle bilinsin. Beni yakıp, yandıran. İçimdeki kor alevi ona borçluyum. Neyse yine aynı rutin. İki duble rakı doldurdum kendime. İçtim birini, diğerini fırlattım denize. Ölmüşlerinin ruhuna deysin.. Gözlerim hafiften kapanmaya başladı. Uyandığımda hava kararmıştı. Denizin hafif dalga sesleri takaya çarpıyor, uzaklardan ara ara bir martının çığlığı duyuluyordu. Başım hafiften zonkluyordu, uykunun o garip mahmurluğu içinde kalmıştım. Ayağa kalktım, bir sigara yaktım. Serinlik, rakının da etkisiyle, vücudumun her yerinden geçiyordu. Takadan kıyıya doğru baktım, Melahat aklımın bir köşesinde belirdi yine. Giderken yüzündeki o tuhaf hüzün, bende mi kalmıştı yoksa ona mı yüklemiştim bilmiyorum. Belki de onunla devam etmek doğruydu ama işte, insan kendi içinde yangınlar varken bir başkasının alevini taşıyamıyor. Hele o yangın Serpil gibi biriyse... Onu düşündüm. O ilk karşılaşmamızı, gülüşünü, saçlarının rüzgarda savruluşunu… Ne kadar da uzak bir anı gibi geliyordu şimdi. Oysa her şey o kadar yakındı ki. Biraz daha rakı doldurdum. “Bunu sana kaldırıyorum Serpil,” dedim içimden, “bir de kendime.” İlk yudumu aldım. O ilk günkü gibi yakmadı artık, boğazım alışmıştı. Derken, takanın yanına doğru bir gölge yaklaştı. Gözlerimi kısmaya çalıştım ama tanıyamadım. Ay ışığı hafiften denizi
Edebiyat
Sürü
Gözlerime doluyor güneşin ışınları Bir bahçe var, bir de yavruağzı çiçekleri Sürüler geçiyor, Boyunlarında hasırdan çıngırak! Hangi yöne baksam onları görüyorum. Berk Karademir
Edebiyat