Fatma

Fatma
@berlifitzing
“So many books, so little time.”
Betimlemelerin muazzamlığı
Yaklaştıkça gözlerinin etrafındaki halkaları farkettiler, sanki yanmakta olan bir öbek otun üzerine eğilip dumanında durmuş gibiydi. Yüzünde çizgiler vardı ki, bunlar kaygıdan ziyade kahkahadan oluşmuş çizgilerdi. O çizgili yüzün tepesindeyse kızların taptığı, genç ve yakışıklı delikanlılardan oluşan bir müzik grubunun üyelerininki gibi jöleyle diken diken yapılmış saçlar vardı ve çenesini de muhtemelen ileride keçi sakala dönüşmesi umulan bir tüy yumağı süslüyordu.
Reklam
Film yine atlıyor. Şimdi çevresinde daha da çok insan toplanmış. Çok uzun boylu görünüyorlar, ve Jonesy tabuttan cenazenin böyle göründüğünü düşünüyor. Buradan Ray Bradbury’nin bir öyküsünü hatırlıyor, adı “Kalabalık”. İnsanlar kaza yerlerinde toplanıp -hep aynı yerler- söyledikleriyle kaderinizi belirliyorlar. Eğer durup o kadar kötü olmadığını, neyse ki otomobilin son anda direksiyon kırdığını söylerlerse iyileşiyorsunuz. Öte yandan, eğer kalabalığı oluşturan insanlar, kötü görünüyor ya da bence yaşamaz, gibi şeyler söylerse ölüyorsunuz. Hep aynı insanlar. Hep aynı boş, aç yüzler. Kan görmeye ve yaralıların iniltilerini duymaya meraklı seyirciler.

Fatma

, 2018 okuma hedefini ekledi.
2018 OKUMA HEDEFİ
80/76 kitap - %105 tamamlandı
80 kitap okudu
76 kitap
26,3bin sayfa
0 inceleme
40 alıntı
Bence Norval insanları sadece beyinleriyle, sahip oldukları entelektüel güçle yargılıyor. Mantık yoksa, eğitim yoksa... Alay edip geçiyor. Ama annem iki tür zeka vardır, derdi: Beynin zekası ve yüreğin zekası. Bence ikincisi çok daha önemli. Sence? ... Yüreğin zekası. Nezaket, cömertlik, hoşgörü, zayıflığı kabul etme. Annemin deyişiyle L’intelligence du coeur.