Etik ilişki değerlerine önem veren ve varoluş kaygısı duyan insanların okuduklarında, bu konular hakkında önemli anlam ve mesajları çıkarabileceklerini düşündüğüm çok çok severek okuduklarım arasında yer alan bir roman olduğunu belirterek incelemeye başlıyorum :) Romanın ana karakteri olan Akakiy, bana göre kendi olanaklarını bilen ve kendini çok iyi tanıyan bir kişi çünkü kazandığı para onun ihtiyaçlarına yetmediği halde yeni bir palto diktirebilecek durumu kendi kendisine yaratıyor ve bunu tek başına başarabildiğini görmek ona varolma cesaretini de kazandırıyor.
Yeni paltosuna bakması veya giymesi ona yaşadığı dünya da varolabilme cesaretini hatırlatıyor. Sanki eski paltosu ile görünmezmiş ama yeni paltosu ile insanlar arasında görünür oluyormuş gibi. İşte bu yüzden yeni paltosunun onun için kağıtları temize çekmekten daha anlamlı hale geldiğini düşünüyorum. Paltosu çalınınca da varoluşu ve görünür olması anlamını yitirdi, kendince belirlenmişliği ve öz güveni bir anda yok oldu. Herkes için söylenemez belki ama bazı insanlar için de bu durum böyledir. İnandığımız, değer verdiğimiz ve çok büyük anlamlar yüklediğimiz şeyleri kaybettiğimiz an da yaşama olan inancımızı da kaybederiz hatta Tanrıya olan inancımız bile bundan nasibini alır. Belki Nietzsche gibi cesaret edip "Tanrı öldü" diyemeyiz. Ama her fırsatta suçlayacak birisi, birileri, bir şey olsun isteriz. Çünkü bizler kendini onaylama cesaretini bir türlü göstermeyi bilmeyiz.