"Büyük Savaş başlayınca İttihat ve Terakki Hükümeti, böyle bir tasarıyı (bedelli askerlik) Meclis-i Mebusan'a sundu ve yasalaştırdı. Şöyle: 'Savaş yükümlülükleri, ihtiyaçların karşısında önemsiz kalır. O günlerde karşılıksız kağıt para basamadığından, para bulmak kaygısıyla Hıristiyanlar gibi bir kısım Müslümanlar için de bedel usulüne gidilir... 8 Ağustos'ta çıkartılan bir geçici kanunla askere alınması gereken bir kısım Müslümanlar 30 altın karşılığında vatan hizmetinden bağışlanır. Böylece yarım milyondan fazla şehit verdiğimiz Dünya Savaşı'nda varlıklı Müslümanların savaş dışı kalması yolu açılmış olur."
Şu doğru değil: Terakkiperver Fırka'yı Mustafa Kemal kurdurmadı. Ancak Takrir-i Sükun düzeninde hesaplaşma zamanının geldiğine Mustafa Kemal karar verdi. Kendisinin liderliğini çok önceden kabul etmemiş olan ne kadar paşa varsa hepsini İstiklal Mahkemesi'nin önüne çıkardı. İstiklal Mahkemesi Başkanı ile K. Karabekir arasında şöyle bir sorgulama geçti. Başkan "Benim kanaatime göre, bu gibi fırkalara memleketin tahammülü yoktur" dedi. Karabekir "Hayır... Ben aksi kanaatteyim... Memleket demokrasiye layıktır, millet mudriktir" cevabını verdi. Başkan devam etti: "Ona şüphe yok, elbette memleket mudriktir. Ancak bu tarzdaki fırkalar sonralarında defterlerini malumatınızı seyyiat ile kapatıyorlar." Karabekir şu cevabı verdi: "Kabahat kimin? Fırka kurdurmamak, hükümetin elinde idi. Halbuki kurulurken 'çalışınız, biz de diliyorduk, memlekete lazımdır, mübarek olsun, Allah muvaffakiyet versin' diye bizi hararetle teşvik ve teşçi edenlerin başında hükümet vardı. Sonra ne oldu?"
Lucas, şuna inanıyorum ki bütün insanlar dünyaya en azından bir kitap yazabilmek için gelmiştir, başka bir şey için değil. İster sıradan ister çok özel olsun, önemi yok, yazmayan kişi yitik insandır, iz bırakamadan gelip geçer.