Roman, Anadolu'nun bir köyünden İstanbul'a göç eden Aktaş ailesinin hikâyesini anlatır. Ailenin kızı olan Dirmit, yoksulluğun, geleneklerin ve baskıların içinde büyüyen bir kız çocuğudur. Köyde doğaüstü olaylar, büyüler ve batıl inançlar iç içe geçmiştir.Cinlere vs inanıyorlar.Aile zamanla şehre göç eder, ama köydeki baskıların yerini bu kez şehirdeki yoksulluk ve uyumsuzluk alır. Dirmit’in ailesi, özellikle babası onun okumak, düşünmek ve kendini ifade etmek isteyen yapısını bastırmaya çalışır.Onu engellemeye çalışırlar.Dirmit, ailesine ve çevresine karşı içsel bir isyan geliştirir.Yazmak, şiir, ve konuşmak, Dirmit için bir direniş biçimidir. Konuşması yasaklandığında bile iç sesiyle, defterleriyle ve hayal gücüyle var olmaya çalışır. Roman, Dirmit’in kendi kimliğini bulma, baskıya karşı direnme ve büyüme hikâyesidir.Dirmit, konuşmanın yasak olduğu bir evde, kelimeleri içinde büyüten bir kız çocuğudur. Herkesin susmasını beklediği bir yerde, o içinden bağırır. Çünkü Dirmit’in derdi yalnızca yaşamak değil, anlaşılmaktır.O, babasının gözünde inatçı bir kız çocuğu. Ama kendi gözünde, defterine sakladığı kelimeleriyle ayakta kalmaya çalışan bir ruh. Kalabalık bir ailenin içinde yalnız bir sese dönüşürken, kimse onun gözlerinden taşan soruları, içini kemiren korkuları, geceleri tavanı izlerken yüreğinde büyüttüğü cümleleri duymuyordur. Herkes onun sessizliğini usluluk sanar, ama Dirmit sessizliği bir zırh gibi kuşanmıştır. Çünkü konuştuğu her an kırılmış, her harfi bir yasak gibi önüne yığılmıştır.O da çareyi kuşkuşotuyla konuşmakta bulur bu yüzden daha da ileri götürülüp içine çin kaçmakla ve delilikle suçlanır.Yine de pes etmez. İçinde bir kıvılcım gibi yanan bir güç vardır: Yazmak. Defterler onun dünyasıdır. Kimsenin ulaşamayacağı kadar derin, ama kendine en çok