Birkaç gün önce yakın tarihte yaşanmış Tazmamart olayının kitabını ( Işığın O Kör Edici Yokluğu ) okuyup üzülmüştüm bazı insanlar bir lokma ekmeğe bir parça gün ışığına muhtaç halde işkencelere hastalıklara maruz kalarak yaşam mücadelesi veriyormuş diyerek, iki gündür de insanlığı yeniden dehşete düşüren Sadnaya hapisanesinden gelen fotoğraflara bilgilere üzülüyoruz. Bunun aynısı İsrail hapisanelerinde de var Doğu Türkistan'da da yaşanıyor, hatta Avrupa'nın göbeğinde pedofilist Yahudiler tarafından da yaşandı ve üstü ört bas edildi.
Dünya olarak, insanlık olarak nereye gidiyoruz bilmiyorum kimsenin bildiğini de sanmıyorum artık.. Bildiğim tek bir şey var ki "o gün" kimse için hiç de kolay olmayacak..Hani sınava çalışması gereken bir öğrenci oyun oynamaya devam etse deriz ya "yarın sınavda bunu sormayacaklar" diye. Eminim bizim sorularımız da hiç beklemediğimiz yerlerden gelecek ve o dehşet verici gün muhakkak gelecek...
10.12.24
Bizi karanlığa mahkûm etmek istiyorlar, yaşadıklarımızın sorumlusu olarak inancımızı sorgulamamızı istiyorlar, inancımızdan utanmamızı istiyorlar. O yüzden her şeyimiz tartışma konusu olsun istiyorlar. Hakikatle aramızı açmak, bizi hakikatten uzaklaştırmak için uğraş veriyorlar.
Selamün aleyküm..
Tarihte yaşanmış gerçek bir hikayenin anlatısı olan o kitap. Bana en nihayetinde insan denilen varlığın gerçekte kendi emelleri uğruna ne kadar çirkin ve ahlaksızca davranabileceğini ve elimizin altında basit olarak gördüklerimiz de dahil ne kadar çok nimetin var olduğunu hatırlattı..
Kitabın benzer bir şemasını seneler önce Yoldaki Mühendis kitabında görmüştüm. Bu yüzden hikaye beni şaşırtmak yerine gerçekliğinden iğrendirdi ve fırsat bulduğum ilk zamanda bu konuyu araştırmam için heveslendirdi.
Kitabın birçok incelemesini okudum da benim bu noktada bir şey yazmam işten bile değil, bu notu bir nevi kendim için yazıyorum..
Sınav sürecimde bir tarih hocamız bir savaş zamanında kör edilmiş, kafa derisi traşlanmış ve kavurucu çöl sıcaklarında salıverilmiş askerlerimizden bahsetmişti. Bu tür olayları duyduğum gördüğüm okuduğum her yerde onları da yâd ederim..
İnsanlık olarak gerçekte bizim olmayan ve asla da olmayacak olan topraklar için yaşamlar için ne kadar çok savaşıyor ve ölüyoruz.. Gelecek ne şekilde tezahür edecek merakla bekliyorum. İnşaallah merhametini vicdanını insanlığını kaybetmemiş insanlara tanık olur bundan sonra zamanımız, çağlarımız ve topraklarımız..