İnsan eğer mutluluk duygusunu tatmak istiyorsa gelecekteki kurgusal mutlulukların peşine düşmek yerine, geçmişteki ve halihazırdaki mutluluklarını yeniden ve sık sık hatırlamalı, onlarla bağlantılı şükür borçlarını ödemeye girişmelidir.
Acılardan ırak, mutluluklarla dolu bir dünyevi gelecek talebi hepimize aittir.
Oysa geçmişteki nimetlerin bedeli ödenmemiştir. Var olma talihinin, insan olma nimetinin, insanlar içerisinde İslamla şereflendirilmiş olma lütfunun, değil karşılığının verilmesi, şükrü ve minnettarlığı bile doğru düzgün gerçekleşmemiştir. Geçmişte yaşanan sayısız büyük mutluluğun teşekkür karşılığı dahi yarım yamalaktır.
Bu hayatta, bundan sonraki zaman diliminde insana hiçbir nimet erişmese, bundan böyle hiçbir mutluluk yüzü görmese bile, bundan evvelki sayısız nimet, bir ömre vurulduğunda hak edilenden, tahmin edilenden, beklenenden ve lüzumundan fazla çıkar.
İnsanın hissiz ve duyarsızca aldıklarına bakıldığında, gelecek nimetler ve mutluluklar karşısındaki hırslı hâli yüz kızartıcı bir tutumdur. Aldığı borçların hiçbirini ödememiş birinin umarsızca gelip yeniden ve daha fazla borç istemesi gibi garip bir tutumdur bu.
Kimseyi elindeki nimetten dolayı kıskanma. Allah'ın o nimet karşılığında ondan neler aldığını bilemezsin. Başına gelen hiçbir musibete de üzülme. Karşılığında Allah'ın sana neler vereceğini bilemezsin.
Hastalığın, fakirliğin, açlığın ve günlük ihtiyaçların zedelediği iman, hakiki iman değildir. İmanın cevheri ve sıhhati musibet vaktinde ortaya çıkar ve imanın nuru işte o zaman görünür. Bela askerleri çıkageldiğinde belli olur.
Abdülkadir Geylani Hazretleri