Nimetler önceleri hep belli vakitlerde ve belli şartlar da gelirken artık aynı vakitlerde ve aynı şartlarda bile gelmez olur. Bu da yaratıcının meşîetini, ilahi iradenin varlığını ve mutlaklığını, verenin o olduğunu, bu nimetlerin kendiliğinden gelmediğini, görünen sebepleri vasıtasıyla da oluşmadığını, onun verdiği kararlarda hiçbir baskıya, hiçbir sınırlamaya, hiçbir zorlamaya maruz olmadığını göstermek için determinizm perdesini yırtması demektir. Bu tabloda insan, aslında her anda, her işinde ona muhtaç ve rububiyetine bağlı olduğunu anlar. Böylece insanın gafleti dağılır, duyarlılığı artar, bakışları sebeplerden müsebbibü'l-esbab'a (sebeplerin yaratıcısına) döner.