Bizim için tehlike arz eden her varlık ve hadisenin ipi, nihayetinde Allah'ın kudret elindedir. Onların bize verebileceği zararların son çizgisini de Allah çizmiştir.
Rabbimizin Hallâk ve Alîm olması pek çok açıdan bizlere güven ve ümit verir. İçinde bulunduğumuz hali O'nun bildiğini ve bizi oradan çekip çıkarmaya, yeni bir yol yaratmaya gücünün yettiğini bilmek insanı ümitsizliğin dipsiz kuyusundan çeker çıkarır. Hatta imtihanımız bitmese dahi O'nun bildiğini bilmek, "Olanda hayır vardır." demeyi kolaylaştırır. Bu bakış açısı da sorunları daha kolay aşmamıza yardım eder. Böyle düşünmek insanı eylemsizliğe itmez, aksine ümitsizlikten kurtararak harekete geçmek için motive eder.
..Tam bu noktada marazi bir şekilde kendini suçlayıp durmakla öz eleştiriyi birbirinden hassas bir ölçüyle ayırmak gerektiğini de hatırlayalım. Şimdi kendimize soruyoruz: "Bu durumda ne yapacağız?" Cevap: Tevbe istiğfar. Düzeltilebilecek bir durumsa düzelteceğiz; düzeltilemeyecek bir durumsa, geçmişe ah vah ederek bugünü ziyan etmemeyi seçeceğiz. Mümin ibnü'l vakt, vaktin çocuğu demektir. Geleceği hayal ederek ve geçmişi devamlı tekrarlayarak şu ânı ziyan etmez. Bunu yaşamamız gerekiyormuş demek ki bundan ders alırız, oradaki hatamıza tevbe istiğfar ederiz.